Skip to content

OTOMOBİL SPORLARI TEHLİKELİ ‘DEĞİLDİR’!

go-kart-race-3Millet, malum haber sayesinde otomobil sporlarının ne kadar tehlikeli, ne kadar ölümcül olduğunu bir kez daha hatırladı. Öyle ya, en basit otomobil yarışında bile insanlar ölebiliyorsa, daha hızlılarında neler olmaz?

Bu otomobil sporları denen dangalaklığın tehlike boyutunu kavramak için olayı daha detaylı incelemekte fayda var. Malum haberdeki genç kız, arkadaşlarıyla eğlenmek için bir alışveriş merkezine kurulmuş devasa piste gidiyor. Pist o kadar büyük, o kadar profesyonel ki, bahsettiğimiz avm piste gelen kalabalıktan yararlanmak için kurulmuş; gerisini sen düşün! Neyse sıraları geliyor; otomobil sporları bilinci senle benle kıyaslanmayacak kadar yüksek pist çalışanları, kızımıza mis kokulu, tertemiz, kaliteli bir kask veriyorlar ve minik boynu acımasın diye kaskı bağlamıyorlar. Dahası, kış günü soğuk alır, derslerine çalışamaz düşüncesiyle boynuna bir de kaşkol bağladıktan sonra herkesi araçlara yerleştiriyorlar. Yeter mi? Yetmez! Tek noktalı emniyet kemerini kızımızın belinden geçirmek yerine, çok daha teknolojik olan 3 noktalı kemerler gibi boyundan geçirerek genç kızın hayatını iyice sağlama alıyorlar ve herkes araçlarına geçtikten sonra yarış öncesi brifing başlıyor. Pist çalışanı, müşterilere yarış çizgisi, frenaj ve direksiyon tutuş gibi temel ama çok kıymetli bilgileri vererek araçları çalıştırıyor ve pit ışığı yeşile dönüyor.

Gel gör ki, kötü kader tüm bu önlemlere, çabalara rağmen ağlarını örüyor ve genç kızımızın başı, bir arkadaşının go-kart’ına arkadan çarpmasıyla bedeninden ayrılıyor. Otomobil sporları böyledir işte; önlem falan dinlemez…

Demek isterdim! Kusura bakmayın; hem sinirliyim, hem çok üzgünüm ama ne olmasını umuyorduk ki? Belediyeden ruhsatlı, denetimden yoksun, avm otoparkına kurulmuş, pistten başka her şeye benzeyen lanet mekanlarda otomobil sporlarının gelişmesini mi bekliyordunuz? Türkiye’deki go-kart işletmelerinin %90’ından fazlası aynen bu durumda ve her gün birilerinin canına kast etmek için hazır bekliyor.

Otomobil sporları ancak futbol oynamak kadar tehlikelidir ama bir şartla! Oyunu kuralına göre oynamak zorundasınız. Kaskınızı, kemerinizi, boyunluğunuzu taktıktan sonra ve ‘bilinçli’ rakiplerle gazladıktan sonra hissedeceğiniz son şey endişe olacaktır. Dağınık bir yazı oldu kusuruma bakmayın; dediğim gibi üzgün ve sinirliyim. Bir gencin kaybolan hayatına mı üzüleyim yoksa binlerce gencin spordan soğumasına mı…

Lütfen, ama lütfen oyunu kuralına göre oynayın!

Reklamlar

2 replies »

  1. En kötüsü de ne biliyor musun? Olayın üzerinden bir yılı aşkın zaman geçmesine rağmen hala yanından geçtiğin kişileri ona benzetmek…

    Rahmetliyle çok samimi olmama rağmen geçmişteki anılar, uzaktan da olsa akraba bağları ve onun hep gülen yüzü, bunlar insanı çok yaralıyor. Sevdiklerinin, akrabalarının, sevdiğinin (yakın bir tarihte evlenme planı vardı) ve en kötüsü de ailesinin halini bizzat görmek ise hiçkimsenin yaşamamasını dilediğim acılar.
    Aslına bakarsan 29 Ocaktaki konuya değinme şeklin biraz yarama tuz bastı. Kusura bakma görünce tutamadım kendimi.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

INSTAGRAM

Çalışmaktan keyif alanlarda bugün... #boyatakıntısıolanaramasın Detaylara takılmak büyük resmi görmenizi engellemez. Büyük resim dediğimiz, detayların tamamı değil mi ki? Klasik müziği anlamak, sindirmek ve bundan keyif almak pek de kolay bir iş değil. Bestekarın yaşadığı dönemi, yarattığı ya da takip ettiği akımı, hocalarını falan bilmek gerekir en azından. Durum otomobillerde de aynı... Döneme, tasarım diline, bestekara yani tasarımcıya, markaya, rakiplere ve ilgili sınıfın tarihine hakim olmadan; üç beş beygirlik ezberle otomobil yorumlayınca Another Brick in the Wall 'icra eden' Serdar Ortaç'tan farkınız kalmıyor. Münih'te dolaşırken karşılaştığım bu turuncu metal heykeli uzun uzun incelemiş, filmli kamerama birkaç kare kaydetmiş ve üç beş kelime not almıştım. Paylaşmak bu güzel Cuma gününe kısmetmiş. "Uyandığımda odanın içinde uçuşan binlerce kristal kelebek bulmayı umuyordum. Perdelerin açıklığından içeri sızan tazecik gün ışığı bazı kelebeklerin kanatlarında kırılacak, yedi renge ayrılacak ve penceremden görünen zirveye değin uzanacaktı. Bense Abarth 124’üme atlayacak ve tanrının küçük çocuğu tarafından karalanmış bir resim defterinin ilk yaprağındaki çizgiler boyunca, gözümün gördüğüne doğru sürüş yapacaktım..." Rahmetli Barkın Bayoğlu başlangıç için yüksek hacimli motosiklet soranların kulağını çekerdi. Aynı şey otomobiller için de geçerli. Hatırlatmak isterim ki sürüş, ellerinizde ve poponuzda hissettiğiniz titreşimlerle ilgilidir. Bu yüzden dört silindirli klasik bir BMW'ye burun kıvırmayın lütfen. En son ne zaman, erkenden uyanıp sadece sürüş yapmak için dışarı çıktınız? / When was the last time you got up early and went for a drive? Önümüzdeki on yıl içerisinde, ilk gövde Ford Ka'nın orijinal Mini Cooper ile benzer bir çekicilik kazanacağını düşünüyorum. Fırsat varken bir tanesini saklayın derim. / I believe the first gen Ford Ka is going to earn some original Mini Cooper like appeal in the next decade. Get one while you can. Bir zamanlar otomobiller daha küçük, insanlık daha büyüktü. İlk otomobilime her bakışımda bunu hatırlar, doksanları özlerim 🚙 Humanity was larger when the car was smaller. Every single stare at my first car brings this thought and leaves me yearning of the nineties Denizden 1896 metre yukarıda kalan bir Alp geçidinde frenleriniz şişerse, dünya tam olarak böyle görünüyor / This is how you see the world when you are at an elevation of 1896 metres on a Austrian Alpine pass with totally faded brakes
%d blogcu bunu beğendi: