Skip to content

BMW 520i

DSC02414

Sorularla 520i konulu dersimize hoş geldiniz. Hazırsanız başlayalım;

Nooluyo bu?

Bu, BMW’nin geçenlerde makyajladığı ve 1.6 benzinli motorla donattığı 520i. 5’in yanındaki 20 kafanızı karıştırmasın çünkü o 20’nin 2 litrelik motoru ifade ettiği günler geride kaldı. Yukarıdaki koca oğlan ‘biraltı’ motorla yürüyor.

O motor bu arabayı çekecek mi?

Bunu sormasanız şaşardım. ‘Çekiyor mu bu?’ sorusunu yeni ergenlerden bile daha fazla duyan bir otomobil 520i. ‘Çekecek mi?’, ‘İyi çekiyor mu?’, ‘Ufak değil mi?’…

Şöyle söyleyeyim, gayet iyi çekiyor! 170 beygir üreten 1.6 turbo motor, 8 ileri ZF harikasıyla pürüzsüz bir uyum içerisinde, 520i’nin koca cüssesini yürütüp gidiyor. Ha, iyi çekiyor dediysek, asfaltı parçalamayı falan beklemeyin. 8.7 saniyede 100 km/s’ye vurarak günlük ihtiyaçlar için fazlasıyla yeterli bir performans ortaya koyuyor.

Madem çekiyor, biraz daha anlatsan şu arabayı?

Hay hay…

Çok dikkatli gözler hariç, birçoğumuz 5’e yapılan makyajı fark etmeyecektir. Farlar, stoplar ve tamponlardaki minik değişiklikler hariç, dışarıda her şey aynı. Mercedes E‘nin son makyajdan sonra estetik yaptıran ünlüler kadar değiştiğini düşünürsek, 5’teki değişimin oldukça cılız kaldığını söyleyebiliriz.

Fakat yukarıdaki mevzuyu hemen kötüye yormayın çünkü 5’in çok kuvvetli kartları var: Dinamizm, konfor, kalite ve ekonomi arasında daha pürüzsüz bir denge yakalanamazdı. En sıkı iki rakibinden biri olan E-Serisi kadar konforlu; diğer sıkı rakibi A6 kadar kaliteli; sürüş konusunda rakiplerinin, özellikle A6’nın fersah fersah, ötesinde ve ekonomik açıdan asla rakip ikilinin gerisinde kalmıyor.

‘Haydarrr’ kıvamında bir tonlamaya kapanan kapıyı gövdeyle buluşturduğunuzda dışarıyla ilişkiniz kesiliyor. Öyle korkunç bir yalıtım kalitesi var ki, 5’ten sonra 3’e binince Corolla’dan sonra Şahin’e binmiş gibi oluyorsunuz. İçerisi resmen kütüphane gibi…

Dikkatimi fazlasıyla çeken bir başka detay da süspansiyon kalitesi… Ford Ka boyundaki kasislerde kendini hiç bozmadan ilerleyebilen bir gövde nasıl olur arkadaş? Hissetmiyorsunuz bile! Süspansiyonlar ayakta alkışı hak ediyor.

Küçük olmaktan uzak bir otomobil 520i. Fakat sürüşün ilk 15-20 dakikasından sonra boyutlarına alışıyorsunuz ve tedirginlik uçup gidiyor.

DSC02411

Peki BMW’lerin önündeki ızgaralara Hitler bıyığı diyorlar. Buna bir yorumun var mı? 

Pas.

Tamam, anlatmaya devam et sen!

Arka taraf hacimsel anlamda gayet yeterli. Dizler ve başlar selamette.

Bagaja ise üç; parçalarsanız dört ceset sığacaktır.

Sürüşle ilgili son birkaç şey daha söyleyeyim: Direksiyonu bu sınıf için nefis; gövde salınımları ne gereksiz sert ne de gevşek; 1.6’nın nefesi yan gitmek için yeterli olmasa da, kaygan zeminlerde yolun dışını izlemek mümkün…

Son olarak, bu kalitede bir hayvana 140.000 TL’ye sahip olmak hiç fena sayılmaz.

Peki ekonomik mi?

Böyle bir aracın şehir içinde 10 litre yakması sanırım ekonomik olarak kabul edilebilir.

İç mekanını hiç anlatmadın ama?

Biraz galerici jargonuna bulaşmak olacak ama tam ‘dosta gidecek iç mekan’…

Ne diyem, “Aracın konsolundaki parlak şerit premium imajı güçlendirirken, güncellenen iDrive sistemi kolay bir kullanım sunuyor” mu diyem? Bu tarz cümleler hiç tarzım değil, biliyorsunuz.

DSC02431

Başka soru?

Tamam; aklınıza gelen başka soru olursa aşağıya yorum olarak bırakabilirsiniz. Şimdilik fotoğrafların tadını çıkarın;

Reklamlar

71 replies »

  1. milyon dolarlik rolls-royce’larla ortak bir platformu paylasan, yeterince “kacan”, en azindan ocaga incir agaci dikmeyecek bir yakit tuketimine sahip, makam araci olarak kullanilabilecek duzeyde konforlu bir araca 140 bin liraya sahip olabilmenin kullanicilar icin buyuk bir avantaj oldugunu dusunuyorum… …eyyorlamam bu kadar, zaten siz o kadar incelemissiniz ben altina uzun uzun yorum yapinca komik oldu. neyse o kadar yazdim silmeyeyim bari. inceleme cok guzel, kisa bir yaziya cok fazla sey sigdirmissiniz ama inceleme gelince biz sizi uzun uzun okumayi istiyoruz. reklam dolu bir piyasa icinde kaliteli isler yaptiginiz icin cok tesekkurler, takipteyiz… 🙂

      • madem oyle soylediniz; memnuniyetimi dostlarimla paylasiyorum fakat yazili inceleme olunca cogu kimseler okumaktan sarfinazar ediyor. ama videolu incelemeleri arkadaslarimla daha kolay

      • paylasabiliyorum. bence videolu incelemeler genel olarak yorumlari yuzeysellestirmek ve yeni incelemelerin gelmesini geciktirmekten baska bir ise yaramiyor ama genel kaniyi bildirmeyi bir borc bilirim. 🙂

  2. Bütün yazılar çok keyifli, otomobil kültürünün vasatın da altında olduğu bir yerde böyle insanların da var olduğunu bilmek çok keyif verici. Bol bol yazın, biz de okuyalım.

  3. İsmail ağam ,yüreğine – eline sağlık, Biz okurlarına sesiniz çıksın dediniz bende her konuya artık bir mesajla iştirak edeceğim. Bmw ,Mercedesin artık tam bir rakibi bunu 1.6 atışmaları ile’de birbirlerine vede tüm dünyaya gösterdiler.Bmw 2004 de 5 serisini makyajladı sonra 2009 da biraz daha değiştirdi ve azda olsa kasaya makyaj verdi.2011 yılında bu makyaj geldi ve Bmw kendini marjinal şekilde değiştirmedi, Bmw nin bu makyaj ve gelenekçi tavrı takdire şayan, 2003 kasa sonrası 2004 yılında zaten marjinal şekilde değiştirmişti ama 2004 den beri kasanın genel olarak karekteristik yapısı ve tarzı aynı.Fakat Mercedes E serisinde uçtu, tamam kasası güzel yeni olanında dün yanında durdum bir tane 2013 w212 E250 nin fakat bana heybetli görünmedi,acaba düşündüm ki tasarımcıları E serisini dıştan daralttılarmı.Örneğin yeni Toledo da bu durum var efsane kasa olan 2000 lerin Toledosu kadar iri ve gösterişli durmuyor. içi geniş fakat dıştan kesikleri var yani dış hacmini daratmışlar gibi.Bmw ise o heybetini koruyor.en düşük fiyatları 148 bin tlden başlayan bu lüx araçlarda heybet ve gösterişte önemli .teşekkürler.

    • Merhaba 🙂

      BMW eski şey tasarımcısını bahsettiğiniz marjinal değişimlerden dolayı kovdu desek yalan olmaz. Şimdi ise çok daha tutucu, genele hitap eden ve değişimi göze alamayacak kadar oturmuş bir tasarım dili oluşturdular.

  4. üstat selamlar, bu aracın “comfort” modunda 100km şehir içinde 10 litre yaktığına bi referans bulsa galerileri yağmalayacak çok insan var. Rakamsal bir yorum alma şansımız var mı acaba? Elinize sağlık

    • Merhaba, şöyle diyeyim, test aracını teslim almaya gittiğimde ben bir çay içene kadar iki araç satıldı, birinin de sözü verildi. Galeriler yağmalanmıyor değil yani.

      Ve şehir içinde dikkatsiz davranıp, gereksiz bassanız dahi 12 civarında yakıyor.

      • Tatli derken?? Yakit tuketimi acisindan mi..? Yoksa tipi de degisecek mi, biliyor musun?

      • Hayır tasarımı değişmez. Tatlı derken, dizel motor çok daha esnek ve lezzetli olacaktır. Ekonomisi zaten ayrı bir konu. Demek istediğim, 520d’nin dizel motoru, araca 520i’nin benzinlisinden daha fazla uyum sağlıyor. Ha, aradaki fiyat farkına değer mi, orası tamamen sizin vereceğiniz bir karar.

  5. Hocam valla yazılarınızın çogunu takip ettim çok başarılı yorumlar yapıyorsunuz böyle devam etmesi dileğiyle…onun dışında bu hafta 2013 sıfır bmw 320i bazı donanım paketleriyle almaya karar vermiştik ki hem bütçemizin biraz yetmesi hem vergi avantajı hemde bu yazınızdan sonra , 520i sadece comfort ve sunroof ile almaya niyetlendik ama aklımızda 30 tl lik farkı 5serisi cidden hak ediyormu?? bir araba parası sonuçta çelişkilerdeyiz…

    • Teşekkür ederim 🙂

      Bence isabetli bir karar olmuş çünkü Borusan’ın paket fiyatlarının çok fahiş olması bir yana; aradaki kalite farkı 30bine sahiden değer.

      Fakat 5 daha büyük olduğu için, 3 kadar keyifli olmayacaktır; onu da söyleyeyim 🙂

  6. İsmail bey selam ilk kez gördüm sitenizi. Sormak istediğim şu:
    Şu anda a3 2012 model 1,6 dizel araçım var. 3sene sonunda bu aracı satıp.İnşallah BMW 5.20İ, BMWX1,Mercedes C180AMG Audi A4 1.8 BEnzinli. Bu araçlardan hangisi almamı tavsiye edersiniz.Benim aklımda 5.20i var ..Sizin görüş ve düşüncelerinizi açık ve net şekilde öğrenemk isterim.İyi çalışmalar.

  7. Ismail bey merhaba ben bmw 520 i ve e 180 arasinda kaldim ikisindende vazgecilmiyor sizce performans yakit suspansyon vs hangisini onerirdiniz ve nicin. Bana yardimci olursaniz sevinirim.

  8. İsmail bey,
    Hep sorulmuş ama yakıt olarak 5.20i ve e180 den hangisi daha avantajlı?Genelde forumları incelediğimde e serisinin daha avantajlı olduğunu gördüm?Sizce durum nasıl?tesekkürler…

  9. BMW 5.20İ 1.6 motor harika şeyler anlatıyor bize ama rakibi E180 de onun yanında bende varım diyor sizce hangisi uzun vadede bir kullanım için?

  10. Bilgiler çok aydınlatıcı iki araç arasında kalmıştım artık ne alacağımı biliyorum 520 🙂

  11. İkinci el 5.20d mi yoksa sıfır 5.20i mi? 3 yaşındaki araç ile benzinli aynı fiyata geliyor.

  12. ismail bey mrb bu aracı hiç rampada kullandınızmı çekiş gücü nasıl birde yakıt 10 lt dediniz bu hangi modda acaba comfortdamı yoksa spor moddamı bunun kıstası nedir normal kullanımdamı 10 lt yakıyor tşk ederim.

    • Aslında bu soruların cevabı çok subjektif kaçıyor. Yani benim normal kullanımımla, bir başkasının normal kullanımı değişkenlik gösterebileceği gibi; benim iyi bulduğum çekiş gücü, bir başkasını tatmin etmeyebilir. Ama yakıtla ilgili olarak, 10 litreyi tutturmak zor olmayacaktır.

  13. Bu test sürüşlerinde talihli belirleseniz sizinle beraber gezintiye çıksa belki drift falan boyle düşünceler fena olmazdı hani:)))

  14. İsmail Bey, merhabalar, 2014 320i sıfır full donanım, 138 bin TL bandında şu an, ya da 2014 ikinci el 520i 3000-4000KM de Comfort sunroof 150 bin civarı..
    En son arabam da, 2009 C 180 full donanımlıydı, 5 yıl sorunsuz kullandım..
    Tam bir ikilemdeyim, 520i yakıt açısından beni üzer mi, çok mu gereksiz olur? Ya da soruyu değiştireyim, 520i ile 320i yakıt farkı ne orandadır, ekonomik ve performanslı kullanımlarda?

  15. ‘birkaç bin km kullandıktan sonra yakıt tüketimi düşer.Şehir içi 10 litre olur’ diyor servistekiler.Ben halen sürekli şehir içi kullanıyorum ve ilk 1000 km de 12.3 litre ortalama ile genelde comfort modda bazen eco modda.Gerçekten düşecek mi? bu tüketim yüksek değil mi?

    • Merhaba, rodaj dönemi geride kalınca, yani 1500 2000 km’den sonra cüzi bir düşüş olacaktır fakat kullanım tarzınızı biraz değiştirmeyi deneyerek çok daha ekonomik olabilirsiniz. Bu arada hangi şehirdesiniz?

      • Ilginize tesekkur ederim.Hemen dondunuz.Ismail Bey istanbul anadolu yakasinda oturuyorum.

  16. İsmail Bey ilginize teşekkür ederim.Hemen döndüğünüz için.İstanbul anadolu yakasında oturuyorum…

    • İstanbul trafiğinde bolca vakit geçiriyorsanız bence çok da abartlı bir tüketiminiz yok. Dediğim gibi rodaj sonrasında biraz daha düşüş olacaktır ama çok görmeyin 520’ye 🙂

  17. Merhaba ismail bey. 10-15 güne kadar uzun süredir hayalim olan 520 yi alacam kısmetse. İkinci eli araştırınca cazip gelmeye başladı ama insanın aklına takılmıyo değil. Nette satılık 520 dolu. Üstelik çoğu 2-3 binde. Sizce 15000 lira düşük ikinci el mi? Sıfır mı ?

  18. merhaba ismail bey . yakın zamanda araba almayı düşünüyorum ve bmw 5.25 ve mercedes e 250 arasında kaldım siz hangisini tavsiye edersiniz

  19. İsmaik bey merhabalar şuan iti bari ile 520i premium 175.300TL 520D PREMİUM 245.000TL civarı yakıt açısından ve veriler vs katarsak hangisi olmalı sizce buarada erdal ben ankaradan 0544 890 00 56

  20. Sevgili kardeşim,objektif vede lüzumsuz cümleler kurmadan ( hava atmadan ) harika,tam 12’den vuran bir inceleme yapmışsın..Tebrikler ve teşekkürler…Yalnız anlayamadığım bir cümlen var.. ” 1.6’nın nefesi yan gitmek için yeterli olmasa da, kaygan zeminlerde yolun dışını izlemek mümkün…”..demişsin…Bu ”yolun dışını” tabiriyle tanm olarak ne anlatmak istedin…Ben olumsuz algıladım…Yani,aracın kıç attığını veya önden sağ-sol denge kaybettiğini algıladım…Senin yorumlarından sonra,kısmet olursa kesin kararımı verdim 520i için..selam ve sevgilerimle

    • Merhaba, teşekkür ederim.

      Size olumsuz gibi görünen cümle aslında şu demek: Tutunmanın yüksek olduğu kuru zeminlerde yanlamak zor ama kaygan yol şartlarında yanlayabilirsiniz. Yani otomobille ilgili bir dengesizlik vs. kesinlikle söz konusu değil.

      • Çok teşekkür ederim Sevgili kardeşim…Birde mazda 6’yı çok methetmiştin…Bende 90’larda Mazda bayiisi olduğumdan,artı bir gönül bağı var…Çokda beğendim arabayı….520 ile mazda 6’yı kıyaslarsan veya 50-60 lira fazla vermek için 520’ye,sence hangi sebepler var ??..Veya varmı ???…Cevaplarsan çok sevinirim…

      • Mazda 6’nın en kötü yanı ÖTV’si. Onun dışında sahiden çok beğendiğim bir otomobil fakat 520 ile arasında belirgin bir fark var. Ha o fark 50 60 bin eder mi? 50 etmezse de bence 30 falan eder

  21. terzi başkan ben sana farklı bir soru sorayım senin fanboy’u olduğun bir marka/model var mı ? varsa hangisi ?
    ben bu 5 serisi için öyleyim. çocukluğumdan beri hastasıyım bu serinin.e39 gördüğüm en karizmatik araba hala.çok bilmişlerin sümüğümü atmam çok çirkin dediği e60’ı yine çok beğeniyordum.bu f10 zaten herhangi bir modelini verseler kontağını çeviremeden kalpten giderim.
    bak şimdi yukarıda yorumlar bunu alıp binen bir sürü kişi var hala gak guk yapıyolar şöyle mi böyle mi kaç yakar, ne kadar basar vs. ben ise bunu alabilmek için ne yapayım yani gidip vurduralım mı illa ya bi araba için de değmezki.töbe yarabbi neler söyletiyor bu 5 serisi.
    çok güzel araba ya farklı bir ruhu var gibi bu 5 serisinin.
    benim de punto sürekl lpgden benzine geçiyor kendi kendine ne yapsakki.

  22. İsmail Bey eşimin mini cooperını sattık şimdi 320 id almayı düşünüyordum;ancak ses yalıtımındaki konfor ve kalitesi açısından 520i de premium bir seçenek gibi geliyor.Yıllık 12.000 km yi geçmeyen bir kullanımız var.Bunun 4-5 kez şehirler arası yolculuğumuz oluyor ama daha çok şehir içi kullanıyoruz.Şehir içi için 520i ebat olarak çok mu büyük olur?Aldığımız aracı sıfır mı?yoksa daha donanımlı ikinci el mi almalıyız?
    Teşekkürler.

  23. hocam 520i ile 520ia arasındakı fark nedir bi kaç kişiye sordum ia düşük diolar temiz 2001 520ia buldum alacam fakat kafamı karıştırdılar

  24. İsmail.Bey iyi günler…Ben Opel Astra 1.6 180 HP Cosmo kulanıyorum. Son günlerde BMW 5.20i ile ilgileniyorum. Test sürüşünde beni kendine aşık etti… Fakat internetteki BMW müşteri şikayetleri beni biraz korkuttu açıkçası. Birde Türkiyedeki düşük kalitedeki arabaların km bakım periyotları 15.000 iken, Motor performansıyla övünen BMW neden bakım periyot km.si 8000-12000 diyor??????? Alıcam… Ama bile bile lades demek istemiyorum. Bu internetteki şikayetler oldukça ciddi…

  25. Hocam merhaba bende audi a4 2.0 tdi 2012 model araç var BMW 5.20 ile değiştirmek istiyorum ancak yılda ortalama 40.000 km yol yapıyorum aracı birazda sert kullanıyorum sizce 5.20 dizelmi yoksa benzinlimi alayım arada 60.000 tl gibi bir fark var.

  26. Sayın hocam bugün bir karar vereceğim ancak netleşemedim yazınızı okuyunca sormak istedim.Bir x3 sattım yeni sdrive x3,sıfır standart 520 i birde 2014 18 binde dolu paket 520 i var 155 liraya ne dersiniz brn 48 yaşında üst bir kamu görevlisiyim daha çok eşim kullanacak ayrıca ikinci el yönünden beyaz mı siyah mı ? Cevabınızı bekliyorum,biliyorum kişisel karar ancak siz olsanız ne renk ve hangi araç ?

  27. bu arada istanbul içi kullanıcı biri 2014 5.20 i nin guncel yakıt oranını verse super olur

  28. hocam 5.20i nin yakıt menzili yaklaşık kaç km gidebiliyor? Paylaşırsan sevinirim çünkü herkes başka bir yorum yapıyor.Kimine göre 1000 km kimine göre 500 km yapabiliyo deniyor.

  29. Tecrübe etmiş biri olarak bende yazmak istedim.Şu anda bindiğim f10 5.20d nin yanında aileye bide 5.20i eklenmişti geçici araç olarak.Açıkçası geldiğinde bende merak ediyodum “gider mi,çeker mi” diye.Zira 5.20d 2000cc turbo dizel ünite kullanmakta.Dizel avantajı orda hem az yakması hem torkuydu.Ama ben 0 alacak olsam aradaki fiyat farkına bakarak direkt olarak 5.20i derim.5.20i İsmail Beyinde bahsettiği üzere kapıları kapatınca tam kütüphane gibi oluyodu.1.6 benzinli motor çok ama çok sessiz çalışmakta benim çok hoşuma gitmişti.Performans konusunda gayet yeterli ZF’in 8HP şanzımanı kusursuz gerçekten.Hatta ben bu arabayla Fenerbahçe’nin şampiyonluk kutlamasında burnout bile yapmıştım.(plaka FB 0066 olunca ordaki kalabalık rica etmişti)Yakıt tüketimlerini de söyleyim kullandığım 5.20d karma tüketim de 6.8-7.4 gibi yakarken 5.20i 11.8-13 gibi yakıyodu Ankara trafiğinde.Ben bi eksiden bahsetmek isterim kendimce o da direksiyonları.5 serilerinin direksiyonu yüksek hızlarda tam oturmuyo gibi.6 serisi kullanırkende yüksek hızlara çok çıkardım ama direksiyon taş gibi otururdu.Burda tam o his yok aracda yapaylık var gibi.BMW nin 5 serisinde direksiyonun daha iyi olmasını isterdim.(Bahsettiğim hızlar 160 üstü bu arada).Ancak bunlar bi kenara 5.20i nin 5.20d ye oranla çok daha rahat ve yumuşak bi direksiyonu var şehir içinde.

  30. Sayın Hocam, Sizin bloğunuzun yakın bir takipcisiyim. Araç testleriniz bilmediğimiz detayları ortaya koyuyor. Sizin önerileriniz doğrultusunda 5.20i premium aldık. Yazdıklarınızın ne kadar doğru olduğunu bir kez daha gördük. Size çok teşekkür ediyorum. Yeni testlerinizi merakla bekliyoruz.

  31. İsmail bey merhaba 520i almayı düşünüyoruz ama kasa değiştirecek bekleyin dediler520i için bir kaç yıl bekleyip 320ied kırkıncı yıl paketini şimdi alalım diyoruz ama gönlümüz 520i de .siz bu konuda ne dersiniz

  32. Cahal sorusu ama 5.20 i ile 5.20 d arasında cüssesel farklılık var mı acep? Ya da her iki 5.20 serisi arasında 2015-2016 modeller için dışarıdan bakıldığında araçların bazıları daha uzun veya büyük gibi duruyor? Yaş 47 olmanaınverdiği göz handikapları mı hallüsinasyon mu?

  33. slm benim aracım 2015.preminyum bmw.520i bu arabalarda orjınalinde mavigasyon varmı ben o kadar aradım bulamadım tşkr saygılarımla

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

INSTAGRAM

Bahçeköy-Kemerburgaz orman yolu geceyarısından sonra esrarengiz bir yere dönüşür. Aydınlatması olmayan bu yol, gecenin sessizliğinde diğer otomobilleri aydınlatır ve süratinize rüzgar sesiyle alkış tutar. Burada günaşırı sürüşe çıktığım gecelerin bazılarında, ancak Comfortably Numb solosuyla erişebildiğim yükseklikleri gördüğümü hatırlıyorum. Farlar beyaz bir perde oluşturur ve yaprakların, trafik tabelalarının, parlayan asfaltın başrol paylaştığı bir kısa film başlardı. Üç beş dakikalık bu performasın sonunda otomobil sıcaklığın, bense nefesimin normale dönüşünü beklerdim. Eve dönüşümüz ise, içinde tombul şişe efes tüketilen şahinlerin hızıyla gerçekleşir, bu sırada sahneyi çoğunlukla David Gilmour alırdı. Burayı gece geçmeyeli uzun zaman oldu, yeşili onurlandıran gün ışığı ise az evvel bahsettiğim kısa filmi kaldıramayacak kadar naiftir. Bu yüzden yeşili, oksijeni ve otomotiv sanatını kararınca tadıp eve dönmek en iyisi. Yeni bir yemeğin keşfinden, yeni bir yıldızın keşfine kıyasla daha fazla mutluluk duyduğunu söyleyen tombul yanaklı bu adamı biraz olsun anladığımı düşünüyorum. Lezzetin Fizyolojisi ya da Yüce Mutfak Üzerine Düşünceler’in büyük kısmını okudum. Kitabın kahveyi konu alan ve beni diğer bölümlere göre daha fazla ilgilendiren kısmı ise çoktan bitti. Bu yüzden, konuyu soğutmamak adına, kahve ve alüminyum bahsiyle ilgili üçüncü gönderimi yazmak istedim.
İlk kahve ağacı Arabistan’da bulunmuş ve dünyanın farklı yerlerine buradan taşınmıştır. Ne var ki, en lezzetli kahveler halen Arabistan’da yetişenlerdir. Bir inanışa göre, koyunlarını otlatmaya çıkaran bir çoban, kahve taneciklerini yiyen hayvanların diğerlerine kıyasla daha canlı olduğunu gözlemlemiş ve kahvenin hikayesi böyle başlamış. Brillat-Savarin kahveyi bulan kişi kadar, kahve taneciklerini kavurmayı akıl eden kişinin de onurlandırılması gerektiğine inanıyor çünkü damağımızı okşayan kahve tadı, tamamen karbonlaşmanın sonucunda ortaya çıkan aromaların ve özgün yağların ürünü.
“Kahvenin geceleri uykularını kaçırmadığı kişiler, gündüz uyanık kalabilmek için bolca kahve içenlerdir…” Yazarın bu cümlesi, hazırlık sınıfını saymazsak altı yılda mezun olabildiğim mühendislik fakültesi hayatımın soru işaretlerinden birini pek güzel yok ediyor. Hayatımın hiçbir döneminde kahve içtiğim için uykusuz kalmış yahut sabahlamak maksadıyla kahveye sarılmış değilim. Öte yandan, özellikle son bir yıldır, günün ilk kahvesini içene kadar tam anlamıyla ayılamıyor ve hakkıyla ısınmamış bir sıralı altı silindirli gibi tuhaf sesler çıkarıyorum. 
Fakat benim gibiler için kötü haberler veriyor Brillat-Savarin. “Sağlıklı bir insan günde iki şişe şarap içerek uzun yıllar yaşayabilir fakat aynı miktarda kahve ile çok uzun süre dayanamaz,” diyor. Buna gerekçe olarak ise, kahvenin göründüğünden çok daha ciddi bir uyarıcı olmasını öne sürüyor. Uyarıcı demişken, az sonra gecenin ikinci kahvesini demleyecek ve Balzac’ın Modern Çağ Uyarıcıları Risalesi’ni üçüncü kez okuyacağım. Belki bu kez yazarı kıskanmayı bırakır ve kahveyle ilgili araştırmalarıma huzurla devam edebilirim… Ülkemizin küfür ihracatında önemli bir paya sahip olan Adana'nın, Nisan ayında böylesine romantik bir şehre dönüştüğünü görünce, kebap yemekten vazgeçip portakallı ördek hayalleri kurmaya başladım. Koca bir şehrin henüz açan portakal çiçeklerinden dolayı türüm türüm koktuğunu düşünün. Bahara alerjili sol gözümdeki kızarıklığı dahi unutturan bu nefis kokunun ılık esintilerle taşınması ise bambaşka bir keyif. Ancak yaz tatilinin üçüncü ayındaki ilkokul çocuklarında bulunacak türden bir akşam miskinliğiyle, kendimi kaldırım kafelerinden birine attım. Derken, iki kulağının üzeri sigaralı bir çocuk yanaştı ve alır mısın abi dedi. Sigara içmiyorum, dedim. B*k iç dedi... Kendime gelmiş ve ciğere düşmek vaktinin geldiğini anlamıştım. Aramıza yaklaşık bir yıl önce katılan ve fotoğrafın üst kısmında arzı endam eden M3 yüzünden, konfor alanımızda ciddi bir daralma oldu. Bilstein marka sofistike süspansiyonların alçalttığı gövde yüzünden orada burada apaçi damgası mı yemedik; Turner Motorsport üretimi kompetisyon grade yürüyen aksam parçaları yüzünden her kasiste böbreklerimiz mi kopmadı; Sparco yarış koltukları yüzünden uzun yolculuklarda felç mi olmadık... M3'ün tamamen piste odaklanan ve fabrika ayarlarından bir hayli uzak olan karakteri Naz'daki zarafete, Ümitcan'ın Impreza'sındaki efendiliğe karşı olarak doğmuş gibiydi. Fakat bugün ilginç bir şey oldu ve ilk kez piste çıkardığımız M3, hiç görmediğimiz kadar mutlu bir otomobile dönüşüverdi. Yarış koltuklarının, yarış süspansiyonlarının ve hafiflik maksadıyla sökülmüş parçaların bir anlam ifade etmeye başladığı o anları deneyimlemenizi isterdim. Trafikteki avuçları terli, anksiyete dolu M3 gitti; aylar sonra evine dönmüş gibi davranan bir M3 geldi. Bu deneyimin Spa'yı, Ring'i, Laguna Seca'yı hak ettiği konusunda hemfikir olduk ve pistte hızlı turlar attığımız otomobilimizle mutlu mesut eve döndük. Darısı Eau Rouge'ların, Karussell'lerin, Corkscrew'lerin başına... Kahve ile alüminyum arasındaki romantik bağı fark ettikten sonra, bir önceki gönderimde de bahsettiğim üzere, iki kitap sipariş ettim. Bu kitaplar kafein ve alüminyum aşkının analizine kahve ile başlamamı sağlayacak. Daha doğrusu sipariş verirken düşündüğüm buydu…  Ne var ki, aydınlanma çağının aydınlarından biri olan Brillat-Savarin’in Lezzetin Fizyolojisi ya da Yüce Mutfak Üzerine Düşünceler isimli eserinde farklı ve fazlasıyla heyecan verici bir dünya buldum. Gerçek bir yemek sever olan yazar, yemek kültürünün pis boğazlılık ile karıştırılmasından duyduğu rahatsızlıkları ve önemli bir bilim dalı olarak gördüğü gastronominin inceliklerini anlatıyor kitabında. Brillat-Savarin gibi bir aydının düşüncelerinde, kendi fikir dünyamdan bazı renkler yakaladığımı söylersem umarım cüretimi hoş görürsünüz. Fakat bir otomobil sever olarak, otomobil sevdası ile apaçiliğin karıştırılmasından duyduğum rahatsızlığın, 18. yüzyıl aydınlarından biri tarafından yemek kültürü konusunda hissedildiğini görünce kendimi biraz arkalanmış hissettim. Kim bilir, belki otomobil kültürüne ve otomobillere dair ömürlük notlarım bir gün kitap olur ve adını Yüce Otomobil Üzerine Düşünceler koyarım…
Sağdaki eser ise, az evvel bahsettiğim kitabın sonsözü olarak, Balzac tarafından kaleme alınmış. Bu durumda Yüce Otomobil Üzerine Düşünceler’in sonsözünü Jeremy Clarkson yazmalı… Balzac, modern zaman uyarıcıları olarak isimlendirdiği beş maddeye dair düşüncelerini ve tecrübelerini anlatıyor incecik kitabında. Bu arada beş maddeden birinin kahve olduğunu sanıyorum tahmin etmişsinizdir. Kitapları bitirmem biraz zaman alacak gibi görünüyor fakat acelem yok. Çünkü her cümlesinden ilham sızan bu aydınları anlamak ve hissetmek aceleye gelmemeli.
Kahve ve alüminyum hikayemin sonraki gönderileri, görseldeki kitaplardan aldığım notlardan oluşacak ve bu eserlerin ardından, sıra birkaç bilimsel makaleye gelecek. Böylece, gidişatından huzursuz olduğum ve bir an önce emekliye ayrılmasını beklediğim gezegenimizin iki yüz elli yıl önceki güzel günlerinde, biraz olsun huzur bulabileceğim. Hafifliği, sürati, dayanıklılığı ve canlılığı vurgulayan alüminyum ile modern insanın hiperaktivite ihtiyacını karşılayan ve aynı şekilde hafifliği, sürati, dayanıklılığı ve canlılığı vurgulayan kahve.
Kendi zamanındaki teknolojik sınırların belini kıran ve Octane dergisinin Nisan kapağını harikulade poposuyla süsleyen Porsche 959 sayesinde, bugün alüminyumu düşündüm. Alüminyumu düşünmek tuhaf bir ifade oldu farkındayım… Ne var ki, tekerlek üzerinde hareket eden herhangi bir nesneye ilgi duyup da, alüminyumdan etkilenmeyecek birileri yoktur diye tahmin ediyorum. Her açıdan erotik, her açıdan tahrik edici bir materyal.
Alüminyum konusundaki gözü dönmüş yaklaşımım, kahve tüketimi için de geçerli. Kahve içtiğim ‘fincanın’ ölçüsü ne tür bir yaklaşımdan bahsettiğimi gösteriyordur sanıyorum. Porselenden imal edilmiş bir espresso fincanındaki zarafet yetmezmiş gibi, bu fincanı işaret parmağıyla havada tutarak zarafete zarafet katan ve aynı anda diğer elindeki geleneksel edebiyat dergisini okuyan birinin naifliğine sahip olduğumu düşünmüyorum. Zira üç shot espressonun üzerine, yaklaşık yarım litrelik bir porsiyona ulaşana kadar, koyduğum kaynar suyun sıcaklığı ile Porsche 959’un poposundaki sıcaklığı bir araya getirmeyi tercih eden biriyim.
Bugün alüminyumu düşündüm. Kahve içiyordum. Sonra konuyla ilgili bir şeyler okumaya başladım. Minik metinler birkaç makaleye, birkaç makale ise sipariş edilmiş birkaç kitaba dönüştü. Kafein ile alüminyumun aşk hikayesi bütün uykumu kaçırmış, içim uzun bir yolculuğa çıkacak olmanın heyecanıyla dolmuştu. Galt MacDermot’un Coffee Cold’u çalıyor, bense bu hikayenin neresinden tutunsam diye düşünüyordum.
Hazır olun, buralar biraz kahve kokacak… Biraz da alüminyum. Weihenstephaner köpüğüm #naz #bmw #z3coupe #shootingbrake #bmwrepost Bunca zamandır neredeydim?
* 1.7 litrelik dizelim ve JDM çıkartmalarımla Vauxhall Team Turkey buluşmalarında Doblo mu kovalıyorum? Hayır dostlar, hayır.
*E5’te makas atarken ölmüş olabilir miyim? Hayır, ölmedim. Hamdolsun, trafikte oldukça bilinçli kullanıyorum. Trafikte insan gibi hareket eden fakat sorumsuz, bencil ve cahil yaratıklar yüzünden kaybettiklerimiz için burada biraz durup düşünelim. Toprağın bol olsun Erdal Tosun. *Seksi bir İtalyan otomobiliyle sürüş yaparken, ilk kasiste başıma düşen sunroof yüzünden hastanelik oldum desem? Suçu İtalyanlara atmanın lüzumu yok. Yonca yapraklı Julya’yı severek izliyoruz.
*Jeremy Clarkson ve ekibinin karşı konulamaz ürünü yüzünden torrent sitelerinde kaybolmuş ve müsaade istemeden açılan arsız reklamlardan birine dönüşmüş de olabilirim. Şaka bir yana, The Grand Tour rüya gibi olmuş. Top Gear’ımızın eski samimiyetini arattı ama buna da şükür.
*Uygun fiyatlı bir Amerikan cipini yükseltip, ekstrem spor yaptığımı sanarak ekstrem bir bira içicisine dönüşmüş olma ihtimalimi düşündüyseniz, hayır. Göbeğim yok ve ezik değilim.
*Fakirlikten motosiklete düşecek gibi olduğum doğrudur fakat motosikletten düştükten sonra üzerimden hafif ticari geçmesini istemedim, vazgeçtim. İstanbul’da benlik bir iş değil…
*Bunca zamandır işimdeydim, gücümdeydim ve sosyal mecraların pek sosyal hallerine biraz ara vermek istedim. Durduk yere beklentiyi yükseltmenin lüzumu yok fakat yine buralardayım ve arada bir üç beş kelime karalıyor olmayı planlıyorum.
*Bahar kokusunun ortaya çıktığı şu günlerde, albümümde olgunlaşmış bir fotoğrafla, sağlıcakla. Anahtarını iade et, metroyla efendi efendi otele dön. Hayır, valize sığma ihtimali yok. Tamam, o da seni çok özleyecek...
%d blogcu bunu beğendi: