Skip to content

IMPREZA SONUNDA HAZIR!

İsmail Terzi - Subaru Impreza GC8

G: Impreza
C: Sedan
8: Turbo


Elleriniz Almanların “haydarrrr” diye açılıp kapanan kapılarına alışkınsa, GC8’in kapısını içeriden kapatırken karbon ya da alüminyumdan imal edilmiş bir parçayı tuttuğunuzu hissedebilirsiniz. Evet, Japon dostumuzun gövde panelleri bir hayli ince…

Bu şeyin gövde rengine karar vermek için iki ay düşünmüştük. Gun Metal mi, British Racing Green mi? Gri mi olsun, Yeşil mi? Bu arada Yeşil değil, İngiliz Yarış Yeşil’i… Evet, şahsımın iflah olmaz bir BRG fanı olduğunu belirteyim. Renk bahsinde kaybeden taraf olsam da, Impreza’nın boyanmış halini gördükten sonra bunun her şekilde kazançla sonuçlanacak bir tartışma olduğunu anlıyorum. Renk bahsinden sonra, bir Golf’ün içine zar zor sığan ve Japonya’dan gelen orijinal parçalar, gövdedeki yerlerini çoktan aldı. Uzun lafın kısası, Impreza’nın eski halinden geriye kalan tek şey, kabindeki “Abdurrahman” kokusu… Ozon temizliği şart tabi.

Anahtarı çevirdiğimde nerde duysam tanıyacağım ikonik boxer tınıları etrafa yayılmaya başlıyor. Bu meşhur Subaru sesinin nedeni, otomobilin yere paralel biçimde çalışan pistonlarında yanan gazların farklı uzunluklardaki headers’lardan geçerek egzoza ulaşıyor olması. Biraz gaz veriyorum, kaputtaki kedi egzozdan çıkıyor… Şaka şaka!

Impreza sürüş karakterine alışmanız gereken bir otomobil. Öyle ki henüz alıştığımı söyleyemem. Dolayısıyla incelikli bir karakter analizi yapabilmiş değilim. Şimdilik bildiklerimse şöyle;

Hayatımda hoyrat kullanılmaktan bu kadar keyif alan bir otomobil görmedim. Özellikle ağırlık transferlerini ne kadar sert yaparsanız, GC8’in yüzü o kadar gülüyor. Çünkü arkadan itişli bir asfalt otomobili kullanır gibi davranırsanız, özellikle dar virajlarda, kafasını taşırmaya bayılıyor. Bu yüzden otomobilin burnunu apekse doğru tekmeleyip gaza oturmanız ve doğal bir denge tutturmanız gerekiyor.

Gaz demişken, gördüğünüz Subaru baştan aşağı fabrika spec’lerinde olduğu için 200 küsur beygir güç üretiyor. Bu yüzden apeksten sonra gaz pedalını zemine yapıştırsanız dahi, traksiyon bozacak kadar ciğerli bir çekiş gücü bulamıyorsunuz. Bana kalırsa bu hali daha yumuşak ve daha keyifli. Zevkler ve renkler…

Direksiyonu yumuşacık. Sürüşün ilk kilometrelerinde bunu epey garipsemiştim ama çekik gözlü düşünmüş de yumuşatmış direksiyonu. Zira az evvel bahsettiğim sert ağırlık transferlerini taş gibi bir direksiyonla yapabilmek için Paul Walker olmanız gerek.

GC8’in şanzımanı bana iki şeyi hatırlattı. Bir: KTM Duke 200 motosikletim. İki: Asfalt etaplarda Maxi Megane ile gazlayan Jean Ragnotti. Hatırladığım iki şeyin ortak noktası, sürekli vites değiştiriyor olmak. Impreza’nın oranları kısa kısa ve çok net. Şanzımana alışana kadar kendimi birkaç kez devir kesicinin ortasında bulsam da, sonrasında sürekli upshift, downshift… Ayrıca burun topuk aksiyonları otomobil tarafından epey destek görüyor.

Son gözlemim süspansiyonlarla ilgili. Doğrusu Subaru’dan kırık terlik kadar rahatsız ve sert bir süspansiyon karakteri bekliyordum ama babamın 90’lı yıllarda kullandığı Mazda’lar kadar yumuşak bir otomobil buldum. Gövdesini yatırsa da, 200 beygirin işini asla zorlaştırmıyor. Dahası, bu yumuşak gelgitler yol tutuş limitlerini daha net okumanızı sağlıyor.

Durumlar şimdilik böyle. Emek emek revize ettiğimiz bu otomobili çamura sokamayacağımıza göre, geriye kar yağması için dua etmekten başka seçenek kalmıyor. İşte o zaman bütün şirinleri ele geçirebilir ve size biraz awd drift videoları izletebilirim 🙂

Gözünüz instagramda (@issterzi) olsun.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

INSTAGRAM

#tbt Avusturya Alpleri’ndeki en özel dağ geçitlerinden bir tanesi: Hahntennjoch. Aradan neredeyse bir yıl geçtiği için ismini yazmayı unutmuş olsam da bu geçitteki virajları, tünelleri ve uçurumları unutmam mümkün değil. Bendeki etkisi oldukça uzun süren ve üç bölümlük bir yazı dizisi halinde blogumu süsleyen bu sürüşün notlarını okumak için profilimdeki linkten yardım alabilirsiniz. 
2018 yılı için listemde birkaç Alp geçidi var. Döviz kurunun güncel durumundan dolayı eskisi kadar rahat hareket etmek olanaksız olsa da, bu yıl Alpler’de en az bir sürüş yapmayı planlıyorum. Peki yıl içinde sizin bir sürüş tatili planınız var mı? Varsa nerede? Başkasının Z3 Coupe'sini özleyeyim de benimki eskimesin. Jant kapaklarıyla, bagajındaki bebek arabasıyla ve ön sağ koltuğundaki plastik zincirli emzikle asiditesi yüksek bir otomobildi. 35mm filmle fotoğraflandı, filtrelenmedi ve ilginç bir şekilde, özlendi. #bmw #z3coupe Rüzgarla dans etmek ya da etmemek, işte bütün aerodinami bu. "Yine sinirlendim." diye biten bir 'gezi' yazısından hayır gelir mi? Profilimdeki link cevabı bulmanıza yardımcı olabilir. Ayrıca henüz tanışmayanlar için, yazıda bir adet ihtiyar mevcut! Nasıl ki dünyanın en hızlı otomobilleri kiralık otomobillerdir, benzer şekilde, dünyanın en kırılgan, en mızmız, en sorunlu otomobilleri ise baba otomobilleridir. Markası modeli fark etmez, babaların bindiği otomobiller böyledir... Bugün babamın otomobilini emanet alıp uzun süredir görmek istediğim bir yere doğru sürdüm. Ne var ki, yanlış yolcuyu ve yanlış otomobili seçmiş olmanın uğursuzluğu ayağıma bağ olacaktı... Günübirlik yol hikayem, sağlıklı uyandığım takdirde, yarın blogumda olacak. İyi geceler. BMW M Coupe gören Richard Avedon: "Yanlış fotoğraf diye bir şey yoktur. Tüm fotoğraflar doğrudur. Hiçbir fotoğraf gerçek değildir." BMW M Coupe gören Michel Comte: "Gizemli objeler daima ilgi odağına dönüşür." BMW M Coupe gören Bettina Rheims: "Gerçek aşk, sinir küpü olmaktır."
%d blogcu bunu beğendi: