İçeriğe geç

MERCEDES SLS AMG GT

Bu yazıyı okurken şunu dinlemenizi öneririm;

Mercedes, geçtiğimiz hafta SLS AMG’nin daha saldırgan versiyonu olan SLS SMG GT’yi tanıttı. “Normali yeterince saldırgan değil miydi?” diye sorarsanız haksız sayılmazsınız; GT’yi “gündemde kalma çabası” olarak algılayın.

5.9 litrelik motor minik modifikasyonların ardından +20 beygire kavuşup 591 beygir güç üretir duruma gelmiş; 7 ileri şanzıman, manuel modda başınızı kafalıklara daha sert çarpmanız için elden geçirilirken, süspansiyon sistemi daha sert yaylara kavuşmuş ve tüm bu sertleştirme operasyonu, sürüş kontrol sisteminden C, yani konfor modunu alıp götürmüş.

İç mekan ise kafalıklara işlenmiş logolar, konsol ve kapı içlerindeki koyu renk döşemeler hariç bildiğimiz SLS.

GT logosu SLS’i hızlandırıp tur zamanlarını kısaltmış olabilir fakat güzelliğin dibini görmüş bir otomobil daha ne kadar güzelleştirilebilir ve C moduna alınmış Roadster bir SLS’le dağ yollarında gezmenin tadını hangi pist turu verebilir? Lütfen Merc, bırak SLS bildiğimiz gibi kalsın!

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

INSTAGRAM

Next track: Enter Sandman
Amerika'da üretilmiş bir otomobil okyanusu aşarak vatanına döner ve dünya bir sokaklığına güzel bir yere dönüşür. Münih | 2017
İlk darbeyi alan tampon durur. Gövde hareketine devam eder. Gövde durur. Sürücü hareketine devam eder. Ön cama çarpan kafatası durur. Beyin hareketine devam eder. Sonra her şey durur. Güzellik hariç. Güzellik durmaz.
Arkadaşım telefonda şunları söyledi: "Bir spor otomobil üretildiği dönemde yapabildiklerini yirmi yıl sonra da yapabilmelidir." İyi ifade edilmiş harika bir düşünce... M3 doksanlı yıllarda amatör sürücülere ve süpersporlara yaptıklarını bugün aynı ustalıkla tekrarlayabilen bir genç klasik. İşte bu yüzden çok kıymetli ve satılık değil.
#streetstyle
Cape Town'dan Münih'e kadar, 17.000 km yolu üç ayda geride bırakan ve ömrünün son günlerini BMW merkez ofisinin girişinde geçiren Percy ile tanışın. Yarım milyon kilometrelik yaşamı yakında buradaki geri dönüşüm merkezinde son bulacak.
İtalya'nın kuzeyinden başlayan ve İsviçre'ye uzanan San Bernardino Geçidi zorlayıcı coğrafyaları birbirine bağlamakla kalmıyor, aynı zamanda iki ulus arasındaki birçok kültürel farkı gözler önüne seriyor. Öyle ki geçidin tırmanışından evvel gördüğünüz çevre ve insan manzaraları diğer tarafta bambaşka bir hal alıyor. İki ucun arasındaki kıvrımlar ise tek kelimeyle şöyle tanımlanabilir: Gerçeküstü. Şimdi daha da kuzeye sürüp sırasıyla Avusturya ve Almanya sınırlarını geçmem ve eve dönmem gerek. Yorucu kilometreler kelimelere dönüştüğünde tekrar görüşürüz!
Burada olmayı ilk kez istediğimde henüz ehliyetim yoktu... Üç büyükler yani Susten, Grimsel ve Furka böylece geride kaldı ve ölmeden önce yapılacaklar listemden bir kalem eksildi. Sürüş notlarım yakında blogumda olacak...
Bruno Sacco was here.
%d blogcu bunu beğendi: