İçeriğe geç

MUTLU YILLAR M!

Hangi M’den bahsediyorum?

-Peter Lorre’un başrol oynadığı M?

-The Cure grubunun efsane şarkısı M?

-Kütlenin kısaltması olan M?

-Migros’un M’i?

-Münih’in plaka kodu olan M?

Hayır, tahmin ettiğiniz üzere biz otomobil delileri için BMW modellerinin daha hızlı gitmesini sağlayan departmandan söz ediyorum. 1972 Mayıs’ında BMW’nin yarış programlarına destek vermek için kurulan M Gmbh, 6 yıl sonra ilk yol otomobilini geliştirdi ve şimdi, firmanın 40. yılında, M harfinin gücüne güç katmış bazı otomobilleri anma zamanı!

M1: BMW ve Lamborghini ortaklığının ürünü olan M1, seri üretimi yapılan ilk M modeli ünvanını taşıyor. Ortadan motorlu bu otomobil, sonraki M modellerinde de kullanılacak olan 3.5 litrelik bir üniteye sahipti.

M635 CSi: O zamana kadar üretilen en hızlı ikinci BMW olmasından ziyade bu otomobil, can yakıcı güzelliğiyle tanınmıştı. Motorunu M1’den alan araç, 253 km/s son hıza sahipti ve kendisinden sonra üretilen tüm M modelleri, 250 km/s hızla sınırlandırılarak piyasaya sürüldü.

E28 M5: İlk jenerasyon M5 sahibi Amerikan’ların BMW’yi mahkemeye verdiğini biliyor musunuz? Bilmiyorsanız okumaya devam edin: BMW bu otomobili tanıttığında 500 adet üretileceğini duyurdu fakat son M5 banttan indiğinde, yollarda dolaşan 1500 ikiz kardeşe sahipti. Aracın koleksiyon değerini düşüren bu durum, kullanıcıların canını sıktı ve BMW’yi dava ettiler. Mahkeme, araç sahiplerini haklı buldu ve firmayı, her kullanıcıya yeni bir BMW parası ödemekle cezalandırdı. Ne büyük ironi!

E30 M3: M logosu taşıyan ilk 3 serisi… Hiçbir M modeli E30 M3 kadar sevilmedi. Standart 3 serisinden, görünüm olarak, geniş çamurlukları ve büyük jantlarıyla ayrılan bu otomobil günümüz standartlarında bile efsane sayılacak bir sürüş kalitesi sunuyor.

E36 M3: BMW, ilk M3’ün ardından zor bir sınav olan E36 M3 için “Tamamen yarış odaklı üretilmiş vahşi spor otomobil neslinin son üyesi” demişti. İlk versiyonunda kullanılan ve 286 hp güç üreten 3.0 sıralı, ikinci jenerasyonda yerini 3.2 litreye sığdırılmış 321 beygire bıraktı.

BMW Z3 M Coupe: Kaputunun altında M3 motoru taşıyan bu otomobil, diğer Z3’lerden büyük jantları, M logolu vites topuzu ve agresif tamponuyla ayrılıyordu. Değeri her geçen gün yükselen bir klasik…

E39 M5: 98 yılında tanıtıldığında otomobilin kalbindeki 5 litrelik V8, o zaman kadar üretilmiş en güçlü BMW motoruydu ve bu cüssede bir otomobili 5 saniyeden kısa sürede 100 km/s hıza çıkarabilecek kadar ciğerliydi. Bu arada E39 M5 demişken şunu bir hatırlamak gerekir.

E46 M3: 3.2 litrelik motoru, 343 beygir gücündeydi ve daha da güzeli, convertible versiyonu üretilmişti. Kobra Takibi sayesinde E46’lara epey sempati beslemiştik.

E60 M5: Chris Bangle’ın sürülmeden önce tasarladığı son 5 serisinin görünümünü kimileri çok sevdi, kimileri nefret etti. Önceki M5’te kullanılan V8’in yerine bu otomobilde 5 litrelik V10 motor kullanıldı ve SMG şanzımanla ilgili problemleri olsa da 507 beygir sayesinde benim diyen spor otomobillerin bir çoğuna toz yutturacak potansiyele sahip olduğunu, Ring’in taksicisi Sabine Schmitz ile kanıtladı.

Z4 M Coupe: E46 M3’ten aldığı 3.2 litrelik sıralı 6 motoru 340 beygir üretiyordu ve bu otomobil sadece güzel görünmekle kalmayıp, sunduğu muhteşem sürüş özellikleriyle Z3 M Coupe’nin yapamadığını yaptı.

E90 M3: 2007 yılında koca bir V8’le yollara çıkan otomobilin, E92 kodlu coupe ve E93 kodlu convertible versiyonları da üretildi. Alışverişe yan gitmek isteyenler için bire bir!

1 Serisi M Coupe: Kuşkusuz son yıllarda üretilen en ateşli M modeli… Küçük, hafif ve çevik yapısıyla yan gitmek için değil, düz gitmek için çabalamanız gerekiyor. Bence o, modern zamanların E30 M3’ü…

F10 M5: Tasarımı tıpkı E60 M5 gibi çok tartışılan otomobil, hiçbir M5’in olamadığı kadar rafine ve hızlı fakat fazlasıyla dijital ve sentetik… Gran Turismo’nun gerçek hayata yansıması gibi. Aracın içine hoparlörler vasıtasıyla motor sesi veriliyor dersem, sanırım ne demek istediğimi daha rahat anlarsınız.

Nice yıllara M Gmbh! Yazıyı sonuna kadar okuyanlar için bol fotoğraflı M galerisi hemen altta bekliyor. Buyurun;

1 reply »

  1. Bu listede olması gereken diğer bir M : E34 M5
    Belki konu yazıldığı tarih itibarı ile yollarda değildi ama bana göre karakterini en iyi yansıtan hatta ayrı bir başlık aşılması gereken M : F32 M4

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

INSTAGRAM

Bahçeköy Orman Yolu rüyalarımdan bir parça.
20 Mart 1984’te, henüz 1164 kilometredeyken, Frankfurt’ta ilk servisi yapıldı.
Trakya kırlarında akşamüstü gezintisi.
Üç yıl önce bugün.
Burası Bolu ile Yedigöller Milli Parkı arasında uzanan dağ yolu. Görüşün ve zeminin sürekli olarak değiştiği parkurda, tutunma ruleti oynayarak geçirdiğim doyurucu sürüş dakikalarının ardından, çok önemli bir teslimatı tamamlamanın mutluluğunu yaşıyorum. #familytime
BMW i4’le 2000 kilometrelik yol arkadaşlığımızdan bazı notlar.
Bahçeköy Orman Yolu’nda bir Isetta’nın direksiyonuna geçmeyi ve Gran Turismo coşkusuyla sürüş yapmayı gerçekten çok istiyorum. Bu fantastik sürüşe, bas efsanesi Charles Mingus’un Isetta döneminde kaydettiği Haitian Fight Song’u bence çok yakışır ve otomobil, yol, sanat üçlüsü eşsiz biçimde tamamlanırdı.
1955 yılının Paris Otomobil Fuarı’nı ziyaret edenler, geçen yüzyılın dört tekerlekli rock yıldızlarından birisinin doğuşuna tanıklık ettiler. İsmi bizdeki karşılığıyla ‘tanrıça’ ya da ‘ilahe’ anlamına gelen bu otomobilin ziyaretçiler üzerinde nasıl bir etki bıraktığı, fuar süresince imzalanan 79.000 sipariş formundan tahmin edilebilir.
Amsterdam sakinlerinin bisikletle ilişkisini gözlemleyen bir gezgin, bu şehrin tekerleğin icadına dair kutlamaları neden bu kadar uzatıp abarttığını düşünse yeridir. Tarihi kanallar boyunca tez canlı pedal çeviren kadın ve erkek yüzlerinden bir coşku, bir gurur, bir iştiyak okunuyor ki Avrupa’nın başka şehirlerinde benzerini görmedim. Hollanda başkentine özgü olduğunu düşündüğüm bir diğer konuysa bisikletlinin yayalar da dahil olmak üzere çevresine son derece kayıtsız, bazen saygısız ve çoğu zaman kurumlu olması. Bizim memlekette, sıfır kilometre B sınıfı sedan aldıktan sonra, kendisini tanrı ilan etmiş gibi süren başıbozuklardan hatırlayabileceğiniz bir tutum.
Bir teknoloji kampüsünde değil, Bavyera’da üretildiğini açıkça hissettiren ve Uçmakdere gibi zorlayıcı rotalarda elektrikli oluşuna sığınıp kolaya kaçmak, çam devirmek yerine sürüş keyfinin geleceğine dair umutlarımı tazeleyen bir otomobil.
2016 yılının Eylül’ünden bir akşamüstü.
Yeni BMW i4 ve Yeni BMW 2 Serisi Active Tourer Ürün Lansmanı Satış Eğitimi için, iki hafta boyunca, BMW ailesinin yaklaşık 450 üyesini Antalya’da ağırladık.

Bu blogu takip etmek ve yeni gönderilerle ilgili bildirimleri e-postayla almak için e-posta adresinizi girin.

%d blogcu bunu beğendi: