İçeriğe geç

SYM QUADLANDER 600

2 Kasım Çarşamba gecesi, dmi.gov.tr bana ertesi gün Gaziantep’in sağanak yağışlı olacağını söylediğinde heyecanlanmadım desem yalan olur zira o anda, sevgili Murat Dike abimle planladığımız ATV testini gerçekleştirmek için telefonda görüşüyorduk ve son sözüm “İnşallah yağar” oldu. Saat biraz ilerlemişti ve zaten yorgun olan bünyem usul usul yatağıma yönelmeye başlamıştı. Sağanak yağmur altında ATV testi yapmanın neye benzeyeceğini düşünüp gözlerimi kapattım.

Normalde ben uyanıp yatağı terk edene kadar yeni M5 Nordschleife’de birkaç tur atabilir fakat bugün aynı M5 0-100 hızlanmasını tamamlamadan ben yataktan çıkıp pencereden dışarı bakabilmiştim. Yağmur yağıyordu! Tulumumu, eldivenlerimi ve ayakkabılarımı çantama yerleştirip üstlerine bir takım yedek kıyafet koyduktan sonra fermuarı çektim ve evden çıktım.

Murat abinin yerinde buluşup test edeceğimiz canavarı sığınağından çıkarmak üzere hareket ettik. Vardığımız yerde giyindim ve ısınması için bir süredir çalışır halde duran; ilk gördüğümde iştahımı kabartan bu aleti süzdüm. Hazırız ve işte gidiyoruz!

ATV’leri severim çünkü motosiklet gibi görünseler de tamamen otomobil fiziğiyle çalışırlar. Arkadan iter modeller “tam kilit” modundan çıkmadıkları için ıslak veya çamurlu zeminlerde yanlama canavarlarına dönüşürler. Rüzgarı, suyu, toprağı teninde hissederek “kombo dorifto okinez” salatası hazırlamak çok eğelencelidir. Daha önce pek çok defa arkadan iter ATV modelleri kullanmıştım fakat bugünkü canavar biraz farklı… Araç SYM Quadlander 600. İsmindeki 600, motor hacmini ifade ediyor. 20 hp güç üreten bu motor, cvt şanzımanla kombine edilmiş ve toplam ağırlık 333 kg. İster arkadan iter, ister dört çeker kullanabileceğiniz aracın arazi sürüşleri için “low range” modu da mevcut. Fiyatı 20.000 TL’nin biraz üzerinde. Benim kullandığım modelde önde vinç ve arkada port bagaj mevcut. Kısaca fotoğraflardaki şeyin aynısından (ben hariç) istiyorsanız, ödemeniz gereken rakam ortalama 23.000 TL. Değer mi? Göreceğiz.

Frene basıp 4L moduna geçtikten sonra tam gaz verip, düz bir çizgide hızlanıyorum. Ortada benden başka sarsılan hiçbir nesne yok. Garip ama doğru! Yürümekte zorlandığım tarlanın ortasında 50 km/s hızla ilerlemek çok kolay. Etkileyici… Şimdi biraz viraj zamanı! Aynı şekilde hızlanıp, ağırlığı vücudumla dengeledikten sonra sertçe dalıyorum viraja. Can sıkıcı ama ortada yine benden başka sarsılan hiçbir nesne yok. Kayma, yana yatma, sarsılma belirtileri neredeyse sıfır. Benim alışık olduğum bolca uçan kaçan, yanlayan ve zıplayan ATV figürü bugün burada değil. Ciddi anlamda şaşkın ve yorulmuş durumdayım. Biraz dinlendikten sonra Quadlander’ı engebeler ile tanıştırdım. Birkaç iniş çıkıştan sonra gördüm ki böyle olmayacak biraz daha zorlamak adına yamaçta durdum ve tekrar gaz verdiğimde, yine sorunsuz şekilde usul usul tırmandı. Kısaca sonuç ilk iki denemeyle aynı neticelendi.

Zorlu bir yıkama sürecinden sonra Quadlander’ı evine bıraktık. Ardından Murat abinin ofisindeki yağ sobasının yanında ısınıp, yemeğimi yerken biraz düşünme fırsatım oldu. Ne mi düşündüm?

Ortalama 5.000 TL’ye satılan, arkadan iter herhangi bir ATV Suzuki Jimny ise, bugün kullandığım araç Land Cruiser V8’dir. Her iki otomobil de hemen hemen aynı şeyleri yapabilir fakat Jimny sizi olayın içine Land Cruiser’a göre çok daha fazla dahil eder. Bu da eğlence demektir. Hepimiz arazide çamura batmak, tırmanamadığımız yeri geriden daha hızlı gelerek yeniden tırmalamak, bazen belimize kadar su içinde kalmak isteriz. Oysa Land Cruiser sizi bu duruma fazlaca düşürmez, Quadlander da öyle… Bu yüzden beni ucuz, arkadan iter, dandik süspansiyonu yüzünden fazlaca zıplayıp huysuz atlar gibi kullanıcısını üzerinden atan ATV’lerimle başbaşa bırakın!

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

INSTAGRAM

2019’un ilk sürüşünü MINI John Cooper Works ile yapmış ve yeni yılın başladığı gibi gitmesini temenni etmiştim. Bu sürüşün hikayesini MINI Türkiye web sitesinden okumak için profilimdeki linki kullanabilirsiniz. Fotoğraflar: @alpgoksel
Yeni yılın ilk sabahında, baygın uykusunu sürdürmekte olan İstanbul’un dili damağına yapışırken, MINI John Cooper Works ile bomboş yollarda sürüş yapıyordum. Hikayesi yakında MINI Türkiye web sitesinde ve blogumda olacak. Fotoğraf: @alpgoksel
Form, fonksiyon ve uzlaşı: Çevirmeli telefonlardan ilham alınarak tasarlanan #teledial jantlar. 2016 yılında Münih sokaklarını keşfederken #35mm filmle kaydettiğim ilk iki fotoğraf #teledial jantları çokça kullanan iki markayı hatırlatıyor. RM Auctions arşivlerinden aldığım son iki fotoğrafta ise kişisel #teledial favorim yer alıyor: İlk seri Lamborghini Countach’ta kullanılan Campagnolo Bravo. Peki OEM jant modellerinden sizin favoriniz nedir? Görsellerle mesaj atarsanız, belki bir seçki oluştururuz🙂
BMW Z8’in gövdesinden analog içgörüler | Analog insights from the body of BMW Z8
BMW Z8’in iç mekanından analog içgörüler | Analog insights from the interior of BMW Z8
itsjustacar•sadecebirotomobil
bmw.com.tr için hazırladığım ikinci makale ‘Gelecekten Korkmuyorum’ yayında! Analog fotoğraflarımın, kelimelerime eşlik ettiği bu hikayeye profilimdeki bağlantı üzerinden erişebilirsiniz. Keyifli okumalar!
Geçen sene, bu zamanlar.
Bir Pazar sabahı hareket edecek ve Moğolistan’a kadar durmayacağım. Çantamda onlarca film makarası, odometrede ilave yirmi binlik, burnumda toz kokusu geri döneceğim. Böylece pratik yaşam yeni bir anlamsızlık kazanacak. Ne yazık ki dostlarım, o Pazar bu Pazar değil.
%d blogcu bunu beğendi: