İçeriğe geç

İLK YARIŞIN ARDINDAN…

2011 İstanbul Ralli Kupası’nın ilk yarışındayız; günlerden Cumartesi. Ellerimde station wagon, dizel motorlu bir 206’nın direksiyonu var ve antrenman yapmak üzere etaplara doğru yol alıyoruz. Bu noktada “Ne tür bir ralli pilotu 206 sw ile antrenman yapar?” diye sormanız muhtemeldir; hemen cevap vereyim: Ralli antrenmanlarında amaç gazlamak değil, etapta efendi efendi ilerlerken yol notlarını yazmaktır. Biz de bu şekilde efendi efendi ilerliyoruz fakat 206’nın yanlış seçim olduğunu anlamam birkaç km sürüyor. Geniş aks aralığı yere yakın gövdeyle birleşince karter muhafazası ve etaptaki kayalar sıkça öpüşüyorlar ve onların mutluluğu bizi tedirgin ediyor; 206 bizi yolda bırakırsa işin ucunda yol notu olmadan gazlamak var. Bu yüzden oldukça temkinli şekilde Cumhuriyet ve Riva etaplarını üçer kez geçip yol notlarımızı hazırladık.

Cumartesi akşamı Via/Port AVM’den seramonik start alıp aracımızın son kontrollerini yaptıktan sonra Pazar’ı beklemeye başladık. SAFFER TURBO desteğiyle yarışacağımız otomobil Gr.N bir Fiat Palio. Yarıştığımız sınıfta 11 otomobil mücadele etmek için hazır ve gençler kategorisinde benimle birlikte toplam 7 pilot var.

Pazar günü yazdan kalma bir havada ilk etabın 5 ışığı birden yandığında biraz gergindim çünkü Cumhuriyet etabı ile geçtiğimiz yıldan kalma kötü anılarım vardı. 5 ışık sırayla yandı ve söndüklerinde el frenini bırakıp hızlanmaya başladım. Etap önce geniş, sonra dar ve sonra kombine u virajlardan oluşan bir karaktere sahip. Geniş bölümü tam gaz geçmeye özen gösteriyorum fakat Palio arkasını bırakmaya çok meyilli bir otomobil ve virajlarda, biz önden çeker neslinin sık yaptığı hatalardan biri olan, aracı hissetmeden direksiyonu çevirme gafletine düşünce direkt olarak önden kaymaya başlıyor. Ağırlığı öne verip kayarak gireyim dediğinizde ise arka tarafın fazlaca oynak olduğunu hissediyorsunuz. Bu yüzden aracı viraja fırlatmak kesinlikle risk almak demek. 140-150 km/s gibi yüksek hızlı virajlarda ise yarım lift-off, virajları almak için en güvenli yöntem zira aracın hızı arttıkça, Palio hata affetmeyen bir karaktere bürünüyor. Frenajda ise arka taraf daima öne gelme isteği gösteriyor ve vites düşürerek frenaja destek vermek çok önemli. Dengeli olmak ilk ve en önemli şart, yoksa ağaçlarda mevsim meyvesi olabiliriz. Bu arada pekçok insanın sorduğu sorulardan birine yeri gelmişken cevap vereyim. Kullanığımız otomobil ralli kurallarının gereği olan donanımlara (takla kafesi, yangın söndürücü, 4 noktadan bağlı emniyet kemeri, yarış koltukları) ek olarak yakıt ve soğutma sistemindeki küçük modifikasyonlar ve motor yazılımı hariç standart bir Fiat Palio. Yani vitesleri binek otomobillerde olduğu gibi değiştiriyoruz. Bunların yanında toprak zeminli bir yarış olduğu için Michelin toprak lastiklerimiz bizi yolda tutmaya çabalıyorlar. Etabın dar bölümüne bağlanan sol viraja yaklaşıyorum. Frenajda arka taraf yine kopmaya başlıyor ve güzel ağaçları izleyerek virajı yan yan dönüyoruz fakat ilerde bizim gibi Palio ile yarışan rakiplerimizden biri yol alıyor. Sonradan öğrendiğimize göre bizim yan geçtiğimiz sol virajda spin atıp zaman kaybetmiş. Etap çok dar, yol vermesi mümkün değil… Arkasına yanaşınca tozunda kalıyoruz; kombine kornaların ardından bizi farkedip uygun bir yerde sağa çekse de çok zaman kaybediyoruz ve etabı S9’da 8., gençlerde 5. sırada tamamlıyoruz.

Geçilen uzunca bir normal etabın ardından Riva-1’in startına varıp zamanımızı bekliyoruz. Riva, benim sevdiğim; uzun düzlüklerin ardından gelen uzun virajları ve bir bölümünde tek aracın bile zor sığdığı karakteriyle çok keyifli ve pilotajın ön planda olduğu bir etap. 5 kırmızı ışık tekrar sönüyor ve yine geniş bölümü tam gaz geçmeye gayret ediyorum. Öyle ki co-pilotum Ahmet Yavuz zaman zaman tedirgin oluyor. 400 metrelik bir düzlüğün ardından gelen dar bir tepecikte havalanmamızla birlikte kaskımın içinde “üyhhhh” tarzında bir ses duysam da dar bölüme kadar fazla risk almadan etabı bitiriyorum.”

Riva-1’de S9’da 3., gençlerde 2. zamanı yapıp kendimizi biraz toparlıyoruz. İkinci loop öncesi servis alanına doğru hareket etsek de düşük bütçeli bir ekip olduğumuz için aracımıza öpücükten başka servis verme şansımız olmadı. Bu yüzden 2. loop’ta aracımızı daha fazla korumak zorundaydık.

Startı alıp, olabildiğince hızlı gitme düşüncesiyle ilerlerken daha ilk km’lerde egzozumuz kopuyor ve o andan itibaren şiddetli bir gürültüden başka hiçbir şey duyamıyorum. Yol notlarını el işaretleriyle ve gözlerimi etaptan ayırarak alabiliyorum. Tam hızlanalım derken yaşadığımız bu talihsizlikle birlikte etabı neredeyse ezbere geçip, ilkine göre 18 saniye daha iyi bir zamanla, S9’da 3., gençlerde 2. zamanı yapıyoruz fakat daha hızlı olabileceğimizi biliyoruz.

Son etabın startında gerginlik hat safhada… Yarış bitmeli, benim sevdiğim ve rakiplerimize göre hızlı olabildiğimiz bu etaptan hatasız geçmeliyiz ama nasıl? Yol notu olmadan ne kadar hızlı gidebilirim bilmiyorum. Start alıyoruz ve tıpkı Cumhuriyet-1 gibi yol notlarının büyük kısmını anlamadan FF’i geçiyoruz ve S9’da 3., gençlerde 2. zamanla yarışı bitiriyoruz.

Toplamda ise etap derecelerimiz gibi S9 üçüncüsü ve gençler ikincisi olarak yarışı noktaladık. Egzoz talihsizliği olmasadı daha iyi zamanlar yapabilirdik fakat bu, rallinin doğasında var ve her an her şey olabilir. İşte en güzel örnek: Finiş tagından geçtikten sonra kesin neticeleri beklemek üzere aracı kapalı parka koydum ve komiserler kurulu, kesin neticeleri ilan ettikten sonra aracımızı almak için tekrar gittim fakat Palio çalışmıyordu. Önce benzin bitti sanıp benzin koyduk fakat çalışmamakta ısrar etti. Birkaç kontrolden sonra benzin pompamızın bozulduğunu anladık ve aracı çekiciyle garaja gönderdik.

Bir yıl aradan sonra yeniden etaplarda olmak çok güzeldi. Palio ile ilk yarışımızdı ve doğal olarak bir alışma süreci geçirdik. İlerleyen yarışlarda herhangi bir mekanik arıza yaşamazsak, daha iyi zamanlar yapabileceğimizi düşünüyorum. Bizi http://www.facebook.com/pages/SAFFER-TURBO-RALL%C4%B0-TAKIMI/268634136516741 adresinden takip edebilirsiniz.

İkinci yarışta görüşmek üzere.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

INSTAGRAM

Next track: Enter Sandman
Amerika'da üretilmiş bir otomobil okyanusu aşarak vatanına döner ve dünya bir sokaklığına güzel bir yere dönüşür. Münih | 2017
İlk darbeyi alan tampon durur. Gövde hareketine devam eder. Gövde durur. Sürücü hareketine devam eder. Ön cama çarpan kafatası durur. Beyin hareketine devam eder. Sonra her şey durur. Güzellik hariç. Güzellik durmaz.
Arkadaşım telefonda şunları söyledi: "Bir spor otomobil üretildiği dönemde yapabildiklerini yirmi yıl sonra da yapabilmelidir." İyi ifade edilmiş harika bir düşünce... M3 doksanlı yıllarda amatör sürücülere ve süpersporlara yaptıklarını bugün aynı ustalıkla tekrarlayabilen bir genç klasik. İşte bu yüzden çok kıymetli ve satılık değil.
#streetstyle
Cape Town'dan Münih'e kadar, 17.000 km yolu üç ayda geride bırakan ve ömrünün son günlerini BMW merkez ofisinin girişinde geçiren Percy ile tanışın. Yarım milyon kilometrelik yaşamı yakında buradaki geri dönüşüm merkezinde son bulacak.
İtalya'nın kuzeyinden başlayan ve İsviçre'ye uzanan San Bernardino Geçidi zorlayıcı coğrafyaları birbirine bağlamakla kalmıyor, aynı zamanda iki ulus arasındaki birçok kültürel farkı gözler önüne seriyor. Öyle ki geçidin tırmanışından evvel gördüğünüz çevre ve insan manzaraları diğer tarafta bambaşka bir hal alıyor. İki ucun arasındaki kıvrımlar ise tek kelimeyle şöyle tanımlanabilir: Gerçeküstü. Şimdi daha da kuzeye sürüp sırasıyla Avusturya ve Almanya sınırlarını geçmem ve eve dönmem gerek. Yorucu kilometreler kelimelere dönüştüğünde tekrar görüşürüz!
Burada olmayı ilk kez istediğimde henüz ehliyetim yoktu... Üç büyükler yani Susten, Grimsel ve Furka böylece geride kaldı ve ölmeden önce yapılacaklar listemden bir kalem eksildi. Sürüş notlarım yakında blogumda olacak...
Bruno Sacco was here.
%d blogcu bunu beğendi: