Skip to content

6.3 LİTRELİK YENİLGİ

“Almanya’da her şeyin başka şeylerden yapıldığı gıda fabrikaları hakkında gazetede bir yazı okuduğumu hatırladım. Ersatz diyorlardı buna. Balıktan sosisi onların yaptığını hatırladım; tabii kim bilir balığı neyden yapıyorlardı?”

Kendimce akıcı bir tempo tutturmuş, Katalonya Rallisi’nin kombinelerini anımsatacak biçimce kıvrılan tertemiz bir asfaltın üzerinde ilerliyordum. Bir şeyler ters gittiğinde, takım direktörünün karşısında “WRC’ler yola toprak taşımış” diye ağlayan mağdur S1600 pilotlarının sancısıyla, kiralama firmasına laf anlatmaya ve kredi kartımı kendilerine kaptırmaya hiç niyetim yoktu. Bu yüzden, fazla samimi görünen çok yıllık ağaçlarla akraba olmamak için onda yedi, çok çok onda sekizle gazlıyordum…

Sonra dikiz aynamda bana kabaran bir şey belirdi. Ne kötü ki, bu şey giderek büyüyordu… Sarı Mercedes filmindeki Bayram’ın iç çatışmalarını aratmayacak, hatta bir noktadan sonra Rus edebiyatının iç seslerini hatırlatacak bir noktaya ulaşan sessiz çığlıklarımın gazıyla Z4’ün stabilite kontrolünü kapadım ve sağ ayağımın altında ‘klik’ efektini hissedene kadar bastım pedala.

Sonra ne oldu biliyor musunuz? Arkamdaki şey o kadar büyüdü ki, otomobilin farları dahi aynanın çerçevesine sığmaz oldu ve geriye orta yaşlı buz gibi bir Almanın yüzü kaldı. Kaçınılmaz olan tecavüzden hemen önce, bakışlarımı aynadan ayırıp limitlerin üzerinde ne kadar marjım olduğunu keşfetmeye karar verdim. Uzun, çok hızlı ve zemini hafifçe dalgalı bir sağ virajda süspansiyonların sonunu bulana kadar… Gövdenin sola doğru zıplamaya başladığını ve damperlerin nefessiz kaldığını 140’lı bir şeylerde hissettikten sonra, söz konusu marjın o kadar da büyük olmadığını anlamıştım.

Kahramanlığımın arka tampona temas etmek üzere olan kabarıklığı küçültmüş olmasını umarak aynaya baktımsa da her şey bıraktığım gibi duruyor ve ben bir Alman pornosunun içinde yitip gidiyordum. O an sağ ayağım istemsizce geri çekildi ve aynadaki yüz küçülmeye başladı… Yazının başındaki George Orwell cümlelerini anımsadım. Yazar tadını beğenmediği bir sosisten bahsetmek için kullanmıştı o kelimeleri.

Bense arkamdaki 6.3 litrelik V8’in beygirlerden imal edildiğini biliyor fakat beygirlerin neyden imal edildiğini anlamaya çalışıyordum. Sonra anayola bağlanan T formlu bir ayrımda durdum. Alman soluma yanaştı ve selam verdi. Yüzünde, Bayram’ın “Çok güzel araba çok. Satana da, alana da helal olsun!” repliğiyle kusursuz biçimde fit edecek bir gülümseme vardı. Selamını almak için üstü açık otomobilimden “nays car” diye seslenirken, ne yalan söyleyeyim, kendimi berber gibi hissettim.

Adam virajlarda arkamdan ayrılmamış, düzde ise sahip olduğu sayısız beygirden faydalanmış gibi görünmemek için sollamamıştı. Almanlar bu kez kazanmış fakat biz yine yenilmiştik.

fullsizerender

Reklamlar

1 reply »

  1. Dünyalık araçlara doyduğunuzu düşünüyorum… artık ahiretlik araçla binsenizde millet yazılarını bir okusa

    Örnek: Mercedes trevego, Neoplan starliner, Man fortuna….

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

INSTAGRAM

Weihenstephaner köpüğüm #naz #bmw #z3coupe #shootingbrake #bmwrepost Bunca zamandır neredeydim?
* 1.7 litrelik dizelim ve JDM çıkartmalarımla Vauxhall Team Turkey buluşmalarında Doblo mu kovalıyorum? Hayır dostlar, hayır.
*E5’te makas atarken ölmüş olabilir miyim? Hayır, ölmedim. Hamdolsun, trafikte oldukça bilinçli kullanıyorum. Trafikte insan gibi hareket eden fakat sorumsuz, bencil ve cahil yaratıklar yüzünden kaybettiklerimiz için burada biraz durup düşünelim. Toprağın bol olsun Erdal Tosun. *Seksi bir İtalyan otomobiliyle sürüş yaparken, ilk kasiste başıma düşen sunroof yüzünden hastanelik oldum desem? Suçu İtalyanlara atmanın lüzumu yok. Yonca yapraklı Julya’yı severek izliyoruz.
*Jeremy Clarkson ve ekibinin karşı konulamaz ürünü yüzünden torrent sitelerinde kaybolmuş ve müsaade istemeden açılan arsız reklamlardan birine dönüşmüş de olabilirim. Şaka bir yana, The Grand Tour rüya gibi olmuş. Top Gear’ımızın eski samimiyetini arattı ama buna da şükür.
*Uygun fiyatlı bir Amerikan cipini yükseltip, ekstrem spor yaptığımı sanarak ekstrem bir bira içicisine dönüşmüş olma ihtimalimi düşündüyseniz, hayır. Göbeğim yok ve ezik değilim.
*Fakirlikten motosiklete düşecek gibi olduğum doğrudur fakat motosikletten düştükten sonra üzerimden hafif ticari geçmesini istemedim, vazgeçtim. İstanbul’da benlik bir iş değil…
*Bunca zamandır işimdeydim, gücümdeydim ve sosyal mecraların pek sosyal hallerine biraz ara vermek istedim. Durduk yere beklentiyi yükseltmenin lüzumu yok fakat yine buralardayım ve arada bir üç beş kelime karalıyor olmayı planlıyorum.
*Bahar kokusunun ortaya çıktığı şu günlerde, albümümde olgunlaşmış bir fotoğrafla, sağlıcakla. Anahtarını iade et, metroyla efendi efendi otele dön. Hayır, valize sığma ihtimali yok. Tamam, o da seni çok özleyecek... Ne demişti Chris Bangle? "Otomobil üretmek sanattır. Bu sanat el ile şekillenir, makine ile çoğaltılır." #bmw #mcoupe #art Bitek #carspotter olmadığım kalmıştı... Filtresiz, kütür kütür sonbahar romantizmi. #bmw #mcoupe #bostongreen #munich Mesaiden çıkıp, Kadıköy'deki konser için kalabalığın en cavcavlı zamanında, Metrobüs'le 40 durak geçen bir İstanbul insanının bünyesi klasik müziğin kusursuzluğunu kaldıramaz. Bu yüzden kendinizi ağzınızdaki şekeri katır kutur çiğneyerek müziğin ritmiyle savaşırken bulursanız şaşırmayın. Çünkü İstanbulu sünger gibi çeken beyniniz o sırada kalibre olmaktadır. Sakin olun, bir yanınızdaki ihtiyar ile diğer yanınızdaki güzel insanların arasında olmanın tadını çıkarın. Tabi güzel müzik, güzel insan ve güzel ihtiyar konularında benim kadar şanslıysanız... #borusanquartet #yaylılar #yaylalar Telepathy. Teletubby. Having a ball. Dakar Yellow. Friday Night Acid. Kutusunun üzerinde '14+' yazdığına göre, uygun yaş grubundanım değil mi? 1158 parçayı birleştirmek biraz uzun sürse de, #rossocorsa renkli çocukluk rüyalarını yeniden yaşamak güzeldi. Şimdi akrilik muhafaza bulmak ve Enzo'nun hatırasını tozdan korumak gerek... #legoferrari #f40 #toysforboys Roadtrip rules numero uno: If you are 'Mr. Sense of Direction' like me oldschool notes, Google maps and integrated navi should be your besties. Splitting the whole route in portions of 20 kms to 30 kms and interchecking the progression from different sources is very useful. Avoiding all these stuff and becoming a hippie is another option though 🚌
%d blogcu bunu beğendi: