İçeriğe geç

HIZIN PORTRESİ: FRANÇOİSE SAGAN

Sözünü sakınan biri değildi: “Viski, kumar ve Ferrari’ler ev işi yapmaktan daha iyidir,” demişti bir defasında.

Françoise Sagan 1935 yılında Fransa’da doğdu. İlk romanı Hoş Geldin Hüzün’ü henüz 18 yaşındayken, üç haftada yazdı. Succès de scandale ’a dönüşen ve büyük bir başarı yakalayan kitap, genç yazarı üne kavuşturdu.

Hoş Geldin Hüzün bir süredir baş ucumda bekliyordu. Ataç’ın dilimize kazandırdığı ve 1983 yılında Can Yayınları’nın bastığı romanı birkaç kez okudum. Özetle;

17 yaşında bir genç kız olan Cecile, dul ve playboy babası Raymond ile birlikte, yaz tatilini geçirmek üzere Côte d’Azur’da bir köşke yerleşir. Raymond ve Cecile, baba ve kız, aynı hamurdandır. Sagan bu hamuru kitabında şöyle anlatır: “Babamla ben aynı hamurdandık. Kimi ‘göçebelerin, avarelerin o güzel hamuru,’ diye övünüyor, kimi de ‘yalnız zevklerini düşünen kişilerin cılızı, kurumuş hamuru,’ diye yeriniyordum.” Hikayenin devamında, Cecile’in merhum annesinin arkadaşı Anne ikiliye katılacak, Raymond ile Anne arasındaki ilişki baba ve kızın tatile ve hayata karşı rahat tutumunu baskılayacak ve Cecile eski, rahat günlere dönmenin bir yolunu arayacaktır.

18 yaşında bir genç kadının yetişkinler arasındaki karmaşık ilişkileri gözlemine, çocukluktan yetişkinliğe geçişin sancılarına ve mutlak mutsuzluğumuza dokunan romanı kısaca paylaştıktan sonra asıl konumuzdan, Françoise Sagan’ın spor otomobil ve hız tutkusundan bahsetmek istiyorum.

Sagan hıza o kadar düşkündü ki 1984’te yazdığı With Fondest Regards kitabının bir bölümünü hıza adamıştı. Speeding isimli bölümden birkaç cümle aktarıyorum;

“Hızdan keyif almayan birinin yaşamdan keyif alması düşünülemez. Hızdan keyif almayan biri muhtemeldir ki hiç aşık olmamıştır.”

Hoş Geldin Hüzün’den sonra elde ettiği gelirle kendisine bir Jaguar XK satın aldı. Güney Fransa kıyılarında, zamanın en özel spor otomobillerini çıplak ayak kullanmaya pek düşkündü. “Para mutluluğu satın alamaz ancak bir otobüste ağlamaktansa bir Jaguar’ın içinde ağlamayı yeğlerim,” demişti. 1957’de çok ciddi bir trafik kazası geçirecek, ölümden dönecek ve bu sayede aylarca basının gündeminde kalacaktı. Öyle ki Sagan’ın seks, uyuşturucu, hızlı otomobiller ve kumarla geçen günleri ve bu yüzden daima basının ilgi odağında kalışı bazı çağdaşlarını tetikleyecek ve birkaç genç edebiyatçının dikkat çekmek isterken ölmesine neden olacaktı.

İkinci Dünya Savaşı’ndan sonraki dönemde, özgürlüğü arayan Fransız gençliğinin sembollerinden birisi olan Françoise Sagan hızlı ve skandallarla dolu yaşamına 69 yaşında veda etti. Geride yirmiden fazla roman, dokuz oyun, ciddi bir vergi borcu ve Speeding isimli bölümün son kısmında paylaştığı dünya görüşünü bıraktı;

Doğruluğuna inandığım şeylerin özeti: Hız bir işaret değildir, bir kanıt değildir, bir provokasyon ya da meydan okuma değildir. Hız bir mutluluk dalgasıdır.”

SON

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

INSTAGRAM

Eskişehir ile Afyonkarahisar arasında bir yer.
Kariyerimin en yoğun eğitim yılının son performansı: Yeni BMW 7 Serisi ve BMW Lüks Yaklaşımı Eğitimi.
“Kalkan-Kaş yolu kelimenin tam manasıyla bir klasik. Nasıl desem, Cide-İnebolu yolunun denize tepeden bakan uzlaşmaz karakterine kıyasla bu bölümün denize dostça, sürücüye ise sıcakkanlı bir mizaçla yaklaştığını söyleyebilirim. Burası muhteşem yamaçlarla Akdeniz’in arasına işlenmiş bir küçük koridorda, harika zemini ve çoğu açık görüşlü virajıyla tastamam bir klasik sürüş rotası. Müziğe ara veriyor ve sürüş keyfinin özünü oluşturan özgürlük duygusu tüm duyularımı uyarana dek hızlanıyorum. Birbirini izleyen onlarca virajın apeks noktasında Akdeniz’in alaca zeminini görerek yol almak ne büyük bahtiyarlık.”
Süper modelleri kıskandıracak kıvrımlarıyla orman yollarına, kışın kapanıp bahara kadar açılmayan dağ geçitlerine, başka hayatların akışını film gibi oynatan uzun yolculuğun bilinmezliğine, kısaca otomobille yolda olmaya düşkünlüğümü biliyorsunuz. Bunun yerini neyle doldurabilirim bilmiyorum.
“Bu otomobili bir kullanmanı isterim. Çok talep görüyor ve merak ediliyor. Senin kelimelerinle anlatılıp ifade edilmeye değer bir spor otomobil ve bence sadece kâğıt üzerindeki verilerle yorumlanabilecek bir model değil’ diyor BMW M yöneticisi arkadaşım @berkaydemircioglu Böylece ülkemize ilk gelen BMW M240i xDrive’ın anahtarını teslim alıyorum. Çıkmaya hazırlanırken Berkay arkamdan seslenip bir yakıt anahtarı uzatıyor: “Çok ihtiyacın olacak.”
Kanıtlandı: Yeşil gövde renkli BMW M3’ler daha hızlı gidiyor. #makegreengreatagain #bmw #m3
BMW 3 Serisi’nin altmış senelik evrimi. #bmw #3series
Almanlıktan aldığım tadı hiçbir şeyden alamadım.
BMW Classic’in Münih’teki garajında kısa bir yürüyüş. @bmwclassic #bmw
Geçen kış mevsiminden, huzur verici bir sabah sürüşü.
Geçen sene bu zamanlar.
Bir sürüş rotası klasiği: Akdeniz Sahil Yolu.

Bu blogu takip etmek ve yeni gönderilerle ilgili bildirimleri e-postayla almak için e-posta adresinizi girin.

%d blogcu bunu beğendi: