Skip to content

REKLAM KÖTÜ, KOLLA G*TÜ!

“Tamam” dedim; “Dergine test yazısı yazacağım”. Birkaç gün sonrası için anlaştık ve o gün test aracıyla birlikte yanıma geldi. Otomobili kullandım, notlarımı aldım derken işimiz bitti ve beni evime bıraktı. Söz verdiğim üzere, otomobille ilgili fikirlerimi yazdığım e-posta, gönderilenler klasöründeki yerini aldı. Tek bildiğimse, yazımın bir dergide yayınlanacak olmasıydı.

Dergi baskıdan çıktı ve elime ulaştı. Aman Allahım doğru yazılmış bir cümle, hatasız kullanılmış bir -da -de bulmak imkansız gibiydi. Benim yazı ise Oscar almış yönetmen gibi salakça sırıtıyor; okunmayı bekliyordu. “Oğlum İsmail reklam kötü, kolla g*tü!” dedim ve derhal sonraki sayı için nasıl yazmayacağımı düşünmeye başladım. Sonraki sayı ise hiç olmadı, çünkü dergi iflas etti.

3 yıl önce yaşadığım bu olayı bana hatırlatan, başarısız reklamcıların türettiği “Reklamın iyisi kötüsü olmaz” mottosunu benimsemiş otomobil firmaları görmemdir. Türkiye’deki iletişim departmanlarından bir çoğu -bir çoğu kısmını tekrar vurguluyorum- özellikle sosyal medyada yer alan sözüm ona otomobil sayfalarına araç teslim etmekten, test fotoğraflarının telefonla -bu gözler gördü- çekilmesinden nasıl rahatsız olmuyor inanın aklım almıyor. Evet, markaya ait otomobillerin bilgisayar ekranlarında arz-ı endam etmesi başta kulağa hoş gelebilir; fakat!

3 yaşındaki acı tecrübemde olduğu gibi, otomobiller Türkçe’nin en temel yazım kurallarından yoksun, basın bültenlerinden derleme metinler ve dandik fotoğraflarla bezenmiş düzensiz sitelerde bulunurken; bu markaların saygınlığı otomobil kültürüne sahip insanların gözünde yitip gidiyor. Firmaların biraz daha seçici davranması -gerçekçi olalım; bir çoğunuz iyi yazı – kötü yazı ayrımı yapmaktan yoksunsunuz-  hem kendi marka değerleri için hem de bu işi düzgün yapan insanlar -öhöm!- için daha hayırlı olacaktır.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s

INSTAGRAM

Prototip otomobiller kullanmak işimin en sevdiğim yanlarından biri. Gövde ve kabin kamuflajları, açıkta bırakılmış kablolar, ilk kalıptan çıkan plastik kaplamalar, henüz tamamlanmamış yürüyen aksam ayarları ve daha bir sürü şey... Bir otomobile son halini verebilmek için gerekli emeğe, bir otomobili büsbütün kılabilmek için gerekli mühendisliğe şahit olmak benzersiz bir şey. Bugün BMW M850i prototipiyle zaman geçirirken bunları düşündüm. Sadece iki dakikalığına... Kalan zamanımda ise 4.4 litrelik V8'in enerjisini yola aktarmakla ilgilendim. Otomobil tam bir saat önce dünyaya tanıtıldı, bence göz atmak istersiniz. İkinci nesil BMW 8 Serisi'ne merhaba deyin!
Z für Zukunft | Munich 2017.
Dijital fotoğraf albümümü daha verimli kullanabilmek adına, aynı serideki çalışmalarımı tek bir gönderide ve yeni bir sunum formatıyla yayınlamaya karar verdim. 'İstanbul'un satır araları' ismindeki bu dörtlüyü geçtiğimiz ay Karaköy sokaklarında kaydetmiştim. Fotoğrafların tamamı 35mm filme kaydedildi ve dijital dünya maymunluklarına maruz bırakılmadan, orijinal renkleriyle derlendi. Cuma akşamınıza analog renkler katması dileğiyle.
Otomobillerden endüstriyel kokular yükselene kadar devam eden, sonrasında ise telepatik yollarla ulaşılmış 'yüksek' sohbetlere bağlanan bir Pazar sabahı daha... Bu sohbetlere sadece ağaçların ve otomobillerin kulak misafiri olabilmesini, dönüş yolunda kahvemi alırken normal insanların henüz uyanmış olmasını ve günün devamındaki öğle uykusunu bir başka seviyorum.
Ulaşılabilir spor otomobiller on yıllardır aynı kanıtlanmış yaklaşımla üretiliyor: Sıradan bir aile otomobilinin üzerine spor otomobil mühendisliği serpiştirmek ve kitlelerin satın alabileceği sporcular yaratmak. Ne var ki bunların çok azı aile otomobili olarak doğduklarını unutturacak denli beceriklidir. Garajınızdan azınlıkları eksik etmeyin.
#35mm ölçüsündeki kimyasal bir yüzeye mekanik kontroller vasıtasıyla dokunmak, bir diğer deyişle analog fotoğrafın doğuşuna hükmetmek, modası asla geçmeyecek bir olay. Tüm bunları dijital dünyada yaşatıyor olmak ise teknolojinin büyüklüğünden... Neyse ki analog otomobil öyle değil. Analog otomobil sokaklarda yaşıyor. #filmisnotdead
"Nasıl ki dünyanın en hızlı otomobilleri kiralık otomobillerdir, benzer şekilde, dünyanın en kırılgan, en mızmız, en sorunlu otomobilleri ise baba otomobilleridir. Markası modeli fark etmez, babaların bindiği otomobiller böyledir... Bugün babamın otomobilini emanet alıp uzun süredir görmek istediğim bir yere doğru sürdüm. Ne var ki, yanlış yolcuyu ve yanlış otomobili seçmiş olmanın uğursuzluğu ayağıma bağ olacaktı..." #tbt #kayışıkoparmak #yolhikayeleri
#tbt panoramic drive through roßfeldpanoramastraße with @bmw #z4
#tbt Avusturya Alpleri’ndeki en özel dağ geçitlerinden bir tanesi: Hahntennjoch. Aradan neredeyse bir yıl geçtiği için ismini yazmayı unutmuş olsam da bu geçitteki virajları, tünelleri ve uçurumları unutmam mümkün değil. Bendeki etkisi oldukça uzun süren ve üç bölümlük bir yazı dizisi halinde blogumu süsleyen bu sürüşün notlarını okumak için profilimdeki linkten yardım alabilirsiniz. 2018 yılı için listemde birkaç Alp geçidi var. Döviz kurunun güncel durumundan dolayı eskisi kadar rahat hareket etmek olanaksız olsa da, bu yıl Alpler’de en az bir sürüş yapmayı planlıyorum. Peki yıl içinde sizin bir sürüş tatili planınız var mı? Varsa nerede?
%d blogcu bunu beğendi: