İçeriğe geç

#AMAZINGHORSE

IMG_0397

Okumayı otomobil dergileriyle öğrendiğim dönemde babamın tek boynuzlu atı vardı. O zamanlar, o şeyin isminin ‘unicorn’ olduğunu bilmesem de, bahsettiğim tek boynuzlu yaratık Japonya’dan topraklarımıza ayak basmış çekik gözlü bir güzeldi.

Devam eden yıllarda otomobilleri önce Türkçe, son beş altı yılda ise yabancı kaynaklardan okumaya devam ettim. Şu an geldiğim noktada her ay dördü düzenli, ikisi ise kapak konusuna göre olmak üzere altı kaynağı tarıyorum. Bu okumalar aynı zamanda işimin de bir parçası olduğu için doğrusu kendimi şanslı sayıyorum.

Ne var ki… Bir noktadan sonra, tek boynuzlu atımız ile günümüzün otomobilleri arasındaki bölümde kaybolduğumu hissetmeye başladım. Bu yüzden, olaya sil baştan başlama kararı verdim ve kendime fotoğrafta gördüğünüz kitabı aldım. Şu an ne kadar isabetli bir karar verdiğimi anlıyorum. Şunu bir dinleyin: “Bir atın dinamik karakteriyle, bir geyiğin dinamik karakteri taban taban farklılık arz eder. Geyiğin güç kaynağı omuzları ve boynudur. At ise gücünü sağrısından (arka aksından) alır. Bir atın omuzları düz ve zariftir. Tıpkı bir geyiğin sağrısı gibi… Atın silahı arka ayaklarıdır. Geyik ise boynuzlarıyla savaşır ve bu yüzden savaşmak için boyun kaslarına ihtiyaç duyar. Dolayısıyla geyikler önden çekişlidir, atlar ise bütün gücünü arkadan alan ve diğer ekipmanlarını ön kısımda taşıyan sportif araçlardır.”

Kendimi yeniden doğmuş gibi hissediyorum. Söylesenize, böyle bir bilgiyi hangi otomobil yayınında bulabilirsiniz?

Reklamlar

1 reply »

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

INSTAGRAM

Next track: Enter Sandman
Amerika'da üretilmiş bir otomobil okyanusu aşarak vatanına döner ve dünya bir sokaklığına güzel bir yere dönüşür. Münih | 2017
İlk darbeyi alan tampon durur. Gövde hareketine devam eder. Gövde durur. Sürücü hareketine devam eder. Ön cama çarpan kafatası durur. Beyin hareketine devam eder. Sonra her şey durur. Güzellik hariç. Güzellik durmaz.
Arkadaşım telefonda şunları söyledi: "Bir spor otomobil üretildiği dönemde yapabildiklerini yirmi yıl sonra da yapabilmelidir." İyi ifade edilmiş harika bir düşünce... M3 doksanlı yıllarda amatör sürücülere ve süpersporlara yaptıklarını bugün aynı ustalıkla tekrarlayabilen bir genç klasik. İşte bu yüzden çok kıymetli ve satılık değil.
#streetstyle
Cape Town'dan Münih'e kadar, 17.000 km yolu üç ayda geride bırakan ve ömrünün son günlerini BMW merkez ofisinin girişinde geçiren Percy ile tanışın. Yarım milyon kilometrelik yaşamı yakında buradaki geri dönüşüm merkezinde son bulacak.
İtalya'nın kuzeyinden başlayan ve İsviçre'ye uzanan San Bernardino Geçidi zorlayıcı coğrafyaları birbirine bağlamakla kalmıyor, aynı zamanda iki ulus arasındaki birçok kültürel farkı gözler önüne seriyor. Öyle ki geçidin tırmanışından evvel gördüğünüz çevre ve insan manzaraları diğer tarafta bambaşka bir hal alıyor. İki ucun arasındaki kıvrımlar ise tek kelimeyle şöyle tanımlanabilir: Gerçeküstü. Şimdi daha da kuzeye sürüp sırasıyla Avusturya ve Almanya sınırlarını geçmem ve eve dönmem gerek. Yorucu kilometreler kelimelere dönüştüğünde tekrar görüşürüz!
Burada olmayı ilk kez istediğimde henüz ehliyetim yoktu... Üç büyükler yani Susten, Grimsel ve Furka böylece geride kaldı ve ölmeden önce yapılacaklar listemden bir kalem eksildi. Sürüş notlarım yakında blogumda olacak...
Bruno Sacco was here.
%d blogcu bunu beğendi: