İçeriğe geç

SPONSORLU KELİMELER: CHEVROLET HAYAL GÜCÜNÜ KONUŞTURUR VE OLAYLAR GELİŞİR…

chevy1Bagaj hacminin litre hesabıyla anlatıldığı otomobil testlerini okumak ne kadar da sıkıcıdır. Keza kibar bir ses tonuyla “bu otomobilde ailenize ve 45 çocuğunuza yetecek kadar alan var” mesajını vermeye çalışan sıradan reklamlar da hiç tarzımız değil, biliyorsunuz. Peki bütün bunların yukarıda ‘haberim yokmuş gibi çek kanka’ pozu veren köpecikle bağlantısı nedir?

Neyse ki Chevrolet bahsettiğim kötü örneklere bir yenisini daha eklemeden çok tatlı bir reklam kampanyasına imza atmış. ‘Captiva Life Test’ isimli seride aracın iddialı olduğu konular alıştığımız tarzdan biraz daha farklı biçimde işleniyor. Otomobilde masa tenisi oynamak, frizbi peşinde koşan bir köpeğe otomobille kafa tutmak, bagaja en çok cesedi kim sığdıracak yarışmaları düzenlemek gibi… Bu arada sonuncuyu ben uydurdum?!

İlk videoda abilerimiz koltukları yatırıp içeride masa tenisi turnuvası yapıyorlar;

Olimpiyatlarda altınları kimseciklere kaptırmayan çekik gözlü dostlarımızın minik bedenleri sayesinde o turnuvayı ‘masa tenisi çiftler turnuvası’ şeklinde yapmak da gayet mümkün olabilirdi.

Gelelim yazının başındaki sevgi dolu köpeciğin hikayesine… Dostlarımız bu kez frizbi peşinde koşan bir köpeğe otomobille kafa tutmaya karar vermişler;

Direksiyondaki ben olsam sanırım gaza gelip insanlara veya köpeğe zarar verebilirdim. Neyse ki bu video hazırlanırken otomobile ya da köpeciğe bir fenalık olmamış.

Chevrolet‘in eğlence dolu hayal gücünden sonra sıra benim hastalıklı hayal gücümde. Şunu bir dinleyin;

Sin City filmindeyim. Eski şehrin dar ve karanlık sokaklarından birinde az evvel öldürdüğüm bir düzine kötü adamı buradan hemen götürüp, şehrin çıkışındaki katran çukuruna atmam gerekiyor. Hiç sorun değil! Captiva’mın bagajını açıp koltukları yatırıyorum ve 12 cesedi parçalamak zorunda kalmadan birer birer bagaja atıp oradan hemen uzaklaşıyorum.

Ne sahne ama!

***

Daha fazlası için Chevrolet‘in Facebook, Twitter ve Instagram hesaplarına da bir göz atın derim.

***

Yukarıda okuduklarınız Chevrolet sponsorluğunda yazılmıştır fakat yazdıklarım tamamen beni ve hastalıklı hayal gücümü bağlar.

Reklamlar

2 replies »

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

INSTAGRAM

Amerika'da üretilmiş bir otomobil okyanusu aşarak vatanına döner ve dünya bir sokaklığına güzel bir yere dönüşür. Münih | 2017
İlk darbeyi alan tampon durur. Gövde hareketine devam eder. Gövde durur. Sürücü hareketine devam eder. Ön cama çarpan kafatası durur. Beyin hareketine devam eder. Sonra her şey durur. Güzellik hariç. Güzellik durmaz.
Arkadaşım telefonda şunları söyledi: "Bir spor otomobil üretildiği dönemde yapabildiklerini yirmi yıl sonra da yapabilmelidir." İyi ifade edilmiş harika bir düşünce... M3 doksanlı yıllarda amatör sürücülere ve süpersporlara yaptıklarını bugün aynı ustalıkla tekrarlayabilen bir genç klasik. İşte bu yüzden çok kıymetli ve satılık değil.
#streetstyle
Cape Town'dan Münih'e kadar, 17.000 km yolu üç ayda geride bırakan ve ömrünün son günlerini BMW merkez ofisinin girişinde geçiren Percy ile tanışın. Yarım milyon kilometrelik yaşamı yakında buradaki geri dönüşüm merkezinde son bulacak.
İtalya'nın kuzeyinden başlayan ve İsviçre'ye uzanan San Bernardino Geçidi zorlayıcı coğrafyaları birbirine bağlamakla kalmıyor, aynı zamanda iki ulus arasındaki birçok kültürel farkı gözler önüne seriyor. Öyle ki geçidin tırmanışından evvel gördüğünüz çevre ve insan manzaraları diğer tarafta bambaşka bir hal alıyor. İki ucun arasındaki kıvrımlar ise tek kelimeyle şöyle tanımlanabilir: Gerçeküstü. Şimdi daha da kuzeye sürüp sırasıyla Avusturya ve Almanya sınırlarını geçmem ve eve dönmem gerek. Yorucu kilometreler kelimelere dönüştüğünde tekrar görüşürüz!
Burada olmayı ilk kez istediğimde henüz ehliyetim yoktu... Üç büyükler yani Susten, Grimsel ve Furka böylece geride kaldı ve ölmeden önce yapılacaklar listemden bir kalem eksildi. Sürüş notlarım yakında blogumda olacak...
Klausen Geçidi güneşle aydınlanırken, çok yıllık bir hayalim gerçekleşmiş oluyor. Otomobil, Yol ve Sanat nadiren bu kadar yakınlaşır ve hayat nadiren bu kadar anlamlı olur.
Bruno Sacco was here.
%d blogcu bunu beğendi: