İçeriğe geç

2014 RENAULT MEGANE

ESR_4856Ford Ka’mın minik motoru ‘yeteeeeeeeee……’ diye bağırıyor. Beşinci vitesin cılız tork bandını geçeli çok oldu ve hayali devir saatim (Ka’larda devir saati yoktur) redline sınırlarında geziyor. Bütün bu telaşe hava alanına yetişmek için… Uzun bir sağ viraja 160’la (Ka’nın maksimum hızı) giriyorum ve viraj çıkışında ters istikamette park etmiş Megane’ı gördüğümde çok geç oluyor. Frene basmak gereksiz; polis aracında otururken bedava dakikalarını bitirmeye çalışan memurla manalı manalı bakışmamız çok uzun sürmüyor ve bir vites küçültüp gaza tekrar oturuyorum.

Güne, bir Megane sayesinde yiyeceğim okkalı radar cezasıyla başlamak tuhaf oldu zira 1 dakika 9 saniye ile yakaladığım uçak beni bir başka Megane’a götürüyor. Yeni Megane’a…

***

Antalya’yı özlemişim. Güneş ışıl ışıl, esintilerse biraz serin. Pek nazik Renault ekibiyle tanıştıktan sonra, kapıda bizi bekleyen Megane’lar ve rotamızla ilgili kısa bir briefing alıyoruz. Hatchback ve sport tourer (bildiğin steyşının sportif olanı) olmak üzere iki farklı gövde tipiyle sunulan otomobillerimizin tümünde GT-Line isimli ‘top spec’, yani en yüksek donanım mevcut. Çeşitliliği artıran bir başka detay ise şanzıman: EDC isimli çift kavramalı şanzıman, benzinli modellerde CVT şanzıman ve İsmail’in en sevdiği seçenek olan manuel şanzıman…

Hava alanı ve Vedat Milor’un ‘memleketin en iyi lokantası’ demekten (iddialı konuşmayı sevmiyormuş) son anda vazgeçtiği Yedi Mehmet Restaurant arasındaki rotamızda kullanmak üzere hangi modeli seçtim dersiniz?

En güçlü olanı mı?
En uzun olanı mı? (Boyut önemlidir. En azından otomotiv sektöründe…)
Yoksa en sportif olanı mı?

Cevap: Hepsi.

ESR_6855Megane Sports Tourer’ın 130 bg gücündeki 1.6 dizel motorla yürüyen manuel şanzımanlı ve GT-Line donanımlı versiyonunda yukarıdakilerin hepsi mevcut. Dışarıda Malta mavisi rengi, bana çocukluğumun hızlı vagonlarını hatırlatan gövdesi, 17 inçlik Celsium jantları; içeride ise Renault Sport imzalı kadranı, kırmızı dikişli direksiyonu, nefis spor koltukları ve hızlı otomobil klişelerinden olan alüminyum pedallarıyla karnımı gıdıklayan bu bebeğin direksiyonuna geçmek için çocukluğumuzdaki gibi ‘birim!!!’ diye öne çıkıyorum.

Yaklaşık 15 araçlık konvoyumuzla yollara düşüyoruz… Memlekete yabancı olmanın etkisiyle dikkatimi çoğunlukla trafiğe ve Renault’nun yeni kullanıcı arayüzü olan R-Link multimedya sistemine veriyorum. Bu teknolojiye az sonra tekrar değineceğim fakat öncelikle bahsetmek istediğim farklı bir konu var: ‘Yeni Megane’ dedik ama aslında buradaki otomobile ‘makyajlı Megane’ demek daha doğru olur. Zira araçtaki değişimlerin çoğu ön kısımda yoğunlaşıyor ki bunun nedeni, Renault’nun Clio’yla başladığı ve Captur ile sürdürdüğü ‘röno yüzü’ felsefeli tasarımına Megane’ı da dahil etmek. Bu ne demek? Daha büyük logo, LED gündüz farlarına kavuşan aydınlatma grubu ve yeni tampon tasarımı… İç mekan da dahil olmak üzere, aracın diğer kısımlarında çok ciddi değişimler olduğunu söylemek güç. İşin aslı, Megane IV gelene dek, dişli rakipler karşısında durumun idare edilmesi gerek ve bu makyaj taze kan anlamına geliyor. Kısaca, kapsamlı bir değişime uğramaktan ziyade, tozu alınmış ev gibi gibi hissettiren bir Megane bulacaksınız. Haberiniz ola…

ESR_6945Yedi Mehmet’e ulaşıyoruz. Nefis bir manzaraya nazır masamızda muhabbeti biraz daha koyulaştırıyoruz. Yemekler ise manzaradan da nefis… Milor haklıymış.

Sırada otel yolu var. Bu kez yemekten önce kullandığım Megane’ın 110 bg’lik EDC’li versiyonuna geçiyorum. Belek yolu oldukça sakin olduğundan biraz gazlayabilirim değil mi? Dikkatimi ilk çeken detay, 110 bg ve 130 bg’lik dizeller arasında öyle aman aman bir performans farkı olmaması. Öyle ki -araçların farklı olduğunu bilmeseniz- 20 bg’lik güç farkını ayırt edemeyebilirsiniz. Bu durumda payı büyük olan çift kavramalı EDC otomatik şanzıman için söylenecek çok fazla şey yok. İşini gayet iyi yapan, vites değişimleri pürüzsüz ve çabaladığım halde kafası karışmayan bir şanzıman EDC. İyi iş… Koca gövdeli tourer’ın sürüş karakteri ise beklediğimden daha gevşek. Her haliyle sportif görünen ve kadranında işinin ehli Renault Sport imzası taşıyan bir araca binince beklentiler ister istemez yükseliyor fakat dediğim gibi, alıştığımız Megane’dan daha sportif bir sürüş bulamadım doğrusu. Pedallar, vites değişimleri ve süspansiyonlar oldukça yumuşak. Bu arada yeri gelmişken söyleyeyim, süspansiyon salınımları yumuşak olduğu halde darbe emme konusunda yumuşak davranmıyor Megane. Bu konuda çok dişli rakiplerin olduğu bir gerçek… Yakışıklı vagonun yol tutuş karakteri biraz ilginç. Direkt olmayan bir direksiyon vasıtasıyla yön değiştirmeye başladığınızda arkadaki kütle fazlasının teknemsi hareketler yaptığını hissediyorsunuz. Açıkçası ben bu detaya bayıldım çünkü otomobilin kütlesini kontrol etme hissiyatına tavan yaptırıyor ve virajlarda daha klasik bir sürüş karakteri yaratıyor. Netice olarak, GT-Line paketinin görsellikten biraz daha öteye gitmesi çok tatlı olabilirdi. Hele ki firmanın elinin altında RS gibi bir departman varken… Darısı Megane IV’ün başına. Daha rafine olan ve spor pakete ‘sportif sürüş’ olayını da dahil ederek RS modelleriyle ‘normal’ modellerin arasında basamak olabilecek bir Megane bekliyoruz.

***

ESR_4396Otele yerleştikten sonra, isteyen yazarların katılabileceği bir ‘golf’ eğitimi olduğu söyleniyor. Bu, AMG isimli bir otelde M3 lansmanı yapmakla aynı şey yahu… ‘Golf bizi bozar, yaşasın Je…’ diye söylenmek üzereyken kendime birkaç tokat atıp eğitime katılmayacağımı, bunun yerine etraftaki köy yollarında sürüş yapacağımı belirtiyorum.

ESR_4948Sıradaki test aracım dizel, manuel şanzımanlı ve GT-Line paketli hatchback bir Megane. İçeri geçer geçmez acaba diyorum, bu farklı bir paket mi? Zira kabin sportiflik anlamında biraz daha soft ve günlük kullanıma daha uygun. Çok ilginçtir, yola çıkar çıkmaz, tourer’dan daha doğal bir Megane buluyorum. Bunda kısalan gövdenin payı elbette yadsınamaz fakat sadece sürüş yaparken değil, içeride otururken bile daha dostane ve sıcak hissettiriyor hb model.

R-Link demiştik… Özellikle navigasyon çok düzgün olmuş. Rahatsız etmeyen ve sürücüyü azarlamaktan ziyade yol gösteren bir navigasyon sistemi mevcut Megane’da. Kullanımı biraz alışkanlık gerektirse de aradığım şeyi bulamadığım bir durum olmadı ve yön duygusundan yoksun bir adam olarak köy yollarında bir kez olsun kaybolmadım. R-Link ilerleyen dönemde daha da gelişecektir…

Dizel motorlarla ilgili ne söyleyebilirim ki? dCi’ler dünyanın en iyi dizel motorlarından… Yeniden keşifler yapmaya gerek yok. En az eskisi kadar başarılı, en az eskisi kadar ekonomik. Nokta.

Farklı, alışılmışın dışında bir sürüş tecrübesine ve bolca alana ihtiyacınız varsa ya da benim gibi steyşın fetişistiyseniz sport tourer’ı rahatlıkla önerebilirim. Daha doğal ve günlük kullanıma daha uygun olsun derseniz hatchback diyorum.

ESR_4838Köy yollarında dolaştıktan ve Belek sahillerinde Akdeniz’i izledikten sonra otele geri dönüyorum. Toplantı, akşam yemeği derken vakit epey geç oluyor ve yorgun bedenimi beyaz çarşafların üzerine bırakıyorum.

ESR_7309

***

Güneş aynı güneş, rüzgar başka yerlere göç etmiş. Gitmesek, hep burada kalsak olmaz mı yahu? Siyasi lanetlerden, trafikten, kötü havalardan uzak olan bu yerden ayrılmak zor olacak.

Kahvaltının ardından oteli terk ediyoruz ve bir kez daha manuel şanzımanlı hb modelle yola çıkıyorum. Biraz aceleden, biraz da apaçilikten hızla sürüyorum hava alanına doğru. Yolda açık görüşlü birkaç boş virajı pas geçmiyor, limitleri keşfediyorum. Megane dinamik açıdan, eskiye kıyasla, biraz daha iyileştirilmiş. Limitleri net, tutunmayı bırakma karakteri anlaşılmaz değil. Eğlence dedektörü, pardon stabilite kontrolü ise çok ateşli olmadığı için minik kaymalara müdahale etmiyor. Bu yüzden hava alanına park ettiğimde ortalık biraz debriyaj, biraz da lastik kokuyor…

Antalya’ya Placebo’dan The Bitter End‘i dinleyerek veda ediyorum. Daha iyisi olamazdı doğrusu…

***

Renault Türkiye yöneticilerine, basmakalıp bakış açılarından sıyrılarak bloglara gereken önemi verdikleri için çok teşekkür ederim. Diğer markalara örnek teşkil etmesi umuduyla… İyi haftalar

***

Otomobilin fiyatlarına buradan ulaşabilirsiniz.

11 replies »

  1. Yorumlarınızı beğeniyorum, çünkü çok eğlenceli bir üslubunuz var.. Ellerinize sağlık..

  2. A renault is just a renault. Nothing more diyorum başka da bir şey demiyorum. 😉

  3. İsmail Bey,
    yorumlarınız ve güzel uslübunuz için çok teşekkür ederim. Daha çok yorum yazsanız ne güzel olurdu 🙂

  4. Tekrar Merhaba İsmail Bey,

    Öncelikle yazılarınız ve yorumlarınız için çok tşk ederim.

    Yeni Megane HB fiyatları ekim ayı için çok indirimli görünüyor. Sizce bu araç hazır kampanya varken alınabilir mi? Sınıfındaki araçlarla kıyaslasanız fiyatı sizce uygun mudur? Kolay gelsin.

    mart ayındaki fiyatlar
    Yeni Megane HB 1.5 dCi 90 HP Manuel Touch: 63.500 TL
    Yeni Megane HB 1.5 dCi 90 HP Manuel GT Line: 69.500 TL

    şuan ise
    Yeni Megane HB Touch 1.5 dCi 90 bg 57.000 TL
    Yeni Megane HB GT Line 1.5 dCi 110 bg 63.600 TL

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

INSTAGRAM

Jaguar’da satış danışmanı olarak işe başladığında E-type showroom’larda son günlerini geçiriyordu. Yaşını ortaya çıkaran bu bilgiden pek hoşlanmaz. Geleneksel otomobilin milenyuma dek süren yükselişinin her anına tanıklık etmiş, Woodstock Festivali’nde eğlenmiş, seksenlerin savurganlığında aynaların ve dönem otomobillerindeki düz konsolların hakkını vermiş sımsıkı bir eski toprak: Tony Walker.
Bu yolla çok şeyimi paylaştım. Bugün epey geride kalmış üniversite yıllarımı, yazdığım onlarca otomobili, yirmili yaşlarımın ilk yarısını, balata tozlarıyla birlikte kırlara karışmış sürüş sırlarımı, motosiklet acemiliğimi, bisiklet hevesimi.
BMW 4 Serisi Coupé ile sabah beşten akşam dokuza, Marmara Denizi’nin çevresinde bir tur. Ve Uludağ’dan bazı film fotoğrafları. BMW Joy Blog’da yayınlanan sürüş notlarıma profilimdeki link üzerinden erişebilirsiniz. #filmisnotdead #bmw #4series
Varşova’da Stalin’in yaptırdığı Kültür ve Bilim Sarayı için Polonyalıların çıkardığı bir söz var. “Kentin en mutlu yeri o yapıttır, çünkü her yeri görür, kendi çirkinliğini göremez,” diyorlar.
BMW 4 Serisi Coupé ile sabah beşten akşam dokuza, Marmara’nın çevresinde bir tur. Ve Uçmakdere’den bazı film fotoğrafları. BMW Joy Blog’da yayınlanan sürüş notlarıma profilimdeki link üzerinden erişebilirsiniz. #filmisnotdead #bmw #4series
Ikea labirentinden kurtuldum diye sevinirken mobilya kutusunun bagaja normal yoldan girmeyeceğini fark ediyorum. Bir umut, kabinle yükleme alanını ayıran fileyi indiriyor ve ambalajı kapıdan içeri aldıktan sonra arkaya yerleştiriyorum. Benzersiz arbedeyi izleyenlerin ve bulaşık fırçasının keyfine ise diyecek yok. Siz siz olun BMW Z3 Coupe ile mobilya alışverişine gitmeyin!
BMW 4 Serisi Coupé ile sabah beşten akşam dokuza, Marmara Denizi’nin çevresinde bir tur. Ve sürücünün bakış açısından bazı film fotoğrafları. Sürüş notları yakında bmw.com.tr ‘de olacak. #filmisnotdead #bmw #4series
Otomobili endurans yarışçısı gibi gösteren yol kirini seksi buluyorum ve bu konuda yalnız olmadığımı biliyorum.
Tatsız bir olay: 205'in arka tamponunun orijinal olmadığını otomobili satın aldıktan hayli sonra fark ediyoruz. O dönem Peugeot'da ürün yöneticisi olan Emre, Fransa'ya yazıyor. Sonra konuyu tatlıya bağlıyoruz. 205'i ben kullanıyorum. #tbt
“Otuzlarda doğan Zeki Bey onu 1993 yılında satın alıyor ve 2015 yılında vefat edene kadar yaklaşık 85.000km boyunca kullanıyor. Servis kayıtlarına baktığınızda kendisinin otomobiline obsesyon seviyesinde bağlı olduğunu görebiliyorsunuz ki ölümünden sonra Zeki Bey’in eşi otomobili aynı özenle saklamayı ve gözden uzak tutmayı tercih etmiş. Ve Zeki Bey’in manevi emaneti bugün yeni evine doğru yol alıyor.“
Ve 2020’nin keskin köşelerini yumuşatan yeni bir otomobil. Hikayesini hafta sonu blogumda yazacağım.
Geçen sene bugün. Avusturya’nın kuzeyindeki Hahntennjoch Geçidi açık, bomboş ve karla kaplı. Gran Turismo teaser’ı gibi görünen bu sürüş cennetinde 340bg’lik arkadan tahrikli bir ateşli hatchback ile tek başımayım. Yaklaşık üç saat boyunca sadece sürüş yapıyor ve yoruldukça fotoğraflar çekmek için mola veriyorum. Daha önceki denemelerimde beni nazikçe kapıdan çeviren geçidin inadı sonunda kırılıyor ve Hahntennjoch üçüncü denememde karşıya geçmeme cömertçe izin veriyor.

Bu blogu takip etmek ve yeni gönderilerle ilgili bildirimleri e-postayla almak için e-posta adresinizi girin.

%d blogcu bunu beğendi: