Skip to content

EVLADIMLA HAFTA SONU DİNLENCESİ

DSC_8868Emekli edebiyat öğretmenimsi bir başlık oldu farkındayım. Alternatif başlıklar içinde en çok bunu sevdim; galiba yaşlanıyorum. “Alırsın Ford olursun lord” diyerekten mevzuya girip dikkatleri çekmek gibi bir seçenek daha vardı amma lakin ki öyle değildir.

Son bir aydır sözünü edip sıkı takipçilerimi meraklandırdığım ve fotoğrafını gördüğünüz Ka, 45 gün önce aramıza katıldı ve şimdilerde bana hizmet ediyor. Henüz 85.000 km’de ve oldukça iyi durumda… Metalik mavi rengini, yeni otomobillere hisli direksiyon dersi verebilecek kadar iyi direksiyonunu ve capcanlı sürüşünü çok seviyorum. Az yakması ve parçalarının acayip ucuz olması da cabası… Kendisi bizimle olduğu sürece daha birçok yazıma konu olacaktır.

DSC_8828

Cuma gecesi hem bilmediğim yolları keşfetmek hem de biraz temiz hava almak için ‘Google Maps’le haşır neşir oldum ve daha evvel Mazda MX-5 test ettiğim yolların devamına gitmeye karar verdim. Gaziantep/Sof Dağı civarındaki bu yollarda nefis virajlar, Ford Ka boyundaki çukurlar ve tahminimce bu videodaki köpeğe benzer köpeklerden bulabilirsiniz. Her gittiğimde biraz daha ilerliyorum; sanırım sonunda köy yollarını geçe geçe Osmaniye’yi bulacağım.

Biraz da editör gözüyle Ka’nın sürüş özelliklerinden bahsedeyim: Direksiyon ve şanzıman hissi nefis. Yön değiştirmeler inanılmaz direkt. Arka taraf hafif olmasına rağmen, lastik havalarınız doğru ise oldukça stabil. Cılız motordan çok fazla performans beklememeli. Koltuklarda yanal destek yok, direksiyon sıkı tutunmak ya da paraya kıyıp bir takım sparco almak gerek. Süspansyonlar tatlı sert. İç mekan yol ve rüzgar sesi alıyor. Motor sesi her bulduğu köpeğe kafa tutan şımarık kanişler gibi. Sonuçta artı ve eksileriyle Ka, her durumda eğlenebileceğiniz bir basit-şirin bir otomobil. Çok seviyorum.

DSC_8738

Reklamlar

3 replies »

  1. Harika bir otomobil gerçekten. Bugüne kadar çok sayıda otomobil kullandım (aralarında çok lüks olanlar da var) ama çok azı bana Ford Ka kadar sürüş eğlencesi verdi.

    Motoru küçük ama karoseri daha küçük olduğu için düşük hızlarda gayet ivmeli ve atmosferik motoru gaz pedalına anında tepki veriyor. Ayrıca bu eski atmosferikler şuanki atmosferiklerden çok daha tepkili. Değişken subap zamanlaması denen kahrolası teknoloji(!) yeni üretilen atmosferik benzinli motorları turbo dizellerden bile daha geç tepki verir hale getirdi malesef.

    Direksiyon harika, vites yolları çok belirgin, lıkk..lıkk… diye geçiyor her vites. Motor sesi çok mekanik, ve güzel. Gaza her bastığınızda ağız-kulak mesafeniz kısalıyor. Hem bas hem tiz sesleri aynı anda çıkarıyor çalışırken.
    Bu da muhtemelen triggerin kayış yerine zincirli olmasından kaynaklanıyor.

    Negatif tarafları ise öncelikle eski motorunun, yakıt fiyatlarını hala üretildiği yıldakiyle aynı zannedip bol bol benzin yakması. Neyse ki kontrol altına alması çok zor değil.

    Diğer bir negatif tarafı ise kilometre sayacının (total trip: toplam yaptığınız kilometre) 5 basamaklı olması. Yani 99.999 km sonra sıfırlanıp baştan başlıyor. Benim kullandığım 2000 model Ka bu nedenle 12.000 kilometredeydi mesela 🙂

    Ford Ka kullanmak, motor gücünün, sürüş keyfi için gerekli olan onlarca parametreden sadece biri olduğunu tekrar hatırlatıyor bana. Tam bir neşe kaynağı. Seviyorum keratayı.

    NOT: İsmail bey, yorumum sanki bir test yazısı gibi biraz uzun oldu galiba. Çok sevdiğim bir otomobili benim gibi çok seven birini daha görünce mutlu oldum ve ben de görüşlerimi yazmak istedim. Ukalalık olarak algılanmaz umarım.

  2. İlk otomobilimi almaya karar verdiğimde (ki halen ilk otomobilimi kullanıyorum) imkanlarım dahilinde otomobil ilanlarına bakıyordum ve bir Ford Ka ilanı dikkatimi çekmişti. İlanda “Fabrika Kokusu Üzerinde”, “Sıfır Gibi”, “Garaj Arabası”…vs çokca tanımlamalar yer alıyordu ve Km’si 76000’lerdeydi. Fotoğraflara göz gezdirdiğimde ise durum pek te fena görünmüyordu ve bende otomobili incelemek üzere yola koyuldum. Satıcıyla yapılan bir telefon görüşmesi ve Ka’nın yanındayım. Otomobil fotoğraflardaki kadar iyi durumda değildi. Ka’yı incelerken hız göstergelerinin arasında bana bakan 76.000 km dikkatimi çekti. Bir gariplik vardı. Yazı puntoları mı küçüktü? hayır hayır burada bir hane eksikti… satıcıya Km’yi sordum ve “99.000’den sonra sıfırlanıyor o..” yanıtını alınca yaşadığım travmayı anlatamam 😀

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

INSTAGRAM

Çalışmaktan keyif alanlarda bugün... #boyatakıntısıolanaramasın Detaylara takılmak büyük resmi görmenizi engellemez. Büyük resim dediğimiz, detayların tamamı değil mi ki? Klasik müziği anlamak, sindirmek ve bundan keyif almak pek de kolay bir iş değil. Bestekarın yaşadığı dönemi, yarattığı ya da takip ettiği akımı, hocalarını falan bilmek gerekir en azından. Durum otomobillerde de aynı... Döneme, tasarım diline, bestekara yani tasarımcıya, markaya, rakiplere ve ilgili sınıfın tarihine hakim olmadan; üç beş beygirlik ezberle otomobil yorumlayınca Another Brick in the Wall 'icra eden' Serdar Ortaç'tan farkınız kalmıyor. Münih'te dolaşırken karşılaştığım bu turuncu metal heykeli uzun uzun incelemiş, filmli kamerama birkaç kare kaydetmiş ve üç beş kelime not almıştım. Paylaşmak bu güzel Cuma gününe kısmetmiş. "Uyandığımda odanın içinde uçuşan binlerce kristal kelebek bulmayı umuyordum. Perdelerin açıklığından içeri sızan tazecik gün ışığı bazı kelebeklerin kanatlarında kırılacak, yedi renge ayrılacak ve penceremden görünen zirveye değin uzanacaktı. Bense Abarth 124’üme atlayacak ve tanrının küçük çocuğu tarafından karalanmış bir resim defterinin ilk yaprağındaki çizgiler boyunca, gözümün gördüğüne doğru sürüş yapacaktım..." Rahmetli Barkın Bayoğlu başlangıç için yüksek hacimli motosiklet soranların kulağını çekerdi. Aynı şey otomobiller için de geçerli. Hatırlatmak isterim ki sürüş, ellerinizde ve poponuzda hissettiğiniz titreşimlerle ilgilidir. Bu yüzden dört silindirli klasik bir BMW'ye burun kıvırmayın lütfen. En son ne zaman, erkenden uyanıp sadece sürüş yapmak için dışarı çıktınız? / When was the last time you got up early and went for a drive? Önümüzdeki on yıl içerisinde, ilk gövde Ford Ka'nın orijinal Mini Cooper ile benzer bir çekicilik kazanacağını düşünüyorum. Fırsat varken bir tanesini saklayın derim. / I believe the first gen Ford Ka is going to earn some original Mini Cooper like appeal in the next decade. Get one while you can. Bir zamanlar otomobiller daha küçük, insanlık daha büyüktü. İlk otomobilime her bakışımda bunu hatırlar, doksanları özlerim 🚙 Humanity was larger when the car was smaller. Every single stare at my first car brings this thought and leaves me yearning of the nineties Denizden 1896 metre yukarıda kalan bir Alp geçidinde frenleriniz şişerse, dünya tam olarak böyle görünüyor / This is how you see the world when you are at an elevation of 1896 metres on a Austrian Alpine pass with totally faded brakes
%d blogcu bunu beğendi: