İçeriğe geç

VW FANBOY’LARINI 7 ADIMDA TANIMA KLAVUZU

fanboy-anatomyVolkswagen’ı severim. Gerçekten severim! Zekice yönetilen, ince düşünülmüş adımlar atan ve başarı grafiğini her yıl biraz daha yükselten bir firmadan söz ediyoruz. Ne var ki, ‘halk otomobili’nin bizim memlekette öyle bir hayran kitlesi var ki, insanı bırakın Volkswagen’dan, bütün otomotiv sektöründen soğutabilir. Bu türden adamları kolayca tanıyıp ortamdan hızla kaçmanız için size bazı ipuçları vermek istiyorum.

Volkswagen fanboy’larını nasıl tanırız?

1) O paraya daima temiz, ikinci el bir VW alınır

Evet, kaç paranız olursa olsun, alacağınız araba bir VW olsun zira cebinizdeki parayı VW’dan daha fazla hak eden bir otomobil olmaz, olamaz!

2) VW beygirleri halis muhlis Alman beygiridir. Diğer markaların beygiri ise sütçü beygiri

“Ha o mu? 115 beygir ama 115 sütçü beygiri o, ehehehe….” tarzında bir cümle duyarsanız, arkanıza bakmadan kaçabilirsiniz.

3) DSG bozulmaz, bozulursa da kullanıcı hatası yüzünden bozulur

Çift kavramalı şanzımanlar sahiden nefistir. Jilet gibi vites değiştirmekle kalmazlar, aynı zamanda yakıt tasarrufu da sağlarlar. Fakat -hele ki DSG gibi kuru tip ise- klasik şanzımanlar kadar dayanıklı ve güvenilir değildir çift kavramalı dediğimiz şey. Fazla hayvanlığa gelmektense, elinize gelmeyi tercih eder.

Ama sakın unutmayın, DSG’nin bozulma hikayeleri daima birer şehir efsanesidir!?

4) “Jetta’dan aldığım dadı hiçbişiden alamadım”

Sıklıkla karşılaşacağınız fanboy türlerinden biri de budur ki en hardcore VW fanboyları Jetta severlerden yetişir. En hızlı giden, en iyi tutunan ve en kaliteli daima Jetta’dır. Jetta’dan iyi bir otomobil varsa, o da Passat’tır (çoğunlukla Passat CC).

5) Bir otomobil VW’dan ucuz ise kalitesiz, pahalı ise gereksizdir

Bütün otomotiv sektörünü balon gibi patlatan bu sav, özel VW servislerinde ve forumlarda sık sık yankılanır. Aman dikkat.

6) Abi Alman yaaa…

Halbuki bilmiyor keko, taptığı Almanın gerçek Almanları alamayanlar için üretildiğini…

7) Anlayamazsınız!

İşlerin koptuğu nokta tam burasıdır. Biri bana “Neden seviyorsun Volkswagen’ı?” diye sorsa, vereceğim cevaplar bellidir. Ama aynı soruyu davaro fanboy’larımıza sorunca şuna benzeyen bir cevap alırsınız. Kaç abi kaç!

Reklamlar

7 replies »

  1. en son gördüğümde ulu meksika sanayiini ve üstün üretim tekniklerini övüyorlardı 😀

    benden uzak allaha yakın olsunlar…

  2. evet bende 10 senedir volkswagen biniyorum b5.5 passatım var dayanıklı araba fakat bu kadar abartmak benim bile canımı sıktı diyebilirim bazen bi fransız bile almanı ezebiliyor 🙂

  3. güzel tespit juke oturmuş valla 😀 böyle ciddi dereceden fanboylar olmasa 1.6 tdi highline passatlar 80 90 bin tl ye satılır mıydı hiç ?

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

INSTAGRAM

Next track: Enter Sandman
Amerika'da üretilmiş bir otomobil okyanusu aşarak vatanına döner ve dünya bir sokaklığına güzel bir yere dönüşür. Münih | 2017
İlk darbeyi alan tampon durur. Gövde hareketine devam eder. Gövde durur. Sürücü hareketine devam eder. Ön cama çarpan kafatası durur. Beyin hareketine devam eder. Sonra her şey durur. Güzellik hariç. Güzellik durmaz.
Arkadaşım telefonda şunları söyledi: "Bir spor otomobil üretildiği dönemde yapabildiklerini yirmi yıl sonra da yapabilmelidir." İyi ifade edilmiş harika bir düşünce... M3 doksanlı yıllarda amatör sürücülere ve süpersporlara yaptıklarını bugün aynı ustalıkla tekrarlayabilen bir genç klasik. İşte bu yüzden çok kıymetli ve satılık değil.
#streetstyle
Cape Town'dan Münih'e kadar, 17.000 km yolu üç ayda geride bırakan ve ömrünün son günlerini BMW merkez ofisinin girişinde geçiren Percy ile tanışın. Yarım milyon kilometrelik yaşamı yakında buradaki geri dönüşüm merkezinde son bulacak.
İtalya'nın kuzeyinden başlayan ve İsviçre'ye uzanan San Bernardino Geçidi zorlayıcı coğrafyaları birbirine bağlamakla kalmıyor, aynı zamanda iki ulus arasındaki birçok kültürel farkı gözler önüne seriyor. Öyle ki geçidin tırmanışından evvel gördüğünüz çevre ve insan manzaraları diğer tarafta bambaşka bir hal alıyor. İki ucun arasındaki kıvrımlar ise tek kelimeyle şöyle tanımlanabilir: Gerçeküstü. Şimdi daha da kuzeye sürüp sırasıyla Avusturya ve Almanya sınırlarını geçmem ve eve dönmem gerek. Yorucu kilometreler kelimelere dönüştüğünde tekrar görüşürüz!
Burada olmayı ilk kez istediğimde henüz ehliyetim yoktu... Üç büyükler yani Susten, Grimsel ve Furka böylece geride kaldı ve ölmeden önce yapılacaklar listemden bir kalem eksildi. Sürüş notlarım yakında blogumda olacak...
Bruno Sacco was here.
%d blogcu bunu beğendi: