İçeriğe geç

BMW 118i SPORT LINE

C segmentinin premium çocuğu 1 Serisinin ilk jenerasyonu, özellikle dar iç mekanı ve malzeme kalitesi yüzünden eleştirilmiş; BMW logosunun hakkını veremediği söylenmişti. İlk neslin yollara çıkışından 8 yıl sonra, tamamen yenilenmiş ve hatalarının bazılarından ders almış F20 kasa kodlu 1 Serisini anlatmak için buradayım.

TASARIM

Chris Bangle’ın sürülmesinin ardından işe başlayan BMW şef tasarımcısı Adrian van Hooijdonk’un tasarımı olan Yeni 1, bence eskisinden çok daha iyi görünüyor. Peki bu durum tek başına yeterli mi? Orasını tartışacağız…

İlk jenerasyona göre uzunluğu 85 mm, aks aralığı 30 mm artan yeni bebeğin genişliğiyse 17 mm artırılmış. Boyutlardaki hormonal büyüme normalde daha geniş iç mekan ve daha ağır bir gövde olarak geri döner ama BMW’nin kullandığı hafif/dayanıklı malzemeler sayesinde ağırlık eski otomobile göre 30 kg azaltılmış. İç mekan nasıl etkilenmiş onu az sonra anlatacağım.

Yeni 1’in proporsiyonlarına baktığınızda bir hatchback’ten çok Z4’ü anımsıyorsunuz. Uzunca bir kaput, geriye konumlanmış kabin ve alçak tavan… Ön tarafın en çok dikkat çekenleri farlar, klasik çift böbrek ve tamponun iki yanındaki hava girişleri iken; arka tarafta Polo’yu anımsatan stoplar ve daha sade tasarım öne çıkıyor. Otomobilin iki ucu ise, ön çamurluktan başlayıp kapı kollarınca uzanan ve stoplarda son bulan çizgiyle birleşiyor. Tasarım ve beğeni, hep söylediğim gibi göreceli bir hadise… Beğenirsiniz beğenmezsiniz size kalmış fakat ortada herkese hitap etmeyen, bazı açılardan absürt bazı açılardan nefis görünen bir otomobil var. Dikkat çekiyor mu? Kesinlikle çok fazla dikkat çekiyor; hele bir de kırmızıysa hiç sorma!

İÇ MEKAN

Tasarım bahsinde, otomobilin boyutlarındaki büyümenin iç mekanı nasıl etkilediğini tartışacağımızı söylemiştim; ön tarafta hacimsel bir problem yok; arka taraf ise ancak ortalama bünyeler için yeterli… İlk nesle göre ciddi bir ilerleme var fakat iç mekan hacminde sınıf liderleriyle yarışacak bir otomobil beklemeyin; Yeni 1’in iç mekan ve bagaj hacmi için “yeterli” kelimesini kullanmak uygun olur.

Koltuk ve direksiyon yerleşimi ise kesinlikle harika; bence iç mekanla ilgili en büyük alkışı oturma pozisyonu hak ediyor; hem çok rahat, hem çok sportif… Koltukların yanal desteklerini gövdenize yaklaştırıp uzaklaştıran ayara ise tek kelimeyle bayıldım. Bu özellik, biraz gazlamak istediğiniz vakit vücudunuzu koltuğa sıkıştırabilirken, uzun yolda tam tersini yapıp rahat rahat yolculuk etmenizi sağlıyor. Sport donanım paketiyle gelen kırmızı direksiyon/koltuk dikişleri ve siyah kaplamalar hoş detaylar olarak öne çıkarken; iç mekandaki genel malzeme kalitesi ise yeterli.

iDrive, bildiğimiz iDrive; kullanımı hala alışkanlık gerektiriyor; bazen sinir bozuyor. Diğer kumanda elemanlarının kullanımı ve ergonomik özellikleriyle ilgili bir sorun yok.

SÜRÜŞ

1 Serisi, memleketimize bir benzinli ve bir dizel motorla ithal ediliyor. 136 beygirlik 116i ve kullandığım 170 beygirlik 118i aynı benzinli motoru kullanırken, 116 beygirlik 116d, tek dizel seçenek olarak alıcı bekliyor. Fiyatlara şuradan bakabilirsiniz.

Otomobilin süspansiyon ayarları bence sportiflik ve rahatlık arasındaki dengeyi çok iyi yakalamış. Bozuk yollarla gayet rahat başa çıkabilirken, canınız biraz gazlamak istediğinde gevşek bir karakter çizmiyor. Direksiyon sertliği aynı şekilde iyi fakat hissi 3 serisinden geride kalıyor. 7 saniyenin hemen üzerinde 100 km’ye ulaşan otomobilin son hızı ise 225 km’de sınırlı.

Bir ucunda Eco Pro, diğer ucunda Sport+ modu bulunan ve farklı sürüş modları seçmenizi sağlayan ve vites kolunun yanından kontrol edilen sistem gaz ve şanzıman girdilerini seçtiğiniz moda göre düzenleyip ekonomik veya sportif sürüş talebinize cevap veriyor. Bu arada şanzıman demişken, 8 ileri ZF kesinlikle çok iyi çalışıyor; sürüş kalitesini artıran en büyük etkenlerden biri olmasına rağmen direksiyondan kontrol edilememesi böyle bir otomobil için büyük eksiklik.

Fazla dağılmadan özetleyeyim: İsterseniz ekonomi kahramanı, isterseniz sürüş canavarı olabilen; ister 7.5, ister 15 litre yakabileceğiniz bir otomobil Yeni 1. Ekonomi kısmı ayakta alkışlanmayı hak ediyor ama canınız yan gitmek isterse sizi bir 3 serisi kadar güldüremeyecektir; hazır olun.

SONUÇ

-Ekonomi/performans arasında yakaladığı denge ve çok yönlü olabilmesine, rahatlık/sportiflik oranını çok iyi yakalamış süspansiyonuna ve sürüş pozisyonuna bayıldım.

-Sportif kullanımda BMW logosunun hakkını daha iyi vermesini, iç mekanının daha geniş olmasını ve en önemlisi daha ucuz olmasını beklerdim.

Reklamlar

7 replies »

  1. Benimde 118i yi kullanma fırsatım olmuştu ancak bana beklediğim performansı sunamamıştı. Yinede aynı ayardaki bir çok otomobilden bi hayli ileride olduğunu söyleyebilirim. Bir de BMW nun hız sınırlama sistemi bana çok saçma geliyor. Özellikle z serisindeki otomobilleri yanlış hatırlamıyorsam 250 km/s ile sınırlıyorlar. 250 km/s hız sınırlarının zaten çok üzerinde. 250 ye kadar gelmişken sınırlamaya gerek yok diye düşünüyorum. 🙂

    • Eskiden firmalar arasında resmi olmayan fakat 250 km/s olarak kabul edilmiş bir anlaşma vardı. Mercedes ve Porsche ise bu gayrı resmi anlaşmaya hiç yanaşmadılar ve zamanla müşteriler M5’lerin M6’ların minik bir Boxtster tarafından geçilebilmesinden rahatsız oldular ve birçoğu limitörü iptal ettirdi. Müşterilerin hoşnutsuzluğu firmaları da rahatsız etti ve limit olayı yavaş yavaş kırılmaya başladı. Örneğin Audi o yıllarda sattığı C5 RS6’nın limitini 280’e çıkardı.

      1 serisinin durumu ise daha farklı; 225 km/s’yi limit olarak görmemeli çünkü otomobilin yapabileceği, bu hızdan çok daha fazla değil. Neticede 1.6 turbo bir motordan bahsediyoruz.

  2. 118i nin yan gitme konusunda 3 serisinden ne eksiği olduğunu merak ettim doğrusu, bahsettiğiniz 3 serisi, hangi kasa ve motor seçeneği?

    • Merhaba;

      Evvela E90’dan başlayalım. E90’ın direksiyon hissi, güncel F kasaların tümünden daha iyiydi. F30’a gelecek olursak bence muhteşem bir makine ve 1 serisinden daha eğlenceli. Bu durumun ilk nedeni sedan olması; arka tarafı hatchback’e göre çok daha oyun meraklısı. Yani yan gitme bahsinde güçten ve motor özelliklerinden çok sürüş dinamiklerini kast etmiştim. İkinci neden ise 1 serisinin deli dehşet yol tutuşu.. Kaydırmak alışkanlık gerektiriyor oysa güncel 3’e daha çabuk adapte olabiliyorsunuz.

  3. Geri bildirim: BMW 116d | İsmail TERZİ

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

INSTAGRAM

“Bahçeköy-Kemerburgaz orman yolu geceyarısından sonra esrarengiz bir yere dönüşür. Işıkları olmayan bu yol, gecenin sessizliğinde diğer otomobilleri aydınlatır ve sürate rüzgar sesiyle alkış tutar. Burada günaşırı sürüşe çıktığım gecelerin bazılarında, ancak Comfortably Numb solosuyla erişebildiğim yükseklikleri gördüğümü hatırlıyorum. Farlar sarımtırak bir perde oluşturur ve yaprakların, trafik tabelalarının ve parlayan asfaltın rolleri paylaştığı bir kısa film başlar. Üç beş dakikalık bu performasın sonunda ise hararetin ve nefesin normale dönüşü beklenir,” diye yazmışım üç yıl önce. Bu sonbaharda bir değişiklik yaptım ve İstanbul’daki gece sürüşlerimin vazgeçilmezlerinden olan yolu elimde kameram, gündüz vakti, yürüyerek geçtim. Hızla yaklaşmaya ve hızla geride bırakmaya alıştığım tanıdık virajları adım adım deneyimlerken çektiğim analog fotoğraflar, yeni bir alışkanlığın hatırası olarak böylece kalsın. #35mm #leica #leicaM6 #kodakportra #filmphoto #filmisnotdead #istanbul
Gün boyu ‘Friends Will Be Friends’ şarkısını mırıldanmış ve gelişigüzel, özensiz analog fotoğraflar çekmiştim. Tam da Kodak Gold’un sevdiği gibi...
Güzel bir haber: Benim de yazarlarından biri olduğum Borusan Turuncu, Uluslararası Stevie İş Ödülleri 2019’un blog kategorisinde altın ödüle layık görüldü. Hafta sonu Viyana’da düzenlenen törende Borusan Holding’i ve Turuncu’nun 150’den fazla yazarını temsil etmek gurur vericiydi. Blogu kuran ve yaşatan sevgili arkadaşım Merlin’le birlikte, tüm dünyadan yüzlerce iş insanına hikayenin profesyonel yaşamdaki kıymetini hatırlattık. #borusanturuncu #stevies2019
Bu hafta Yeni BMW 3 Serisi için hazırlanan bir filmin sunuculuğunu yaptım. Yaklaşık yirmi kişilik kalabalık bir ekip olarak, çekimde otuz saatten fazla zaman geçirdik. Yorucu fakat çok keyifli bir deneyimdi. Set ekibinin bir arada çalışma uyumundan ve kısa bir film için sarf edilen çabadan o kadar etkilendim ki aralarda birkaç kare otomobil fotoğrafı kaydederim düşüncesiyle kamerama sürdüğüm filmi bu insanlara adamak istedim. Gördüğünüz fotoğraf seti Leica M6 ile Cinestill 800T filme kaydedildi. Herhangi bir dijital müdahale içermeyen fotoğrafların anormal renklerini ise deprem yarattı. Evet. Filmin banyosu sürerken başlayan deprem elektrik akımını sertçe dalgalandırınca, renkler bu hale geldi. Hatta bazı karelerde kimyasal damlacıklarının izlerini görebilirsiniz. Analog fotoğrafçılığın hem cilvesi hem öğretisi: İyi düşün fakat her şeye hazırlıklı ol. Hayat gibi. Bu arada söz konusu film yakında BMW Türkiye’nin dijital mecralarında yayına girecek. Bu fotoğraf seti ise hissetmediğim depremin, senfoni orkestrası gibi çalışan bir ekibin ve keyifli bir sunuculuk deneyiminin hatırası olarak kalacak. #35mm #leica #leicaM6 #cinestill800t #filmphoto #filmisnotdead #filmphotomag #minimalcar #bmw #3series
Önümüzde yol almakta olan gri renkli ticari aracın gövdesi en az yirmi yıllık yayların üzerinde bir o yana, bir bu yana esniyor. Aramızdaki toz bulutu ve daha da önemlisi, sol alt köşesi macunla onarılmış bagaj kapağı, yükleme alanındaki mangalı görmeme engel olamıyor. Toprak zemindeki çeşit çeşit kusurun titrettiği is bağlamış kirli telin mangala her vuruşu beynimde yankı buluyor. Üstüne üstlük, bir çift karpuz her virajda düzensizce yer değiştirerek mangala çarpıyor ki yeşil meyvelerin bu göçebe halleri burnumuzun dibinde dünyanın en kaotik piknik yolculuğunun yapılmakta olduğunu hissettiriyor. Yayla Yolunda isimli son yazıma profildeki linkten ulaşabilirsiniz. #35mm #leica #leicacamera #filmphoto #minimalcar #subaru #impreza #leicaM6 #acros100 #filmisnotdead #analogue #bw
Tanıdığım en dağınık karakterlerden bir tanesi: Lotus Esprit S4S. Temel mimari ögeleri birbirinden habersiz mühendislik takımları tarafından, Lego’ya savaş açmak niyetiyle birleştirilmiş gibi hissettiren bu otomobil özellikle İstanbul trafiğinde eşsiz bir deneyim yaratıyor. Her şeyden önce çevrenizdeki meraklı gözlere bunun bir İtalyan egzotiği olmadığını ve sarhoş İngilizlerin elinden çıktığını izah etmeniz gerek. Çiçekçi ablalar, gençler, yandaki otomobilin arka camından sarkan çocuk… Herkes bir açıklama bekliyor. Dahası, kama formlu ve sarı renkli bir spor otomobilin içindeyken, varlığını kimsenin tahmin etmediği sefaletinizi açık etme lüksünü bulamıyorsunuz. Her trafik ışığını hararet yapma eğilimine dönüştüren dört silindirli turbo beslemeli motora, dirseğinizden fazlasını soğutmayan klimaya ve ortalama bir otomobilin kapı kolu hizasında kalan görüşe karşın gülümsemeniz ve çevrenizdekileri dört başı mamur bir sürüş deneyimi yaşamakta olduğunuza ikna etmeniz gerekiyor. Tam da James Bond’un su altına harareti engellemek için indiğini düşünmeye başlamışken trafik açılıyor ve yetmişlerin debriyaj pişiren süperspor deneyimi bir anda yirmi yıl ilerliyor. Turbo doluyor, yarış otomobili egzozu tiz ve yırtıcı frekanslarla titriyor ve sürat sadece sürücüyü değil otomobili de uyandırıyor. İşte o anda klimasız dakikaların, hararet korkusunun ve yaptığınız açıklamaların karşılığını alıyor ve doksanlarda çekilmiş bir otomobil programına düşüyorsunuz. Bu saniyelerde kabinin Turbo sakız koktuğuna yemin edebilirim. Sürüş sona erdiğinde, otomobilden inip sırtıma yapışan üstümü havalandırırken giysilerime sinen şeyin Turbo sakız değil, benzin kokusu olduğunu anlıyor ve gülümsüyorum. Modern otomobil her şeyin daha fazlasını sunan ve nezaket kurallarını aksatmayan ikiyüzlülüğüyle Lotus’u küçümsüyor. Lotus ise İngilizceden İngilizceye altyazı gerektiren aksanıyla bir küfür savurup, açılıp kapanan farlarını gövdesine gömüyor ve huzurlu bir akşam uykusuna dalıyor. Ne makine ama! #35mm #leica #filmphoto #minimalcar #lotusesprit #leicam6 #kodakgold200 #istanbul #filmisnotdead
Something about James Bond. #35mm #leica #filmphoto #minimalcar #lotusesprit #leicam6 #kodakgold200 #istanbul #filmisnotdead
BMW’nin uçak motorundan sonra ürettiği en iyi şey: BMW 3 Serisi. Bugün tarihi bir hava meydanında, otomobilin altmışlardan bu yana süren evriminin yedinci durağını anlatıyorum. Doğrusu, otomobil anlatmak nadiren bu kadar keyifli olur... #bmw #3serisi #beklenen3
Yaşlı bir çam ormanının içinden geçerek tırmanmaya koyulmadan önce otomobildeki tüm eşyalarımı sıkıca sabitliyor ve kalkıştan önce son kontrolleri yapan pilotlar gibi sürüş programlarını, gösterge panelini ve diğer kontrolleri gözden geçiriyorum. Hazırım. BMW M2 Competition ve Bir Geçidin İnadı isimli son yazıma profildeki linkten ulaşabilirsiniz. #bmw #m2competition #hahntennjoch #35mm #filmphoto
%d blogcu bunu beğendi: