İçeriğe geç

ÖNÜ ALINAMAYAN SUV TRENDİ ÜZERİNE

Automaster’daki köşem “Düz Kontak”ta bu ay “SUV Modası”na düz kontak yaptım. Buyurunuz;

Geçtiğimiz Frakfurt Otomobil Fuarı’nda tanıtılan Maserati Kubang, odada vızıl vızıl dolaşan sinek gibi tırmalamıştı beynimi. Çok takmadım, duymamaya çalıştım, geçti… Sonra takvimler 2012’yi göstermeye başladı ve Bentley, EXP 9 F isimli konsept “cip”ini Cenevre Otomobil Fuarı’nda görücüye çıkardı. “Hacım noluyor?” demeye kalmadan bu kez Lamborghini, kovanlarına çomak sokulmuş arıları üzerime salarcasına, Beijing Otomobil Fuarı’nda yeni SUV konseptini tanıtıverdi. İsmi de çok güzel: Urus…

2002 yılında, üzerinde Porsche logosu olan Cayenne isimli bir yaratığın lastikleri yollara değmişti ve SUV virüsünün sektöre ilk bulaştığı o yıl herkesin aklında şu soru vardı: “Porsche denince herkesin aklına üç rakam geldiği halde, bu koca yaratık da neyin nesi ve Porsche ne yapmaya çalışıyor? “ Geçtiğimiz 10 yıl, bu sorunun cevabını herkesten iyi verdi: Cayenne, tabiri caizse Porsche’nin para kasası oldu ve firma bu işten öyle çok, öyle çok para yaptı ki VW Grup’un %50’yi aşkın hissesini satın almaya yeltendi.

Yukarıdaki manzara diğer çiftçilerin iştahını öyle çok kabarttı ki, o yıl hepsi soğan yetiştirdiler. Çok fazla soğan üretildi, soğan fiyatları düştü ve vatandaş kilosu 35 kuruştan soğan yedi… Fakat hayır! Otomotiv sektörü, tarıma benzemez. 35 kuruşa SUV alma hayallerini unutun! SUV işi, firmalar için daima yüksek kazanç demektir. İşte Bentley’in kağıt üstündeki hesabı: “Amerika, 23.000 aktif müşteri ile en büyük pazarımız. Bu müşterilerin hemen hepsinin garajında bir SUV var. İkinci büyük pazarımız Çin’de ve Avrupa’da ise SUV pazarı günden güne büyüyor. Öyleyse neden SUV üretip zengin olmuyoruz?” Kaderde Don Carleone’nin kuyumculuk yaptığını görmek de varmış…

İster güç sembolü deyin, ister trafikte güvende hissetme arzusu… İnsanların “cip” merakı devam ettikçe, yüksek karlı SUV pastasından en büyük payı alabilmek için yaşanan rekabete gün geçtikçe yeni firmalar katılıyor. Porsche ise şu sıralar parmağında kalan kremaları yalamakla meşgul… Porsche’ye afiyet olsun dileklerimin ardından, Ferrari’den Cosa Nostra’yı üzerime salmasını ya da bir SUV üretmesini istiyorum?!

Bu adalet değil…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

INSTAGRAM

“Haritalar, ruhsuz şeyler.
“Bu yolun Karadeniz’e tepeden bakan bir hali var. Karadeniz’in azametine ve haşmetine kayıtsız görünecek kadar yüksekten uçan ve sürücüye gözdağı veren bir yol. Virajlar, tepeler, gizli kıvrımlar, yoldaki her şey sürücünün tüm dikkat ve saygı rezervini her an talep ediyor. Dipsiz uçurumlar tehditkâr görünüyor. Burayla ilgili eski haberler ise yolun ciddiyetini hatırlatıyor. Önceki deneyimlerime kıyasla yoğun, sert ve sarsıcı bir sürüş.”
Jaguar’da satış danışmanı olarak işe başladığında E-type showroom’larda son günlerini geçiriyordu. Yaşını ortaya çıkaran bu bilgiden pek hoşlanmaz. Geleneksel otomobilin milenyuma dek süren yükselişinin her anına tanıklık etmiş, Woodstock Festivali’nde eğlenmiş, seksenlerin savurganlığında aynaların ve dönem otomobillerindeki düz konsolların hakkını vermiş sımsıkı bir eski toprak: Tony Walker.
BMW 4 Serisi Coupé ile sabah beşten akşam dokuza, Marmara Denizi’nin çevresinde bir tur. Ve Uludağ’dan bazı film fotoğrafları. BMW Joy Blog’da yayınlanan sürüş notlarıma profilimdeki link üzerinden erişebilirsiniz. #filmisnotdead #bmw #4series
Varşova’da Stalin’in yaptırdığı Kültür ve Bilim Sarayı için Polonyalıların çıkardığı bir söz var. “Kentin en mutlu yeri o yapıttır, çünkü her yeri görür, kendi çirkinliğini göremez,” diyorlar.
BMW 4 Serisi Coupé ile sabah beşten akşam dokuza, Marmara’nın çevresinde bir tur. Ve Uçmakdere’den bazı film fotoğrafları. BMW Joy Blog’da yayınlanan sürüş notlarıma profilimdeki link üzerinden erişebilirsiniz. #filmisnotdead #bmw #4series
Ikea labirentinden kurtuldum diye sevinirken mobilya kutusunun bagaja normal yoldan girmeyeceğini fark ediyorum. Bir umut, kabinle yükleme alanını ayıran fileyi indiriyor ve ambalajı kapıdan içeri aldıktan sonra arkaya yerleştiriyorum. Benzersiz arbedeyi izleyenlerin ve bulaşık fırçasının keyfine ise diyecek yok. Siz siz olun BMW Z3 Coupe ile mobilya alışverişine gitmeyin!
BMW 4 Serisi Coupé ile sabah beşten akşam dokuza, Marmara Denizi’nin çevresinde bir tur. Ve sürücünün bakış açısından bazı film fotoğrafları. Sürüş notları yakında bmw.com.tr ‘de olacak. #filmisnotdead #bmw #4series
Otomobili endurans yarışçısı gibi gösteren yol kirini seksi buluyorum ve bu konuda yalnız olmadığımı biliyorum.
Tatsız bir olay: 205'in arka tamponunun orijinal olmadığını otomobili satın aldıktan hayli sonra fark ediyoruz. O dönem Peugeot'da ürün yöneticisi olan Emre, Fransa'ya yazıyor. Sonra konuyu tatlıya bağlıyoruz. 205'i ben kullanıyorum. #tbt
“Otuzlarda doğan Zeki Bey onu 1993 yılında satın alıyor ve 2015 yılında vefat edene kadar yaklaşık 85.000km boyunca kullanıyor. Servis kayıtlarına baktığınızda kendisinin otomobiline obsesyon seviyesinde bağlı olduğunu görebiliyorsunuz ki ölümünden sonra Zeki Bey’in eşi otomobili aynı özenle saklamayı ve gözden uzak tutmayı tercih etmiş. Ve Zeki Bey’in manevi emaneti bugün yeni evine doğru yol alıyor.“
Ve 2020’nin keskin köşelerini yumuşatan yeni bir otomobil. Hikayesini hafta sonu blogumda yazacağım.

Bu blogu takip etmek ve yeni gönderilerle ilgili bildirimleri e-postayla almak için e-posta adresinizi girin.

%d blogcu bunu beğendi: