İçeriğe geç

RENAULT CLIO 172 RS

DSC_0035

Işıklarda usulca durdunuz… Yanınızdaki siyah camlı siyah Leon’un direksiyonundaki vatandaş arka koltuklara kadar yatırdığı sürücü koltuğunda, direksiyonun 12’sine tek eliyle tutunarak, doğrulup altınızdaki şeyin jantlarını süzmeye başlıyor.

Jantlar, tamponlar ve homurtulu egzoz sesi yüzünden kafası karışık. Şüpheli bakışlar…

Üç kapılı Clio Symbol’ünüzü modifiye ettiğinizi düşünüp gaza geliyor ve RS’i gözüyle yemeyi bırakıp önüne dönüyor. Kafası hala karışık…

Yeşil yanar yanmaz, 105 beygirlik VW motorunun yürüttüğü Leon’un koca jantları hafifçe boşa dönüyor ve otomobil gürültüler eşliğinde uzaklaşmaya başlıyor.

Debriyajı usulca bırakıp gazı döşemelere gömüyorsunuz ve RS devir kesiciye kadar soluksuz hızlanıyor. İçinden çıkarmadan ikinci vites ve üç demeden önce aynanızda kaybolan bir Leon…

***

Yukarıdaki temsili hikayecikte bir numara yok. Benzer hikayelerim olmuştu Polo GTI, GTI’ın kuzeni Fabia RS yahut Cooper S ile…

Ateşli hatchback’in güzelliğidir bu mevzuu. Kimse sallamaz sizi trafikte. ‘Koca jantlı Polo’, ‘janjanlı yeşil renkli Fabia’ yahut ‘yere yakın kız arabası’ olarak yorumlanır altınızdaki şey. Tıpkı üç kapılı Symbol gibi…

Gelgelelim konumuz ışıklarda caddecilere gömmek falan değil. Onu X6’ya binenler de yapıyor!

Düzde hızlanmak iyidir hoştur da ‘büzük’ virajlarda belli olur!

Ve konumuz virajlar için yaratılmış bir otomobil: Clio RS 172

***

DSC_0034

Clio RS, güncel ‘hot hatch’lere neden koyar bundan bahsetmek istiyorum evvela.

Bir kere gerçek ateşli hatchback atmosferik motorlu olmalıdır canım kardeşim. Zira virajlarda sınırsızca tepinebilmek için pürüzsüz gaz tepkilerine ihtiyacın vardır ki turbo motorun kralı gelse bulamazsın o tepkiyi (sözüm als’den dışarı).

İki: Ateşli hatchback, otomobilden anlamayan adamın dikkatini çekmemelidir. Babaannenin bindiği otomobile ciğerli bir motor, sıkı süspansiyonlar ve iki yarış koltuğu attın mı ahanda oldu sana hot hatch. Clio RS bu kutucuğa da koca bir tik atıyor zira çok yakışıklı olmadığı hepimizin malumu.

Ve üç: Ateşli hatchback okkalı bir sürücünün ellerine teslim edildiği vakit virajlarda rakipsiz olmalıdır. Bunu az sonra tartışacağız.

***

DSC_0018

172’nin kapısını açtığımda aynen yukarıda bahsettiğim manzarayla karşılaşıyorum: Spor koltukları olan bir Clio Symbol. Harika!!!

Adımımı atıp sürücü koltuğuna gömüldüğümde ise sürüş pozisyonunun yüksek olduğunu fark ediyorum. Direksiyon 3-5 mm sağa ofsetli. Muhtemelen spor koltuk yerleşiminden doğan bir farklılık. İlginç…

Koltuk ve ayna ayarı, okşama fasılları derken motoru çalıştırıyorum. Derinden, homurtulu bir ses. 2 litrelik makine çığlıklar atmak için sabırsızlanıyor.

Teker dönmeye başlıyor. Tanışıyoruz, birbirimize ısınıyoruz.

Bir ara ikinci viteste gaza oturuyorum ve şov başlıyor. Gürül gürül motor sesi, kısa bir patinaj ve hop, 100 km/s’yi aştık bile. Gaz pedalına yaptığınız milimetrik bir dokunuş dahi cevapsız kalmıyor. Kahrol downsizing, kahrol ÖTV!

Direksiyonun sertliği kusursuz. Geri bildirim konusunda, güncel otomobillerin aksine, gayet cömert ve sevecen bir karakteri var.

Virajlar ise asıl olay ve RS bu olayın merkezine sizi koyuyor. Zorladığınızda kafası tutunmayı bırakmayan, arka tarafı usul usul taşmaya başlayarak dönme yarıçapını küçülten fakat kontra vermeye gerek kalmadan tekrar tutunan bir otomobil. Ya da durun, şöyle izah edeyim: ‘Heel and toe’ yaparak vites düşür, viraja otur, otomobilin kafası halının üzerindeki sehpa gibi zemine otursun, poposu usul usul kaymaya başlasın, sen zafer çığlıkları at ve viraj çıkışında gaza oturarak uzayıp git! Sen ne kadar hızlıysan, RS de o kadar hızlı.

Ben zafer çığlıkları atıyorum da, yanımda otomobilin sahibi Muzaffer oturuyor ve dudaklarını ısırır gibi bir hali var. Oysa ki limitlere daha çok vardı.

Muzaffer’i kızdırmadan ve bu özel bebeği daha fazla zorlamadan soğutup sahibine iade ediyorum zira fotoğraflarını gördüğünüz şey sadece hafta sonları kullanılan ‘özel’ bir otomobil. Canını yakmak istemem…

0 km alınıp ölene kadar saklanası bebeklerden birisin 172.

***

Ve 2013 RS…

Nereden nereye…

Utan Renault!!!

***

RS için Muzaffer’e, fotoğraflar için Safa’ya teşekkür ederim.

***

4 replies »

  1. Hacı ne zamandır bekliyorum şu adam bi 172 rs incelese diye en sonunda ben gelip alacaktım seni :)) Çok güzel yorumlamışsın 172rs’ i namı diğer ph quick 🙂 kendinden 4-5 yıl sonra çıkan ph2 182 kasadan hızlı olupta ph quick adını alan sanırım başka bir araç yoktur 🙂 Her zaman spor otomobilde karadüzen tercihimdir.. 172 rs’ in diğer clio rs serilerine göre en can alıcı noktası gaz pedalindaki hissiyat.. Diğer rs’ ler gibi manyetik gaz kelebeği yoktur karadüzen gaz teli vardır.. Viraj içlerinde gaz pedalı ile adeta sevişirsin 🙂 172 rs dediğin gibi çok özel bir otomobildir.. Normal kullanımda ise şaşırtıcı derecede bazı 1.6lt araçlardan bile daha az yakar hele ki uzun yolu söylemiyorum bile 5lt lerde çok yolculuk etmişliğim vardır.. İmkanlar el versede dizel aracın yanına bir tane koyulabilse. Sıradaki araç olarak williams bekliyorum.. Karadüzen zamanların şahı, Ragnotti’nin oğlu.. 🙂 Ellerine sağlık bu yazı için 🙂

  2. Kardeşim öncelikle eline koluna yüregine saglık.
    Acıkcası kendi aracımı anlatmaya kalksam bu kadar güzel anlatamam 🙂
    Ayrıca Tufan Akkaş benzin tasarrufu konusunda cok haklısın cogu 1.6 lt. daha az yakması mükemmel bişey.
    Konya-Antalya arası 4.4 lt kendim bizzat gördüm 🙂

  3. valla kardeşim çok fena Rs almak ıstıyorum gıderız artık almaya sen bakmadan almam oo arayı 🙂

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

INSTAGRAM

20 Mart 1984’te, henüz 1164 kilometredeyken, Frankfurt’ta ilk servisi yapıldı.
Trakya kırlarında akşamüstü gezintisi.
Üç yıl önce bugün.
Burası Bolu ile Yedigöller Milli Parkı arasında uzanan dağ yolu. Görüşün ve zeminin sürekli olarak değiştiği parkurda, tutunma ruleti oynayarak geçirdiğim doyurucu sürüş dakikalarının ardından, çok önemli bir teslimatı tamamlamanın mutluluğunu yaşıyorum. #familytime
BMW i4’le 2000 kilometrelik yol arkadaşlığımızdan bazı notlar.
Bahçeköy Orman Yolu’nda bir Isetta’nın direksiyonuna geçmeyi ve Gran Turismo coşkusuyla sürüş yapmayı gerçekten çok istiyorum. Bu fantastik sürüşe, bas efsanesi Charles Mingus’un Isetta döneminde kaydettiği Haitian Fight Song’u bence çok yakışır ve otomobil, yol, sanat üçlüsü eşsiz biçimde tamamlanırdı.
1955 yılının Paris Otomobil Fuarı’nı ziyaret edenler, geçen yüzyılın dört tekerlekli rock yıldızlarından birisinin doğuşuna tanıklık ettiler. İsmi bizdeki karşılığıyla ‘tanrıça’ ya da ‘ilahe’ anlamına gelen bu otomobilin ziyaretçiler üzerinde nasıl bir etki bıraktığı, fuar süresince imzalanan 79.000 sipariş formundan tahmin edilebilir.
Amsterdam sakinlerinin bisikletle ilişkisini gözlemleyen bir gezgin, bu şehrin tekerleğin icadına dair kutlamaları neden bu kadar uzatıp abarttığını düşünse yeridir. Tarihi kanallar boyunca tez canlı pedal çeviren kadın ve erkek yüzlerinden bir coşku, bir gurur, bir iştiyak okunuyor ki Avrupa’nın başka şehirlerinde benzerini görmedim. Hollanda başkentine özgü olduğunu düşündüğüm bir diğer konuysa bisikletlinin yayalar da dahil olmak üzere çevresine son derece kayıtsız, bazen saygısız ve çoğu zaman kurumlu olması. Bizim memlekette, sıfır kilometre B sınıfı sedan aldıktan sonra, kendisini tanrı ilan etmiş gibi süren başıbozuklardan hatırlayabileceğiniz bir tutum.
Bir teknoloji kampüsünde değil, Bavyera’da üretildiğini açıkça hissettiren ve Uçmakdere gibi zorlayıcı rotalarda elektrikli oluşuna sığınıp kolaya kaçmak, çam devirmek yerine sürüş keyfinin geleceğine dair umutlarımı tazeleyen bir otomobil.
2016 yılının Eylül’ünden bir akşamüstü.
Yeni BMW i4 ve Yeni BMW 2 Serisi Active Tourer Ürün Lansmanı Satış Eğitimi için, iki hafta boyunca, BMW ailesinin yaklaşık 450 üyesini Antalya’da ağırladık.
Initial D & chill.

Bu blogu takip etmek ve yeni gönderilerle ilgili bildirimleri e-postayla almak için e-posta adresinizi girin.

%d blogcu bunu beğendi: