İçeriğe geç

41 YAZ DEVİRMİŞ KADETT VE GÜZEL BİR RÜYA

Ön sol kapıyı açtım ve ince bir gıcırtı sokakta yankılandı. İçeride yanan ışığın aydınlattığı binbir yamalı koltuğa oturmamla “pof” eden minderden dağılan binlerce toz zerresini burnumda hissettim ve yüzyıllardır kullanılmayan emniyet kemerini çekip, garip kemer tokasına taktım. Şimdi sol ayağım debriyajı, sağ elim kontağı arıyordu. Direksiyona tutunarak gömüldüğüm koltukta doğruldum ve anahtarı çevirdim; motor çalıştı… Vites yollarına bakmak için vites topuzunu telefonumla aydınlatsam da, görünürde vites yolu falan yoktu. Doğru vitesi seçmiş olmayı umut ederek sol ayağımı usun usul kaldırdım debriyajdan. Evet, olmuştu! Öksürük şurubunun eksik olmadığı evlerde yaşayan çocuklara benzer sesler çıkaran motor, çabucak devirlenip 2. vitese geçmemi istedi. İlk denemede olmadı, ikincide olmadı ve nihayet ikinci vitesi buldum. İlerliyorduk!

Tekerlek üzerinde hareket etmenin hazzını yoğun şekilde yaşarken, aklımda dönen sorular hep aynı noktaya varıyordu: 41 yaz devirmiş bu güzel hanımefendi neler yaşamıştı acaba? Kimler dokunmuştu bu direksiyona? Memleketin nerelerini gezmişti? 88 bin küsur km’yi vuran gösterge kim bilir kaç kez sıfırlanmıştı? Sorular aklımda dönüyor da dönüyor, işime odaklanmamı engelliyordu. Bir süre “Hey You” modunda çevirdim direksiyonu…

Yavaş yavaş gerçek dünyaya dönerken direksiyonun fazla büyük ve yumuşak; debriyajın kaya kadar sert ve ayaklarımın düz değil, sağa doğru uzanmış vaziyette olduğunu fark ettim. Dahası, emniyet kemeri tüm gövde titreşimlerini göğsüme öyle net aktarıyordu ki, göğüs kafesimde konuşmamı bozacak kadar şiddetli titreşimler hissediyordum. Sürüş pozisyonu ise gerçek bir felaketten farksızdı… Peki neden hala rüyada gibiydim?

Güzel bir rüyadaydım çünkü benim zamanımın otomobillerinde asla bulamayacağım bi’şey vardı bu otomobilde: His… Gerçek sürüş hissi… Pire gibi motoru, 940 kiloluk gövdesini arka tekerlekler vasıtasıyla hareket ettirirken, direksiyon başında hep canlı kaldığımı, sinyal verirken bile zevk aldığımı hissediyordum. Düşünün, sakızla tutturulmuş far düğmesine bile aşık olmuştum fakat her güzel şey gibi Kadett’le olan birlikteliğim de kısa sürdü. Teşekkür ederim sevgili arkadaşım Bağcıvan! Sen olmasan bu zevki tadamazdım.

3 replies »

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

INSTAGRAM

“Haritalar, ruhsuz şeyler.
“Bu yolun Karadeniz’e tepeden bakan bir hali var. Karadeniz’in azametine ve haşmetine kayıtsız görünecek kadar yüksekten uçan ve sürücüye gözdağı veren bir yol. Virajlar, tepeler, gizli kıvrımlar, yoldaki her şey sürücünün tüm dikkat ve saygı rezervini her an talep ediyor. Dipsiz uçurumlar tehditkâr görünüyor. Burayla ilgili eski haberler ise yolun ciddiyetini hatırlatıyor. Önceki deneyimlerime kıyasla yoğun, sert ve sarsıcı bir sürüş.”
Jaguar’da satış danışmanı olarak işe başladığında E-type showroom’larda son günlerini geçiriyordu. Yaşını ortaya çıkaran bu bilgiden pek hoşlanmaz. Geleneksel otomobilin milenyuma dek süren yükselişinin her anına tanıklık etmiş, Woodstock Festivali’nde eğlenmiş, seksenlerin savurganlığında aynaların ve dönem otomobillerindeki düz konsolların hakkını vermiş sımsıkı bir eski toprak: Tony Walker.
BMW 4 Serisi Coupé ile sabah beşten akşam dokuza, Marmara Denizi’nin çevresinde bir tur. Ve Uludağ’dan bazı film fotoğrafları. BMW Joy Blog’da yayınlanan sürüş notlarıma profilimdeki link üzerinden erişebilirsiniz. #filmisnotdead #bmw #4series
Varşova’da Stalin’in yaptırdığı Kültür ve Bilim Sarayı için Polonyalıların çıkardığı bir söz var. “Kentin en mutlu yeri o yapıttır, çünkü her yeri görür, kendi çirkinliğini göremez,” diyorlar.
BMW 4 Serisi Coupé ile sabah beşten akşam dokuza, Marmara’nın çevresinde bir tur. Ve Uçmakdere’den bazı film fotoğrafları. BMW Joy Blog’da yayınlanan sürüş notlarıma profilimdeki link üzerinden erişebilirsiniz. #filmisnotdead #bmw #4series
Ikea labirentinden kurtuldum diye sevinirken mobilya kutusunun bagaja normal yoldan girmeyeceğini fark ediyorum. Bir umut, kabinle yükleme alanını ayıran fileyi indiriyor ve ambalajı kapıdan içeri aldıktan sonra arkaya yerleştiriyorum. Benzersiz arbedeyi izleyenlerin ve bulaşık fırçasının keyfine ise diyecek yok. Siz siz olun BMW Z3 Coupe ile mobilya alışverişine gitmeyin!
BMW 4 Serisi Coupé ile sabah beşten akşam dokuza, Marmara Denizi’nin çevresinde bir tur. Ve sürücünün bakış açısından bazı film fotoğrafları. Sürüş notları yakında bmw.com.tr ‘de olacak. #filmisnotdead #bmw #4series
Otomobili endurans yarışçısı gibi gösteren yol kirini seksi buluyorum ve bu konuda yalnız olmadığımı biliyorum.
Tatsız bir olay: 205'in arka tamponunun orijinal olmadığını otomobili satın aldıktan hayli sonra fark ediyoruz. O dönem Peugeot'da ürün yöneticisi olan Emre, Fransa'ya yazıyor. Sonra konuyu tatlıya bağlıyoruz. 205'i ben kullanıyorum. #tbt
“Otuzlarda doğan Zeki Bey onu 1993 yılında satın alıyor ve 2015 yılında vefat edene kadar yaklaşık 85.000km boyunca kullanıyor. Servis kayıtlarına baktığınızda kendisinin otomobiline obsesyon seviyesinde bağlı olduğunu görebiliyorsunuz ki ölümünden sonra Zeki Bey’in eşi otomobili aynı özenle saklamayı ve gözden uzak tutmayı tercih etmiş. Ve Zeki Bey’in manevi emaneti bugün yeni evine doğru yol alıyor.“
Ve 2020’nin keskin köşelerini yumuşatan yeni bir otomobil. Hikayesini hafta sonu blogumda yazacağım.

Bu blogu takip etmek ve yeni gönderilerle ilgili bildirimleri e-postayla almak için e-posta adresinizi girin.

%d blogcu bunu beğendi: