İçeriğe geç

ELDİVEN: +50 BEYGİR GÜCÜ

ismail terzi

Yıllar yıllar önce, otomobil denen şeyin dünyaya teşrifi henüz sıcaklığını korurken, yeni bir ihtiyaç hasıl olmuş: Sürüş eldiveni. İnsanlar çoğu üstü açık olan kaya kadar sert otomobilleri idare etme kolaylığı açısından ellerini ve gözlerini korumaya başlamış. Hoş, o yıllarda eldivenler zaten resmiyetin ve ağırlığın minik bir sembolü olduğundan ve otomobil alabilecek güçteki kişiler genellikle resmi giyindiğinden pek yadırganmamış sürüş eldiveni.

Ne var ki, bir zaman sonra otomobil ve eldiven ayrı düşünülemez olmuş. Yani olay resmi giyimden, otomobilciliğe doğru kaymış ve eldiven bayağı otomobil aksesuarı olarak kabul görmeye başlamış. Ki torpido gözünün İngilizcede ‘glove box’ olarak adlandırılması da bundandır. Düşünün, eldiven o kadar önemli ki, otomobilde yeri var!

Otomobiller geliştikçe eldivenin gerekliliği ve eldiven kullanan sürücülerin sayısı azalmaya başlamış. Fakat söylesenize, otomobil filmlerinde istisnasız bütün kötü adamların vazgeçilmez aksesuarı olan sürüş eldiveni hangimizin ilgisini çekmedi ki?

Yukarıda gördüğünüz #network eldivenler bana yılbaşında hediye edildi. Bu arada, keyif amaçlı dahi olsa sürüş yaparken eldiven takmam fakat geçen haftanın at donduran soğuklarında otomobilime eldivenle binip yola çıktım. Bir ara baktım ki 192 beygirlik otomobilim olmuş 242 beygir. Eldivenimin derisi direksiyonun derisine sürtüp ses çıkardıkça toplam beygir gücü 300’e falan yanaşıyor, o kadar…

Fakat hayır, bir zaman sonra fark ettim ki, sürüş eldiveni deri kaplı ve hidrolik destekli bir direksiyona hiç ama hiç yakışmıyor. Bence o eldiveni giymeyi hak etmek için kullanabileceğiniz en yeni direksiyon ahşap ve hidrolik desteksiz olmalı. 50 yıl önce otomobil kullanmış bir adam beni öyle görse mezarında ters dönmekle yetinmez, kalkar gelir, enseme iki tokat vurur ve eldivenimi çıkarıp atar diye çekindim doğrusu. Bir diğer deyişle, modern otomobillerimizin içinde sürüş eldiveni geyiğine girince ne kadar ılık sürücüler olduğumuz ortaya çıkıyor diye düşünüyorum.

Bu yüzden elimdekileri usulca çıkardım ve klimayı biraz daha açıp 192 beygirle yoluma devam etme kararı aldım. Steve McQueen’le papaz olmaya hiç gerek yok. 

Reklamlar

1 reply »

  1. 2.el otomobil testleri yapmalısın ismail, valla bak. piyasada bu hususta ciddi bir talep var lakin arz yok

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

INSTAGRAM

Next track: Enter Sandman
Amerika'da üretilmiş bir otomobil okyanusu aşarak vatanına döner ve dünya bir sokaklığına güzel bir yere dönüşür. Münih | 2017
İlk darbeyi alan tampon durur. Gövde hareketine devam eder. Gövde durur. Sürücü hareketine devam eder. Ön cama çarpan kafatası durur. Beyin hareketine devam eder. Sonra her şey durur. Güzellik hariç. Güzellik durmaz.
Arkadaşım telefonda şunları söyledi: "Bir spor otomobil üretildiği dönemde yapabildiklerini yirmi yıl sonra da yapabilmelidir." İyi ifade edilmiş harika bir düşünce... M3 doksanlı yıllarda amatör sürücülere ve süpersporlara yaptıklarını bugün aynı ustalıkla tekrarlayabilen bir genç klasik. İşte bu yüzden çok kıymetli ve satılık değil.
#streetstyle
Cape Town'dan Münih'e kadar, 17.000 km yolu üç ayda geride bırakan ve ömrünün son günlerini BMW merkez ofisinin girişinde geçiren Percy ile tanışın. Yarım milyon kilometrelik yaşamı yakında buradaki geri dönüşüm merkezinde son bulacak.
İtalya'nın kuzeyinden başlayan ve İsviçre'ye uzanan San Bernardino Geçidi zorlayıcı coğrafyaları birbirine bağlamakla kalmıyor, aynı zamanda iki ulus arasındaki birçok kültürel farkı gözler önüne seriyor. Öyle ki geçidin tırmanışından evvel gördüğünüz çevre ve insan manzaraları diğer tarafta bambaşka bir hal alıyor. İki ucun arasındaki kıvrımlar ise tek kelimeyle şöyle tanımlanabilir: Gerçeküstü. Şimdi daha da kuzeye sürüp sırasıyla Avusturya ve Almanya sınırlarını geçmem ve eve dönmem gerek. Yorucu kilometreler kelimelere dönüştüğünde tekrar görüşürüz!
Burada olmayı ilk kez istediğimde henüz ehliyetim yoktu... Üç büyükler yani Susten, Grimsel ve Furka böylece geride kaldı ve ölmeden önce yapılacaklar listemden bir kalem eksildi. Sürüş notlarım yakında blogumda olacak...
Bruno Sacco was here.
%d blogcu bunu beğendi: