İçeriğe geç

PEUGEOT 208 GTi

IMG_5826

Hayır, hayır, hayır… Bu yazıda 205’in ismi anılmayacak. 208 GTi, çok sevdiğimiz dedesinden yüz bulsun istemiyorum. Çünkü bu kelimeleri yazan adam, çocukluğunda dedesinin elinden tutup gezerken çok şımarır, çok yüzlenirdi. 

Hızlı giden 206’ları, 207’leri de unutun. 208 GTi bu konuda Batman Begins filmine benziyor… Yani önceki birkaç versiyonunu görmezden gelmekte hiçbir sakınca yok. 208 yeni bir sayfa ve bu sayfayı kendi kendine dolduracak. Sanırım başlayabiliriz…

Önemli olan iç güzelliği kafasında bir otomobil 208 GTi. Büyük jantları, burnundaki kırmızı şeridi, damalı bayrak formundan esinlenilerek tasarlanmış ızgarası, spor egzozu, kırmızı fren kaliperleri, usulca ellenmiş tamponları ve birkaç GTi logosu hariç bildiğimiz 208’lerden farklı görünmüyor. Bu iyi bişi. Gerçekten! Ateşli hatchback dediğimiz şeyin formülünde dikkat çekmemek vardır. Caddecileri etrafımıza toplamak istemeyiz değil mi?

IMG_5859

İçeride ise işler daha farklı… Kapıyı açınca gözler direkt koltuklara saplanıyor. Deri kaplı spor koltuklara… Kırk yıldır görüşmüyormuş gibi sıkıca sarılan koltuklara… Yeniyken çok güzel görünen ama on sene sonra ne durumda olacaklarını sorgulatan koltuklara… Koltuklar iyi, koltuklar güzel, koltuklar yiğit.

Pis pis sırıtırken iki koltuğun arasındaki alüminyum vites topuzu, konsoldaki ve tutamaçlardaki kırmızı kaplamalar, kırmızı dikişler ve bir ateşli hatch klişesi olarak, metal pedallar sırıtma katsayınızı artırıyor. Binmesek mi, gitmesek mi?

Koltuğa kurul; ayarını yap; kırmızı şeritli direksiyonu, göstergeleri kapatmayacak şekilde ayarla (bu kısım epey uzun sürüyor ve boyunuz ne kadar kısaysa o kadar yüksekte oturmanız yahut göstergelerin yarısından feragat etmeniz gerekiyor) ve kontağı çevir. BMW’yle birlikte geliştirilen 1.6 litrelik turbo motor derin fakat amacını fazla belli etmeyen bir uğultuyla çalışmaya başlıyor. İşte gidiyoruz!

IMG_5819

İlk kilometrelerde gayet sakin ve serinkanlı bir GTi bulunca biraz afallıyorum;

– Manuel şanzımanın vites geçişleri beklediğim kadar ağır ve keskin değil

– Aynı şekilde debriyaj pedalının daha sert olmasını bekliyordum

– Süspansiyonlar, bu sınıfın herhangi ‘normal’ bir otomobilinden çok daha sert hissettirmiyor

– Spor bir otomobil kullandığımı belli eden çok az şey var: Koltuklar, egzozun efendi ama yoğun tınısı ve ara hızlanmalar…

Lan diyorum, bu alet ılık hatchback çıkmasın?

Hayır bebeğim, bir spor otomobilin ne kadar ‘spor’ olduğu virajlarda belli olur diye iç geçirip Şile yolunda usul usul ilerlemeye devam ediyorum.

Virajlar demiştim değil mi? Önce şunu bir izleyin;

– Burası Ağva yolu

– ESP kapalı (tek tuşla, nazlanmadan kapanan ESP’lere bayılırım. Tişikkirler pejo)

– Ankara simidi direksiyon, avuç içinize yeterli miktarda bilgi gönderebiliyor. Minik boyutu yüzünden bazen Gran Turismo oynar gibi hissettirse de, otomobili viraja oturtma olayında büyük kolaylık sağlıyor

– Koltuklar utanan bir çocuğun, annesinin bacaklarını kavradığı gibi kavrıyor poponuzu

– Geniş A sütunu özellikle sol virajlarda görüşe mani oluyor. Kafayı biraz sündürmek yahut biraz sabırlı olmakta yarar var

– Viraj çıkışlarında tork yalpalamasıyla iyi baş edebilmek için çizgiyi düzgün oturtmanız ve sağ ayağınızı turbonun karakterine alıştırmanız gerekiyor

– Otomobilin genel hali tavrı gibi, motorun karakteri de ağırbaşlı ayarlanmış zira bu motoru daha evvel Mini Cooper S’te tatmıştım. Cooper S’te tam bir yırtık gibi davranan 1.6 turbo, 208 GTi’da kolejin kürek takımına devam eden efendi çocuk gibi davranıyor

– Yol tutuş muazzam. Özellikle U virajlarda kafa tutunması harikulade. Hızlı ve uzun virajlarda ise şey oluyor. Hmm… Bütün dişleri dökülmüş bir yaşlı, kulağınızı ısırdı mı hiç? İşte aynen öyle oluyor! Gülmekten kendinizi alamıyorsunuz fakat arka planda ufak bir tedirginlik de olmuyor değil. Evet, 208 GTi çok hızlı virajlarda şeffaflığını birazcık yitiriyor. Bu arada çok hızlıdan kastım dört şeritli bir yolda 200 km/s üzerinde girilen virajlar, dağ yollarında ise 120 km/s ve üzeri… Limitlerden söz ettiğimi anladınız umarım

208 GTi ılık hatchback çıkmadığı için çok mutluyum. İçindeki hayvanı saklamayı tercih ediyor hepsi bu. Günlük kullanımda normal 208, dağ yollarda GTi. Size gaz vermesini falan beklemeyin. Eğlence istiyorsanız, onu oyuna siz davet etmelisiniz. Böyle yaptığınızda davetinize icabet etmekte en ufak kuşku duymuyor fakat ilk adımı ondan beklemeyin.

IMG_5875

208 GTi da böyle imiş;

– Manuel şanzımanlı olduğun için bir adım öndesin bebeğim! Tamam vites geçişlerin ve debriyajın biraz yumuşak kalabilir ama bu halinle de günlük kullanıma çok uygunsun

– Dikkat çekmemen çok hoşuma gidiyor. Sadece bilenlerin bildiği bir yavrusun; geri kalanların gözünde ise 90 beygirlik araba

– Yırtık değilsin, direksiyonundaki vatandaşa gaz vermek gibi bir adetin yok ama o vatandaş gazı döşemelere gömdüğü vakit en ufak bir uyuşukluk göstermeden işe koyuluyorsun

– Tek kapılı olmana rağmen içinde dört yetişkin rahat rahat yolculuk edebiliyor fakat bagajına üçüncü cesedi sığdırmaya çalışınca ortaya şöyle bir manzara çıkıyor;

IMG_5866

– Spor otomobil ve günlük otomobil olayını birleştirmeye çalıştığının farkındayım. Bu nedenle yol gürültüsü mevzuunda kendini biraz daha geliştirmeni öneririm

– 10 üzerinden 8’i gönül rahatlığıyla verdim sana

– Özleyeceğim seni yavrum

Daha fazla test sürüşüne buradan ulaşabilirsiniz.

Reklamlar

11 replies »

  1. Abi gerçekten çok iyi yapıyosun bu işi konuşman bile insanı eğlendiriyor 🙂 bunun için teşekkürler
    Birde Polo GTI testini senden dinlemek isterim 🙂

  2. inceleme çok güzel de pejonun bizim partner’dan kalma bir iticiliği var bende emp2 li 308 bekliyorum o bunlardan baya güzel olacak (SAYGILAR :))

  3. merak ettiğim bir arabaydı, çok teşekkürler

    yazı da fotoğraflar da birbirinden güzel, ellerinize sağlık

  4. cok iyiydi gercekten, iki kere arka arkaya okudum. tam sizlik bir araba denk gelmis, o yuzden test cok eglenceliydi. yenilerini heyecanla bekliyoruz…

    bu arada otoloji.com sitesi ile bir baglantiniz var mi, orasi da cok guzel bir site.

  5. Merhaba,
    Peugeot 208 GTI mı ?
    Polo GTI mı ?
    Seat Ibiza Cupra mı ?
    Bu mini hot hatchlerden hangisi tabiri caizse terör estirecek makinedir sizce ?

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

INSTAGRAM

İlk darbeyi alan tampon durur. Gövde hareketine devam eder. Gövde durur. Sürücü hareketine devam eder. Ön cama çarpan kafatası durur. Beyin hareketine devam eder. Sonra her şey durur. Güzellik hariç. Güzellik durmaz.
Arkadaşım telefonda şunları söyledi: "Bir spor otomobil üretildiği dönemde yapabildiklerini yirmi yıl sonra da yapabilmelidir." İyi ifade edilmiş harika bir düşünce... M3 doksanlı yıllarda amatör sürücülere ve süpersporlara yaptıklarını bugün aynı ustalıkla tekrarlayabilen bir genç klasik. İşte bu yüzden çok kıymetli ve satılık değil.
#streetstyle
Cape Town'dan Münih'e kadar, 17.000 km yolu üç ayda geride bırakan ve ömrünün son günlerini BMW merkez ofisinin girişinde geçiren Percy ile tanışın. Yarım milyon kilometrelik yaşamı yakında buradaki geri dönüşüm merkezinde son bulacak.
İtalya'nın kuzeyinden başlayan ve İsviçre'ye uzanan San Bernardino Geçidi zorlayıcı coğrafyaları birbirine bağlamakla kalmıyor, aynı zamanda iki ulus arasındaki birçok kültürel farkı gözler önüne seriyor. Öyle ki geçidin tırmanışından evvel gördüğünüz çevre ve insan manzaraları diğer tarafta bambaşka bir hal alıyor. İki ucun arasındaki kıvrımlar ise tek kelimeyle şöyle tanımlanabilir: Gerçeküstü. Şimdi daha da kuzeye sürüp sırasıyla Avusturya ve Almanya sınırlarını geçmem ve eve dönmem gerek. Yorucu kilometreler kelimelere dönüştüğünde tekrar görüşürüz!
Burada olmayı ilk kez istediğimde henüz ehliyetim yoktu... Üç büyükler yani Susten, Grimsel ve Furka böylece geride kaldı ve ölmeden önce yapılacaklar listemden bir kalem eksildi. Sürüş notlarım yakında blogumda olacak...
Klausen Geçidi güneşle aydınlanırken, çok yıllık bir hayalim gerçekleşmiş oluyor. Otomobil, Yol ve Sanat nadiren bu kadar yakınlaşır ve hayat nadiren bu kadar anlamlı olur.
Bruno Sacco was here.
#naz
%d blogcu bunu beğendi: