İçeriğe geç

2019 BMW 3 SERİSİ (G20) İLE İLGİLİ BİLMENİZ GEREKEN ÜÇ ŞEY

BMW’nin uçak motorundan sonra ürettiği en iyi şey: BMW 3 Serisi. Bugün tarihi bir hava meydanında, otomobilin altmışlardan bu yana süren evriminin yedinci durağını anlatıyorum. Doğrusu otomobil anlatmak nadiren bu kadar keyifli olur çünkü çok az otomobil yarım asrı devirmeyi ve 15 milyondan fazla sürücüye ulaşmayı başarmıştır.

Yeni BMW 3 Serisi (G20) ile tanışıklığımız 2018 kışında, girişinde cep telefonlarının toplandığı bir başka tarihi hava meydanında başlamıştı. Kamuflajlı prototipler ile sürüş yaptığımı ve o dönemlerde gelişim süreci henüz tamamlanmamış otomobilden çok etkilendiğimi hatırlıyorum. Bugünse Dravit Grey Metallic gövde renkli yol arkadaşım 330i ile Münih caddelerinde kamuflajsız sürüşler yapıyor ve otomobilden bir kez daha etkileniyorum.

Aşağıda G20 kodlu yedinci nesil BMW 3 Serisi’nin direksiyonuna geçmeden önce bilmeniz gereken üç başlığı paylaşıyorum;

1-Yeni BMW 3 Serisi’nin (G20) platformu BMW 7 Serisi (G11) ile aynıdır

Önce BMW 7 Serisi’nde, sonrasında ise G30 kodlu güncel 5 Serisi’nde kullanılan CLAR isimli platform G20 kodlu yeni BMW 3 Serisi’nin temelini oluşturuyor. F30 kodlu bir önceki nesle kıyasla 85mm uzayan ve 16mm genişleyen otomobilin aks aralığında ise 41mm’lik uzama söz konusu. Bu değişim hem arka koltuklardaki diz mesafesini hem de yol tutuş karakterindeki olgunluğu güçlendiriyor.

Yol tutuş demişken, yeni platformun beni en çok etkileyen yanından, gövde mukavemetindeki artıştan söz etmek istiyorum. Bir önceki nesle kıyasla %25 daha dirençli bir gövdeye sahip olan otomobilin ön yürüyenindeki bazı noktalarda direnç artışı %50’ye erişiyor. Buna bir de 55kg’ye varan hafiflemeyi ve her iki akstaki iz genişliği artışını eklediğinizde incelikli, olgun ve kendinden emin bir tutunma karakteri ortaya çıkıyor.  

2-Yeni BMW 3 Serisi (G20) ilk global grup testinde birinci olmuştur

Geleneksel sedan ve steyşınların SUV’lar tarafından giderek baskılandığı bir dönemde, BMW 3 Serisi gibi ikonik ürünlerin global pazarını muhafaza etmek kolay iş değil. Bir yanda Audi A4 ve Mercedes-Benz C-Serisi gibi geleneksel rakipler, diğer yanda ise sayıları her gün çoğalan SUV’lar…  

İngiliz menşeli Car dergisi Mayıs 2019 sayısında yeni BMW 3 Serisi’nin ilk global grup testini kapaktan yayınladı. Alfa Romeo Giulia, Mercedes-Benz C-Serisi, Audi A4, Lexus ES, Peugeot 508, BMW X2 ve Jaguar E-Pace’in donanım ve fiyat eşleştirmesiyle yer aldığı teste ‘BMW 3 Serisi Dünyaya Karşı’ ismi verildi ve BMW 3 Serisi testin kazananı oldu. Neden mi? Çünkü günün sonuna herkes eve BMW 3 Serisi ile gitmek ister.

3-Yeni BMW 3 Serisi (G20) bir sonraki E46 olabilir

Tasarımı, mühendislik kalitesi ve sürüş özellikleri ile birçok BMW sever için gelmiş geçmiş en özel 3 Serisi, E46 gövde kodlu dördüncü nesil 3 Serisi’dir. 2004 model 325Ci ile yaşadığım sahip olma deneyimine dayanarak E46’nın zamanının ötesinde bir bütünlüğe ve rafineliğe sahip olduğunu söyleyebilirim.

Bütünlük doğru kelime, doğru odak. Yeni BMW 3 Serisi’yle yaptığım sürüşlerde beni en çok etkileyen, otomobilin bütünlüğü oldu. Gücün torkla bütünlüğü, konforun sportiflikle bütünlüğü, teknolojinin gelenekler ile bütünlüğü, motorun şanzımanla bütünlüğü, otomobilin sürücüyle bütünlüğü… Sanki altınızdaki şey binlerce parçanın bir araya getirilmesiyle oluşmamış da gördüğünüz haliyle, yekpare doğmuş gibi.

Konu E46’dan açılmışken, yeni otomobilin ön farlarında yer alan ‘çıkıntı’nın doğrudan dördüncü nesle gönderme olduğunu ifade edeyim. Bu tasarım oyununun amacı ise BMW’nin geleneksel iki parçalı ön far grubunu hatırlatmaktır. Elbette, E46 referansının doğruluğunu zaman gösterecek…

SON

Dipnot: Okuduğunuz notlar bir süredir ajandamda yer alıyordu, kısaca paylaşmak istedim. Önümüzdeki dönemde BMW 3 Serisi’yle özel sürüşler yapmayı ve yine buradan paylaşmayı planlıyorum. Sevgiyle.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

INSTAGRAM

Yirminci yüzyılın erken dönemlerinde, otomobil kavramı halen çok yeniyken, ‘motorlu araba’ ile ilişki kurmuş kadınlar basının ilgisini çekiyordu. Gazetelerde, örnek alınması ve takdir edilmesi gereken teknoloji aktörleri olarak ön plana çıkarılan ‘kadın sürücü’ tıpkı erkekler gibi otomobili sevdi ve özgürleştirici bir araç olarak otomobile dair umutlar besledi. Otomobili zevk, hareketlilik, güç, bağımsızlık ve özgürlük gibi değerlerle eşleştiren ‘kadın sürücü’ söz konusu adaptasyon döneminde bazı zorluklarla karşılaştı. O dönemde bir ‘otomobilci’ olmak için sadece yeni makinenin çalışma prensibine hakim olmak yetmiyor, bununla birlikte yeni fiziksel/duygusal alışkanlıkların da kazanımı gerekiyordu. Duygusal algıların açılması, fiziksel reflekslerin geliştirilmesi, el aletlerinin kullanımı, trafikteki akışı okuma becerisi, yeni giyim tarzlarına uyum, sinirsel mukavemet, cesaret, koordinasyon becerisi ve makinenin ritmine ve sesine ayak uydurma… Yeterli bir ‘otomobilci’ olmak için gerekli bu yetkinlikler kadın erkek tüm otomobilciler için geçerli olduysa da ‘kadın sürücü’nün kısa sürede erkeklerin egemenliğine girmiş bu dünyada tutunabilmek için cevaplaması gereken başka sorular da vardı. Avustralyalı Hukuk Profesörü Georgine Clarsen’in kadın ile otomobil arasındaki ilişkiye retrospektif yaklaştığı ‘Eat My Dust: Early Women Motorist’ adlı kitabı konuyla alakalı derin açıklamalar, örneklemeler ve röportajlar içeriyor. Konuya ilgi duyan erkeklere ve kadınlara tavsiye ederim. Kitapta otomobilciliğin ilk dönemlerinde görece güçlü bir yer tutmayı başaran kadının, köşesini nasıl kaptırdığına dair yorumlar bulacaksınız. Güzelliğiyle zayıf düştüğüm otomobilci bir kadın ve bu kadının ojelerine eş deri döşemeleriyle BMW Z3 Coupe fotoğraflarda bir araya geliyor. Olympus Mju kamera ile Fuji Color C200 filme çalıştığım ve dijital müdahalede bulunmadığım bu üçleme, kadın ile otomobilin birlikteliğini bir erkeğin gözünden anlatıyor. #35mm #filmphotography #olympus #mju #fujicolorc200 #bmw #z3coupe #filmisnotdead
Çıldır Gölü her kış elli santimetrelik buzdan örtüsüne sarılıyor ve iki bin metredeki yuvasına baharın tekrar gelmesini sessizce bekliyor. Ama ne sessizlik! Devasa buz plakalarının arada bir çatırdamasını ve teninize binlerce minik çiviyle hücum eden acı esintiyi saymazsak, buranın anlamlı bir bakış kadar sessiz olduğunu söyleyebiliriz. Sonra 450 beygirlik bir makinenin çalışmasıyla sessizlik kırılıyor. Üzerinde onlarca minik çivi bulunan lastikler -çoğu zaman boşa- dönmeye başlıyor. Ve gölü bir çerçeve gibi saran dağların ardında güneş batarken, arka lastikler sanki suya ulaşmak ister gibi buzu yırtıyor. Farlar kızıla çalan gölü bir deniz feneri gibi aydınlatmakta, zeminden ayrılan buz zerrecikleri ise estetik biçimde esintiye karışmakta. Bir anlığına dünyada yalnız kaldığımı ve donmuş bir gölün üzerinde yan gitmekten başka bir eğlencenin kalmadığını hissediyorum. İşte öyle özel, öyle ayrıcalıklı. Derken, sessizliği bozan ikinci şey telsiz oluyor: ‘Evet arkadaşlar, isterseniz dönelim!' #kars #çıldırgölü #bmw #m4 #bomkarvebuz2020
Sokağın ruhunu ve dönemi tıpkı giysiler ve saç kesimleri gibi temsil eden otomobil modern hayatın görünmez bir parçasına dönüşmüştür. Onu görünür kılmak ise fotoğrafçının işidir. O halde camdan ve metalden heykellerin fotoğraflarında Münih sokaklarını bulalım. #35mm #filmphotography #filmisnotdead #munich #streetphotography #parkedcar #petrolicious
Evde internete erişim şansını henüz yakalayamamış doksanlar çocuğu için uzun metrajlı pornografiye ilk adım: Gone in 60 Seconds. O dönem ilk gençliğe uzanmaya çalışan bu nesil, 2000 yapımı film boyunca, her biri kadın isimleriyle kodlanmış elli otomobilin çalınırken nasıl göründüğüne ve yirmilerinin ortasındaki sarı saçlı Angelina Jolie’ye bakardı. Sinematik açıdan hayli kusurlu bulmama rağmen ‘60 Saniye’nin birçok otomobil tutkunu için ilk tetikleyicilerden biri olduğunu düşünüyorum. Filmde ekip lideri Memphis Raines’in (Nicolas Cage) önce otomobillerin yerlerini belirlediğini, fotoğraflar çektiğini ve sonra işe koyulduğunu görürüz. Kendisinden aldığım ilhamla altmış saniyede yarattığım analog fotoğraf setini paylaşıyorum. Umarım listede olmayan bir otomobili fotoğrafladığım için öfkelenmez. #35mm #olympus #mju #fujicolorc200 #honda #nsx #parkedcar #gonein60seconds #filmphotography #filmisnotdead #petrolicious
Varlığını doğaya borçlu olan insan biraz hızlanmaya, biraz yükselmeye görsün çabucak unutur bunu. Kibrinin önünü alamaz. Öyle ki doğayı kafeslenmiş bir sirk ayısı beller de onunla keyif için uğraşmaya yeltenecek kadar şımarır, alçalır bazen. Doğa ise bunu sessizce izleyecek kadar bilgedir. Tekniğinin özünü ateşli silahlara borçlu olan otomobil, tıplı silahlar gibi, insanın içine konduğu simülasyona hükmetme ateşini körükler. Mesafeyi kısaltan, zamanı baskılayan otomobil şımartır özgürleşen insanı. Oysa insanın kendisi gibi, otomobili de bir damla suya muhtaçtır. Bu fotoğraf seti otomobil ile doğa arasındaki ilişkiye dair bir deneme. Doğadan aldıklarıyla doğaya büyüklenirken doymayan gözlerimiz ve kızarmayan yüzlerimiz için. #35mm #filmphotography #leica #leicaM6 #kodakgold200 #bmw #bmwx2 #somewheremagazine #gökçeada
Kırmızı otomobilimin gençleşme süreci yaklaşık bir aydır devam ediyor: İkinci nesil BMW 5 Serisi yollarda çok nadiren rastlayabileceğiniz şık ve pratik bir seksenler spor sedanı. Sahip olma arzusunu güçlendiren bu durum aynı zamanda otomobilin teknik süreçlerini evde vegan misafir ağırlamaya benzetiyor. Son bir ay bu açıdan gerçekten öğretici oldu: ‘Çalışıyorsa, dokunma!’ prensibinin seksenlerde ne anlama geldiğini, günümüz ustalarını yetiştiren emekli ustalarla sohbet etmeyi ve BMW Classic Parça Departmanı’ndan Ankara İvedik Oto Sanayi’ne kadar, kurumsallık spektrumunun kutupları arasında sert geçişler yaparak parça aramayı öğrendim diyebilirim. Altı silindirli, mekanik enjeksiyonlu benzinli motorun kapsamlı revizyonu tamamlandı sayılır. Döneminde bile zor bir iş sayılan, soğuk çalıştırmadan sıcak çalışma düzenine geçişi sağlayan kompleks mekanizma artık pürüzsüz işliyor. Bunun için otomobilimin tüm işlerini idare eden Talha Usta’ya bir de buradan teşekkür etmeliyim. Kendisinin motordaki işleri bitti sayılır, sırada yürüyen aksam var ki otomobillerde yaş kavramı büyük ölçüde yürüyen aksamda gizli. Yıllar içinde sertleşen takozlar, damperler ve yaylar başta olmak üzere süspansiyon sistemi tamamıyla revize edilecek. Bunun kırmızı otomobilin sürüşünü en az on yıl gençleştirmesini bekliyorum. Talha Usta’nın ara ara yolladığı ‘teste gel’ mesajları bu sürecin en keyifli kısmı. Eski ve yeni insanları, tozlu bilgileri, Almanya’daki yedek parçacıları, Talha’nın sabrını ve banka hesabımı bir araya getiren kırmızı otomobilin işi tamamlandığında yollara çıkacağım ve bugünkü gibi set set analog fotoğraflar eşliğinde, hikayeler yaratacağım. #bmwclassic #bmw #5series #e28 #35mm #leica #leicam6 #kodak #portra800 #filmphotography #filmisnotdead
Pink Floyd klipleriyle benzer duygular uyandıran kısa, sade bir sürüş. Otomobilden çayırlara taşan High Hopes solosu eşliğinde Kodak Gold filme kaydettiğim fotoğrafları yine aynı şarkı çalarken paylaşıyorum. #35mm #leica #leicaM6 #kodakgold200 #filmphotography #filmisnotdead #filmcommunity #mini #cooper #roadtrip
Otelde sabahın ilk yumurtası kırılmamışken, Münih’ten yola çıkıyor ve güneye, Enzo Ferrari’nin evi Modena’ya doğru sürüşe başlıyorum. Avusturya sınırını geçtiğimde, navigasyon ekranında tanıdık köylerin isimleri beliriyor. Geçen Mayıs ayında çığ yüzünden kapalı olduğu için bana ve M2 Competition otomobilime yol vermeyen Hahntennjoch Geçidi’nin Kasım’da açık olacağına hiç ihtimal vermiyorum. Yine de üçüncü kez denemeye değmez mi? O akşam autostrada üzerinde 110km/s sabit hızla yol alırken gün içinde olanları zihnimde tekrar tekrar oynatıyorum: Hahntennjoch açıktı, bomboştu, karla kaplıydı… Gran Turismo teaser’ı gibi görünen bu sürüş cennetinde 340bg’lik arkadan tahrikli bir ateşli hatchback ile tek başımaydım. Yaklaşık üç saat boyunca sadece sürüş yapmış ve yoruldukça fotoğraflar çekmek için mola vermiştim. İlk iki denememde beni yoldan çeviren Hahntennjoch, bu kez eli açık davranarak büyük bir hediye sunmuştu. Yoğun sürüş deneyimi, soğuk hava ve 2000 metrede kardan yansıyan sert güneş ışığı bir araya gelince enerjim beklediğimden çok daha çabuk tükeniyor ve otoyolda birkaç kez başım öne düşüyor. Yakıt tankları eşek idrarıyla doldurulmuş gibi görünen bir istasyonda mecburen duruyor ve bir kahve daha alıyorum. Neyse ki İtalya’da kötü kahve içmek söz konusu değil… İçeriden Coşkun Aral kadar yelekli bir pompacı çıkıyor ve yakıt almayacağımı anlayınca bozuk bir yüz ifadesi takınıyor. Ona bir sigara veriyorum derken elimdeki Leica ilgisini çekiyor, biraz sohbet ediyoruz ve makaramdaki son birkaç kareyi onun için kullanmaya karar veriyorum. 36 kare tükendiğinde, yorgunluktan makarayı geri sarmayı unutuyor ve kameranın kapağını açtıktan birkaç saniye sonra hatamı fark ediyorum. O anda pompacının tüm aile bireylerine küfür ederek kapağı tekrar kapatmama rağmen film hasar görüyor. Keyfim kaçsa da Enzo Ferrari’nin köyünde buna üzülecek değilim, yarın görmem gereken bir hiper otomobil sergisi var, şimdi tekrar yola koyulmalıyım. #35mm #leica #leicaM6 #kodak #portra800 #filmphotography #filmisnotdead #bmw #m140i #roadtrip
16 yaşındaki oğlu McLaren’da mühendislik stajına başlayan arkadaşım Marc dün şöyle bir şey söyledi: Otomobil hayatımızı şekillendiriyor. Oğluma yıllar önce bir proje otomobili hediye etmeseydim, bugün Senna motoruyla uğraşıyor olmayacaktı. Geçen hafta, yeni otomobilimle ilk sürüşümü Ankara’dan İstanbul’a yaptım. Eve vardığımda, Emre ve Ümit onu incelerken, son enerjimle o anları kaydettim. Film banyodan bugün çıktı ve fotoğraflara bakarken Marc’ı hatırladım, ona hak verdim. Evet, otomobil hayatımızı şekillendiriyor. Öyle olmasaydı, 35 yıllık bir klasiğin içinde üç yaşına dönen Emre ve Ümit hayatımda olmayacaktı. Otomobiller, güzel şeyler, iyi ki varlar.
%d blogcu bunu beğendi: