İçeriğe geç

23 YILDIR SÜREN BİR YOLCULUK

2 yıldan fazla oldu; 6 Şubat 2010’da Gaziantep’ten yola çıktık ve İstanbul’a kadar sahil yolundan sapmadan, yol üstündeki tüm güzelliklerin tadını çıkarmak umuduyla 14 gün boyunca yolculuk ettik. Altımızdaki otomobilin kış bakımı yapılmış, kış lastikleri takılmıştı. 2 hafta boyunca ısıtmalı deri koltuklarımızda sürüş yaptık; en güzel restoranlarda yemek yedik ve kışın bomboş duran 5 yıldızlı otellerde ucuza kaldık. Hiçbir eksiğimiz yoktu…

Eksik yoktu fakat yolculuğun 7. gününden sonra hasta olmuş, bitkin düşmüştüm. Memleketin en güzel yollarında, çekişi ve motoru arkada olan spor bir otomobille yolculuk etmek bile keyfimi yerine getirmiyordu. Hem fiziksel hem mental olarak çökmüştüm. Tek istediğim, bulduğum ilk uçakla evime dönmek ve antibiyotik alıp birkaç gün boyunca uyumaktı. Zar zor İstanbul’a vardık ve hafta sonu İstanbul’da dinlendikten sonra evime döndüm.

14 gün, sadece 14 günlüğüne kendi ülkemde 3400 km yolculuk etmek yormuştu beni. Bu yüzden şimdi anlatacağım amcamıza öyle derin, öyle büyük saygı duyuyorum ki…

1989 yılında, 18 aylık Afrika seyahati için eşi Christine ve Mercedes G otomobiliyle birlikte memleketi Almanya’dan ayrılan Gunther Holtorf, 23 yıldır seyahatine -telefon yok, internet yok; sadece 2 adet analog Leica var- devam ediyor. Kat ettiği mesafe 800.000 km’yi aşan ve şu an Vietman’da bulunan Holtorf, yolculuğunun küçük bir kısmında kendisine eşlik eden -eşini yakın bir zaman önce kaybetmiş ve fotoğrafını dikiz aynasına asmış- fotoğrafçı David için şunları söylüyor:

“Seyahat ettikçe, insan ne kadar az şey gördüğünü anlıyor. Yırtıcı hayvanların arasından, görebileceğiniz en korkutucu köprüleri geçtim ve Otto, -otomobiline Otto diyor- Afrika’ın çamurunda bile yılmadı. Lastik patlağı gibi küçük sorunları ise kolayca halletim. Konaklama ve yemek masrafı bir seyyahın birincil gideridir ama ben Otto’nun arkasına yatak ve minik bir mutfak monte ederek paramı öncelikle yakıta ve kıtalar arası gemi yolculuklarına ayırdım. Sponsorluk teklifi de aldım fakat otomobilimi F1 aracı gibi sticker cenneti yapmak istemiyorum çünkü güvenlik kaygılarım var.” Eşi ölmeden önce, “Ben ölürsem yola devam et lütfen” dediği için hala devam eden amcamız, fikrimce ölümün kendisini beklediği yere doğru büyük bir keyifle sürüyor ve ekliyor:

“Yeterli zamanım olsaydı, aynı otomobille aynı şeyi bir kez daha yapardım”

BBC’nin kendisi için hazırladığı klibe aşağıdan ulaşabilirsiniz;

http://www.bbc.co.uk/news/magazine-18910560

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

INSTAGRAM

Next track: Enter Sandman
Amerika'da üretilmiş bir otomobil okyanusu aşarak vatanına döner ve dünya bir sokaklığına güzel bir yere dönüşür. Münih | 2017
İlk darbeyi alan tampon durur. Gövde hareketine devam eder. Gövde durur. Sürücü hareketine devam eder. Ön cama çarpan kafatası durur. Beyin hareketine devam eder. Sonra her şey durur. Güzellik hariç. Güzellik durmaz.
Arkadaşım telefonda şunları söyledi: "Bir spor otomobil üretildiği dönemde yapabildiklerini yirmi yıl sonra da yapabilmelidir." İyi ifade edilmiş harika bir düşünce... M3 doksanlı yıllarda amatör sürücülere ve süpersporlara yaptıklarını bugün aynı ustalıkla tekrarlayabilen bir genç klasik. İşte bu yüzden çok kıymetli ve satılık değil.
#streetstyle
Cape Town'dan Münih'e kadar, 17.000 km yolu üç ayda geride bırakan ve ömrünün son günlerini BMW merkez ofisinin girişinde geçiren Percy ile tanışın. Yarım milyon kilometrelik yaşamı yakında buradaki geri dönüşüm merkezinde son bulacak.
İtalya'nın kuzeyinden başlayan ve İsviçre'ye uzanan San Bernardino Geçidi zorlayıcı coğrafyaları birbirine bağlamakla kalmıyor, aynı zamanda iki ulus arasındaki birçok kültürel farkı gözler önüne seriyor. Öyle ki geçidin tırmanışından evvel gördüğünüz çevre ve insan manzaraları diğer tarafta bambaşka bir hal alıyor. İki ucun arasındaki kıvrımlar ise tek kelimeyle şöyle tanımlanabilir: Gerçeküstü. Şimdi daha da kuzeye sürüp sırasıyla Avusturya ve Almanya sınırlarını geçmem ve eve dönmem gerek. Yorucu kilometreler kelimelere dönüştüğünde tekrar görüşürüz!
Burada olmayı ilk kez istediğimde henüz ehliyetim yoktu... Üç büyükler yani Susten, Grimsel ve Furka böylece geride kaldı ve ölmeden önce yapılacaklar listemden bir kalem eksildi. Sürüş notlarım yakında blogumda olacak...
Bruno Sacco was here.
%d blogcu bunu beğendi: