Skip to content

46’YLA BALAYI KEYFİ

Leyla’mla ilgili en büyük pişmanlığımdır, onunla uzun yol yapmamış olmak. Aynı hataya ikinci kez düşmemek için birkaç saat içinde bir plan yapıp, düştüm yollara…

Esasında instagram hesabımdan dönmüş bu hikaye o kadar keyifliydi ki, blogumda da bulunsun istedim…

Bu arada aylar sonra bloga post girmek çok ama çok tuhaf hissettirdi… Her neyse, buyurunuz;

ismail terzi e46-1

130.6 km


İstanbul’dan uzaklaşmak için ya çok erken davranmalı, ya da doya doya uyuyup ortalığın durulmasını beklemeli. Sabahın altısına kurduğum alarmım çaldığında tek düşündüğüm şey telefonumu nasıl susturabileceğim oldu. Ben dört tekerlekli şekerliğimle, güneşli bir sonbahar gününde yolculuk etmek için dahi o saatte yataktan çıkmayı beceremezken bu insanlar her sabah güneşle birlikte uyanmayı nasıl beceriyor söyler misiniz?


Gözlerimi tekrar açtığımda saat sekizi geçiyordu. Kalkıp bavulumu hazırladım, Maslak Shell’de depomu doldurdum, yağımı kontrol ettim, lastik basınçlarını ayarladım derken vakit epey ilerledi de trafik yüzü görmeden İstanbul’dan kaçmayı başardım.


Şu an Çorlu-Tekirdağ arasında bir benzin istasyonunda sodamı yudumlayıp bebeğimi izlerken, iki günlük yol hikayemle ilgili ilk postumu yazıyorum. Şu ana kadar her şey yolunda. Bu arada E46’nın ne yaman bir cruiser olduğunu anlamam için ilk 100 km yetti de arttı. Ortalama hız: 90 küsur. Ortalama yakıt tüketimi: 6.7 lt/100 km.


Bugün Eceabat’tan feribotla karşıya geçip, boğazın etrafında sürüş yolları arayacağım. Önümüzdeki 36 saat boyunca gözünüz buralarda olsun.

ismail terzi e46-2

247.3 km


Bu “hoppala paşam, malkara keşan” muhabbetinin Malkara ve Keşan arasındaki iğrenç yoldan geldiğine eminim. Devasa bir alternatif akım grafiğinin asfalt yamayla yola dönüştürülmüş hali gibi… Dahası, binbir emekle ortalama tüketimimi kollayarak çıktığım tepelerin ardından, inişin en dibinde gördüğüm beyaz Megane’ın iticiliği, Volkan Konak’ta yok…


Koyma oraya radar, koyma. Bırak inişte kompresyona giren motorun sıfır tüketim keyfiyle ben de keyifleneyim. Koyma!


Sessiz sakin bir köyde kısa bir mola verdim. Bir an önce karşıya geçip Ezine taraflarını kolaçan etmek istiyorum.


Bu arada Keşan’dan sonra yol kaymak gibi oldu. Efil efil yürüyoruz…

ismail terzi e46-3

Gelibolu ile Eceabat arasındaki yirmi kilometrelik bölüm çok hızlı virajlardan oluşuyor. Bu yolu daha evvel birkaç kez geçme şansı bulmuştum. Solunuzda deniz, sağınızda yeşil yamaçlar boyunca en az 120-130 km/s hızla kıvrılıp gidiyorsunuz. Son geçtiğimde zemin oldukça temizdi fakat şu an hem genişletme çalışmaları yüzünden, hem de sanıyorum kış yüzünden biraz bozulmuş. Yine de burada olmak büyük keyif.


Feribot iskelesine tahminimce 15-20 km yolum kaldı. Esasında yarımadanın en efsane yolları iskele ve şehitler abidesi arasında kalıyor fakat bu kısmı daha önce gördüğüm için yarına bırakmaya karar verdim. Söylentilere göre, diğer tarafta, Ezine çevresinde aynı kalitede sürüş rotaları varmış.


Göreceğiz…

ismail terzi e46-4

403.5 km


Keşif turları için yeterince zamanım kalmadı. İki feribot arasındaki yaklaşık 50 km’lik yolu Çanakkale’nin merkezindeki saçma sapan trafik yüzünden yaklaşık bir saatte alabildiğim için 19:00’daki son feribotu riske atmak istemedim.


Zararı yok. Yarın yeterince vaktim olacaktır diye inanıyorum. 12:00’daki feribotla geri dönüp Kaz Dağları bölgesinde sürüş yapmayı planlıyorum. Şu an feribotun bankında oturmuş, fotoğraftaki manzarayı izlerken, bugün neler öğrendiğimi birlikte hatırlayalım istiyorum;


1: E46 oldukça az tüketiyor. Son kilometrelerde biraz gazladığım için ortalama tüketim 7.0 lt/100 km’ye yükseldi. Olsun, depomun yarısından fazlası hala dolu.


2: Şehirlerarası yollarda çeken radyolar gerçek birer felaket. “Mış mış mış da miş miş miş…” diyen bir kızın şarkısını üç kez dinledim. Neyse ki CD değiştiricimin altı sürgüsünü de ağzına kadar müzik doldurmayı akıl etmişim.


3: Farkında olmadan, uzun yola çıkmak için yılın en güzel zamanlarından birini seçmişim. Klimayı kullanmama gerek kalmadan, sadece havalandırma ile 400 km boyunca efil efil yürüdüm. Fırsatınız varsa önümüzdeki birkaç haftayı değerlendirin derim.


Adada görüşürüz!

ismail terzi e46-5

435.8 km


Bozcaada ilginç bir yer. Buranın yazını görmediğim için bir şey diyemem ama şu an öyle sessiz ve huzurlu ki, Emre Aydın’ı bile depresyondan çıkarabilir.

Dün akşam adanın çok da ucuz sayılmayacak restoranlarından birinde (yemekler genel olarak her yerde pahalı) hepsi birbirinden leziz deniz ürünleri yedim ve sessizliğin en dibinde güzel bir uyku çektim. Sabah 10 gibi, kaldığım oteli işleten beyin tavsiyesi üzerine, civardaki koyların etrafında kıvrılarak bir loop çizdim ve başladığım yere geri döndüm.

Bu rota çok uzun olmasa da bazı bölümleri sürüş konusunda gayet doyurucu oldu. Tırman, tırman, tırman. Sertçe inişe geç. V formlu keskin dönüşler yap. Tırman tırman tırman… Bazı virajların Karussel’i andıran dolu dolu kamberleri çok keyifliydi. Yine de sıcak asfalt daimi tercihimdir. Ortalama tüketimim şu an 7.4 litre/100 km. Düşünün, 400 km gibi uzun bir yolun ortalaması 20 km içinde tepetaklak olabiliyor. Anlayacağınız, büyük motorla ekonomi yapmak istiyorsanız 2000-2500 d/d’de sabit hızla yürümeniz gerekiyor.

Şu an feribotun hareket etmesini bekliyorum. İndiğimde, zaman kaybetmeden güneye doğru ineceğim.

ismail terzi e46-6

563.7 km.

Feribottan indikten sonra Ezine’ye civardaki köy yolları üzerinden bağlanmayı denediysem de, 10 km gittikten sonra geri dönüp normal insan yollarına çıktım. Otomobille gazlamak, otomobili virajlarda zorlamak ayrıdır; hiç lüzumu yokken çukurlu yollardan geçmek ayrı… 46’ma bunu yapamazdım.


İzmir-Çanakkale yolunun Nusratlı bölümü Edremit sahil yoluna bağlanıyor. Bu kısımdaki 30-35 km, Akdeniz sahil yoluna benzese de her iki yönde de trafik olduğu için pek tat vermedi.


Binbir radarlı Edremit sahil yolunu hız sabitleyicinin yardımıyla, 70 km/s hızla geride bıraktıktan sonra kuzeye, Çan’a doğru saptım. Şu an bu bölümün yaklaşık 20 km’lik kısmını geride bıraktım. Köy TV spotları gibi mesajımı direkt vereyim;


Böyle bir yol olamaz.
Kaz Dağları’nın arasından kıvrıla kıvrıla ilerliyor.
Neredeyse bomboş.
Yamaçlardan ürkütücü rüzgar sesleri geliyor.
Güneş ışıl ışıl.
Arada bir yağmur çiseliyor.
Hava mis gibi.
Daha da güzeli, navigasyonumun söylediği kadarıyla, Çana’a kadar yaklaşık 60 km yolum var. Umarım bu çizgiyi hiç bozmaz.

ismail terzi e46-7

639.3 km

Orgazm kitabı.

Sigara kullanmadığım için, Kaz Dağları geçidinin son 35 km’sinin keyfini ve yorgunluğunu çayırlarda birkaç kelime okuyarak geçirmek istiyorum.

Bir yerde telefon çekimden çıktığı için aniden bastıran yağmuru paylaşamadım sizinle. Zemin bir anda ıslanınca, inişteki U virajlardan birinde g*tü kaptırıyorduk. Doğrusu biraz korktum. Yarım spinle atlatmış olsam da, bir süre ellerim uyuşuk kullandım.

Çanakkale’ye yaklaşık 60 km yolum kaldı. Eceabat’a ulaşıp Feribot’la karşıya geçeceğim. Açıkçası Gelibolu’daki tarihi yarımada tarafına geçip geçmeme konusunda kararsızım çünkü hem ben yoruldum, hem otomobilim.

Yaşadığımı hissediyorum. Otomobilden güzel müzikler yükseliyor. Başımın altında çantam, Vasconcelos’un zıpır karakterleri gibi keyif yapıyorum yeşilin içinde. Hayat bazen o kadar da kötü değil sanırım…

ismail terzi e46-8

739.8 km.

Dönüş yolu başlasın. Şu an en büyük sıkıntım Pringles kutusunda parmaklarımla erişemeyeceğim kadar derine inmiş olmam…

Bu arada, adaptif farlar karanlık virajlarda işimi epey kolaylaştırıyor. 

ismail terzi e46-9

1032.5 km


Tadı damağımda kaldı.


Dahası, incelediğim ve duyduğum kadarıyla Kaz Dağları bölgesinde birkaç farklı geçit daha varmış. Artık sonraki sürüşlere… Kış lastikli ve dört tekerlekten çekişli bir otomobille, Ocak soğuğunda çok daha lezzetli olabilecek bir yol.


Önümüzdeki ayın sürüş kaçamağı ise biraz daha efsane olabilir 🙂 

Reklamlar

4 replies »

  1. İsmail bey yazınızı büyük bir zevkle okudum.Keşke gitmişken nusratlının oradaki Küçükkuyuya bir uğrasaydınız.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

INSTAGRAM

Bruno Sacco was here.
#naz
#BMW #X2 for @bmwturkiye
"Fotoğrafa bakarak sokağın kokusunu alabiliyorsanız, gördüğünüz şey bir sokak fotoğrafıdır." Bruce Gilden
#naz
Otomobil yaklaşık bir asır önce hayatımıza girdi ve medeniyetin yalnızca ulaşım çözümü değil, yaşam biçimini değiştirdi. Kültürel dünyamızın dinamiklerinden beslenme alışkanlıklarımıza kadar geniş bir alanı etkilemeyi başaran bu buluşu bir sosyal devrim olarak nitelendirmek mümkündür. Söz konusu sosyal devrimin sütunları arasında yolculuk kavramı da yer alır. Otomobilin doğuşuna kadar zaruri hallerde seyahat etmek anlamına gelen yolculuk, otomobille birlikte keyfi ve kültürel boyutlar kazanmıştır. Avrupalı asiller, Avrupalı elitler ‘grand tour’ yani ‘büyük yolculuk’ kavramını yaratarak bazen birkaç yıl süren binlerce kilometrelik seyahatlere çıkmışlar ve bu yolla kendi kültürel dünyalarını zenginleştirmeyi, renklendirmeyi amaçlamışlardır. Yeni coğrafyalar keşfetmek ve farklı kültürlerden etkilenmek üzerine kurulu olan grand tour akımının kısa sürede benimsenip yayılması sayesinde adına ‘grand tourer’ ya da ‘GT’ denilen otomobil sınıfı ortaya çıkmış ve ideal bir GT otomobilinin temel karakteristik özellikleri o dönemden günümüze kadar muhafaza edilmiştir. Uzun otoyol düzlüklerini kısaltacak kadar güçlü, Alp geçitlerinin kıvrımlı virajlarını güvenle aşacak kadar sportif, uzun yolculukların her anını huzurlu kılacak kadar konforlu ve lüks olması arzulanan ideal GT yıllar içerisinde farklı markalar tarafından ele alınmış ve farklı baharatlarla zenginleştirilmiştir. Yeni BMW 8 Serisi Coupe, ideal GT’nin güzelce yıllanmış olan karakteristik özelliklerini yaşatmakla kalmıyor, aynı zamanda BMW’nin bir asrı aşan mühendislik ve kültür mirasını geleceğe taşıyor. BMW’nin geleceğine, geleceğin BMW’sine merhaba deyin.
#35mm film İzmir'i nasıl görür? Cevaplar her zaman olduğu gibi analog, filtresiz ve gerçek.
Prototip otomobiller kullanmak işimin en sevdiğim yanlarından biri. Gövde ve kabin kamuflajları, açıkta bırakılmış kablolar, ilk kalıptan çıkan plastik kaplamalar, henüz tamamlanmamış yürüyen aksam ayarları ve daha bir sürü şey... Bir otomobile son halini verebilmek için gerekli emeğe, bir otomobili büsbütün kılabilmek için gerekli mühendisliğe şahit olmak benzersiz bir şey. Bugün BMW M850i prototipiyle zaman geçirirken bunları düşündüm. Sadece iki dakikalığına... Kalan zamanımda ise 4.4 litrelik V8'in enerjisini yola aktarmakla ilgilendim. Otomobil tam bir saat önce dünyaya tanıtıldı, bence göz atmak istersiniz. İkinci nesil BMW 8 Serisi'ne merhaba deyin!
Z für Zukunft | Munich 2017.
%d blogcu bunu beğendi: