İçeriğe geç

VANISHING POINT

Blogumda bundan böyle yeni bir köşe olacak: Yedinci Sanatta Otomobil… Otomobillerin başkarakterler kadar iyi işlendiği birçok filmi izleyip, sizinle paylaşacağım. İlk filmimiz Vanishing Point…

Vanishing Point, 1971 yapımı kült bir yol filmi. Film boyunca eski otomobil yarışçısı ve eski polis memuru olan adamımız Kowalski’nin Alpine beyazı 1970 Dodge Challenger R/T ile polislerden kaçışını izliyorsunuz.

Filmi izleyeceklere küfür ettirmeden, biraz hikayeden söz edeyim: Adamımız Kowalski, bir otomobil taşıma firmasında sürücülük yapmaktadır. Bir Cuma gecesi geç vakitte Denver’a ulaşır ve Pazartesi gününe kadar teslim etmesi gereken Challenger’ı alıp tekrar yola çıkar. Yolda “daha iyi hissetmek” için uyuşturucu satıcısı arkadaşından birkaç hap alır ve bu esnada kendisini bir bahsin içinde bulur. Bahis, otomobili 15 saatte San Francisco’ya götürüp götüremeyeceğidir. Gece yola çıkar; çok geçmeden polislerin dikkatini çeker ve kovalamaca başlar. “Super Soul” isimli kör radyo sunucusunun polis telsizlerini dinleyerek kendisine yol boyunca yardım etmesi ve bazen de şansının yardımıyla adamımızı kimse durduramaz. Daha fazla anlatmıyorum; izleyin.

Filmin “özgürlük” kavramını işleyişine ve soundtrack’lerine -en çok da Challenger’ın motor sesine- hayran kalacaksınız. İzleyin ve yorumlarınızı paylaşmayı ihmal etmeyin.

Si Yu!

2 replies »

  1. Geri bildirim: BULLITT « İsmail TERZİ

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

INSTAGRAM

Bahçeköy Orman Yolu rüyalarımdan bir parça.
20 Mart 1984’te, henüz 1164 kilometredeyken, Frankfurt’ta ilk servisi yapıldı.
Trakya kırlarında akşamüstü gezintisi.
Üç yıl önce bugün.
Burası Bolu ile Yedigöller Milli Parkı arasında uzanan dağ yolu. Görüşün ve zeminin sürekli olarak değiştiği parkurda, tutunma ruleti oynayarak geçirdiğim doyurucu sürüş dakikalarının ardından, çok önemli bir teslimatı tamamlamanın mutluluğunu yaşıyorum. #familytime
BMW i4’le 2000 kilometrelik yol arkadaşlığımızdan bazı notlar.
Bahçeköy Orman Yolu’nda bir Isetta’nın direksiyonuna geçmeyi ve Gran Turismo coşkusuyla sürüş yapmayı gerçekten çok istiyorum. Bu fantastik sürüşe, bas efsanesi Charles Mingus’un Isetta döneminde kaydettiği Haitian Fight Song’u bence çok yakışır ve otomobil, yol, sanat üçlüsü eşsiz biçimde tamamlanırdı.
1955 yılının Paris Otomobil Fuarı’nı ziyaret edenler, geçen yüzyılın dört tekerlekli rock yıldızlarından birisinin doğuşuna tanıklık ettiler. İsmi bizdeki karşılığıyla ‘tanrıça’ ya da ‘ilahe’ anlamına gelen bu otomobilin ziyaretçiler üzerinde nasıl bir etki bıraktığı, fuar süresince imzalanan 79.000 sipariş formundan tahmin edilebilir.
Amsterdam sakinlerinin bisikletle ilişkisini gözlemleyen bir gezgin, bu şehrin tekerleğin icadına dair kutlamaları neden bu kadar uzatıp abarttığını düşünse yeridir. Tarihi kanallar boyunca tez canlı pedal çeviren kadın ve erkek yüzlerinden bir coşku, bir gurur, bir iştiyak okunuyor ki Avrupa’nın başka şehirlerinde benzerini görmedim. Hollanda başkentine özgü olduğunu düşündüğüm bir diğer konuysa bisikletlinin yayalar da dahil olmak üzere çevresine son derece kayıtsız, bazen saygısız ve çoğu zaman kurumlu olması. Bizim memlekette, sıfır kilometre B sınıfı sedan aldıktan sonra, kendisini tanrı ilan etmiş gibi süren başıbozuklardan hatırlayabileceğiniz bir tutum.
Bir teknoloji kampüsünde değil, Bavyera’da üretildiğini açıkça hissettiren ve Uçmakdere gibi zorlayıcı rotalarda elektrikli oluşuna sığınıp kolaya kaçmak, çam devirmek yerine sürüş keyfinin geleceğine dair umutlarımı tazeleyen bir otomobil.
2016 yılının Eylül’ünden bir akşamüstü.
Yeni BMW i4 ve Yeni BMW 2 Serisi Active Tourer Ürün Lansmanı Satış Eğitimi için, iki hafta boyunca, BMW ailesinin yaklaşık 450 üyesini Antalya’da ağırladık.

Bu blogu takip etmek ve yeni gönderilerle ilgili bildirimleri e-postayla almak için e-posta adresinizi girin.

%d blogcu bunu beğendi: