İçeriğe geç

TARİH, BABA OTOMOBİLLERİNE İYİ DAVRANACAK!

ismail terzi (2)

Yıllar sonra baba otomobili kaçırmanın neye benzediğini bir kez daha hissettim. Fotoğraftaki otomobil babamın olduğu için değil, gerçek bir baba otomobili olduğu için… Evvela otomobilini kaçırdığımız babayı tanımakta yarar var çünkü kendisiyle ilgili detaylar 330xd’nin karakterine ışık tutuyor;

Babamız bir mühendislik fakültesinde öğretim görevlisi olarak çalışıyor.

Saçları usul usul ağarmaya başlamış olsa da, at gibi sağlam bir adam.

Her sabah 5’te uyanır ve sitenin havuzuna yüzmeye gider.

Çalışmadığı günlerde dağ bisikletini kaptığı gibi, soluğu Belgrad Ormanı’nda alır.

Sporun salonda yapılmayanı makbuldür onun için…

Ayrıca çocuğu spor yapmadığı için sürekli olarak söylenir durur.

Klasik müzik konserlerini kaçırmaz ama üniversite yıllarında giydiği Led Zeppelin tişörtü hala dolabındadır!

Sakin bir doğası olsa da, tersi çok kötüdür. Vurduğu gibi indirir, demedi demeyin!

Hayatında yanlış kararlar yoktur, her şeyi akıl ve mantık sınırları dahilinde yürütmeyi sever fakat Yengeç burcu (evet kızlar evet, ben de yengeçim) olduğu için duygusal yanını hiçbir zaman saklayamaz. Bu yüzden çocuğu çok sevdiği otomobilini kaçırınca kızmış gibi görünse de, fazla ses etmez.

*

İşte babamız böyle bir adam…

Benim garajımda E46 325Ci olduğunu birçoğunuz biliyorsunuz. Bu yüzden E46’nın o tok ve dengeli hallerine yabancı olduğumu söyleyemem. Fotoğrafta gördüğünüz E46 Touring 330xd ise bambaşka bir hayvan çünkü sıralı altı silindirli dizel makinesinin ürettiği 204 beygiri dört tekerleğine birden aktarıyor ve dişlerini yola geçirmekten başka hiçbir şey düşünmüyor.

Düzlük performansı anlamında benim 192 beygirlik arkadan itişli coupe’mle çok yakın olduklarını tahmin etsem de, touring daha tok, daha kararlı ve daha dengeli olduğunu düşündürüyor. Üstelik bütün bu lükse bagajda çamaşır makinesi taşıyabilme özgürlüğü de dahil. İnsan daha ne ister?

330Ci kullanan bir arkadaşım söylemişti: Bu makineyi üretildiği tarihten 10 yıl sonra kullanmak dahi böyle bir keyif veriyorsa, bayiden sıfır kilometre E46 çıkarma şansı bulmuş insanların yaşadığı nasıl bir zevk, nasıl bir sefadır!

Haksız mı? Değil.

ismail terzi (3)ismail terzi

Reklamlar

1 reply »

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

INSTAGRAM

Next track: Enter Sandman
Amerika'da üretilmiş bir otomobil okyanusu aşarak vatanına döner ve dünya bir sokaklığına güzel bir yere dönüşür. Münih | 2017
İlk darbeyi alan tampon durur. Gövde hareketine devam eder. Gövde durur. Sürücü hareketine devam eder. Ön cama çarpan kafatası durur. Beyin hareketine devam eder. Sonra her şey durur. Güzellik hariç. Güzellik durmaz.
Arkadaşım telefonda şunları söyledi: "Bir spor otomobil üretildiği dönemde yapabildiklerini yirmi yıl sonra da yapabilmelidir." İyi ifade edilmiş harika bir düşünce... M3 doksanlı yıllarda amatör sürücülere ve süpersporlara yaptıklarını bugün aynı ustalıkla tekrarlayabilen bir genç klasik. İşte bu yüzden çok kıymetli ve satılık değil.
#streetstyle
Cape Town'dan Münih'e kadar, 17.000 km yolu üç ayda geride bırakan ve ömrünün son günlerini BMW merkez ofisinin girişinde geçiren Percy ile tanışın. Yarım milyon kilometrelik yaşamı yakında buradaki geri dönüşüm merkezinde son bulacak.
İtalya'nın kuzeyinden başlayan ve İsviçre'ye uzanan San Bernardino Geçidi zorlayıcı coğrafyaları birbirine bağlamakla kalmıyor, aynı zamanda iki ulus arasındaki birçok kültürel farkı gözler önüne seriyor. Öyle ki geçidin tırmanışından evvel gördüğünüz çevre ve insan manzaraları diğer tarafta bambaşka bir hal alıyor. İki ucun arasındaki kıvrımlar ise tek kelimeyle şöyle tanımlanabilir: Gerçeküstü. Şimdi daha da kuzeye sürüp sırasıyla Avusturya ve Almanya sınırlarını geçmem ve eve dönmem gerek. Yorucu kilometreler kelimelere dönüştüğünde tekrar görüşürüz!
Burada olmayı ilk kez istediğimde henüz ehliyetim yoktu... Üç büyükler yani Susten, Grimsel ve Furka böylece geride kaldı ve ölmeden önce yapılacaklar listemden bir kalem eksildi. Sürüş notlarım yakında blogumda olacak...
Bruno Sacco was here.
%d blogcu bunu beğendi: