İçeriğe geç

TASLAK: GOLF GTI

BU YAZININ YAKLAŞIK ÜÇ DÖRT AY EVVEL YAYINLANMIŞ OLMASI GEREKİYORDU FAKAT YOĞUNLUĞUM YÜZÜNDEN TASLAĞINI DAHİ UNUTUP GİTTİM. GTI İÇİN BEKLEYEN VE UMUDU KESEN OKURLARIMIN GÖNLÜNÜ ALMAK İÇİN TEST SIRASINDA ALDIĞIM NOTLARI VE YAZININ İLK BÖLÜMÜNÜ OLDUĞU GİBİ PAYLAŞMAK İSTEDİM. 

ŞİMDİ,

DİREKSİYON BAŞINDAN NOTLAR’IN METİNLERİNİ NASIL YAZILIRMIŞ BAKALIM:

ÖNCELİKLE BÜTÜN TESTLERİMDE YAZILI NOTLAR ALIRIM, HİÇ OLMAZSA SES KAYDI YAPARIM. NOT OLMADAN, TEST OLMAZ. 

AŞAĞIDA, GTI İÇİN ALDIĞIM NOTLAR VAR;

 

otomotivin insanlığa büyük bir hediyesi

bu şeyle uludağa tırmanmak, üzerinizde kıyafet varken yapabileceğiniz en keyifli şeylerden birisi

bursalılar çok şanslı

tadına doyum olmayan bir oyuncak

esc spor, asc kapalı, arka taraf iki bira içmiş gibi olsa da fazla coşmanıza kesinlikle izin vermiyor

fren pedalı fazla ısırgan ve yumuşak ama çalışma performansı güven veriyor

çizgisini lift off la veya krem şanti kadar yumuşak bir sol ayak freniyle daraltmayı çok iyi beceriyor

eski lokanta yemeği gibi… gti’cı vw usta. since golf 1 gti

diğerleri arkadaş bu dost. ona alıştığınızda nerede ne yapacağını milimetrik olarak ayarlamanız mümkün

oyun oynamayı seviyor abartmayı sevmiyor

kısa turlu direksiyon nefis

çizgi daraltma uzmanı

arka lastiklerin tutunması sona erdiğinde, otomobilin arka tarafını olduğundan daha yakın hissediyorsunuz

kalbime garaj inşa eden bu şeyle ayrılmaksa ev taşımak kadar acılıydı

————————————————

NOTLAR BİR ARAYA GETİRİLİP DÜZENLENİR VE METİN İÇİN GİRİŞ DÜŞÜNÜLÜR Kİ BAHSETTİĞİM BÖLÜM AŞAĞIDA BAŞLIYOR;

Ateşli hatchback efsanesini başlatan Golf GTI değildi.

Hızlı giden minik otomobiller sınıfında Renault 5 Alpine, Autobianchi A112 Abarth, AMC pacer ve birkaç model daha GTI’dan önce ortaya çıktı.

Ne var ki, 70’lerde türeyen bu sınıfın yeni doğan çocukları içinde karakteri en çabuk oturan otomobildi GTI…

Volkswagen’in bebeği doğuştan olgun ve doğuştan tarz sahibi bir pıtırcıktı.

İşte bu yüzden yıllara bütün rakiplerinden daha sağlam meydan okudu ve ismini ‘hot hatch’ efsanesiyle özdeşleştirdi.

Bu sınıfın güç anlamında günümüzde ulaştığı nokta ise 220 beygirlik Golf’e kağıt üzerinde ‘ılık hatchback’ muamelesi yapıyor.

Megane RS 265, Leon Cupra 280, Astra GTC…

Rakiplerde 220 bg’den çok daha fazla güç var fakat bütün hikayeyi beygirlerden mi dinleriz?

Hayır.

Hele ki hot hatch’lerden bahsediyorsak kesinlikle hayır.

***

Ekose kumaş iki şey demektir: Lisedeki fanteziler ve GTI.

Kendimi Golf’ün ekose (bu desenin ismi Clark) koltuğuna bıraktığımda ise aklıma gelecek son şey lise fantezilerimdi.

Kabin bildiğimiz, alıştığımız Golf’ten farklı olmadığı için açıkçası bu kısmı fazla uzatmak istemiyorum.

Şahsen çok beğendiğim bu kaliteye bir de GTI baharatlarının eklenmesiyle ortaya çıkan ışıltı keyfimi gıcır gıcır eylemiş ve Bursa’ya doğru yola koyulmuşum.

Karnımdaki sesler, GTI’ın sesini bastırıyor fakat otomobilden 15 dakikalığına olsa dahi ayrılmak işime gelmiyor.

Sonra not defterimi çıkarıp şöyle yazıyorum: Bu şey adama drive thru aratır.

Kocaeli taraflarında hepimizin ismini çok iyi bildiği bir restoran bulup servisimi otomobile aldıktan sonra yoluma devam ediyorum. Sol elimde direksiyon, sağ elimde hamburger, bardak tutucuda içecek…

Bir ara gözüm hız göstergesine kayıyor ve sert bir nefesin ardından, soluk borum ice tea ile doluyor.

Düşünün, otoyoldasınız. Bir elinizde hamburger, diğer elinizde direksiyon, orta şeritte, beslene beslene yol alıyorsunuz. Gazlamak falan hiç aklınızda yok… Kaçla gidersiniz? Ya da kaçla gitmeyi uygun bulursunuz?

90? Fazla yavaş

120? iyidir

150? Çok fazla

Soluk borum ice tea ile dolmadan hemen önce kadranda 180’i gördüm.

Hayır, mesele 180’le yol almak değil.

180’le yol alırken kabindeki titreşimin, yol&rüzgar gürültüsünün ve direksiyondaki sükunetin hamburger keyfiyle aranıza girmeyecek kadar huzurlu olması…

Elbette çok özel bir otomobille buluşmanın yarattığı coşku yüzünden, algılarım normalden daha kapalı olabilir olabilir fakat GTI’da kayda değer bir rafinelik söz konusu.

***

Bursa’ya kadar sakin sakin, birbirimizi tanıyacak şekilde yol alıyoruz.

Uludağ tabelalarını takip ediyorum.

İlk kez Scirocco ile geçtiğim efsane parkuru GTI ile tadacağım için heyecan epey yüksek…

————————–

YAZIYA DEVAM ETSEYDİM NE YAZARDIM BİLMİYORUM ÇÜNKÜ HEPSİNİ UNUTTUM. 

BEN BU YAZIYI PAYLAŞIRKEN SİZLERE ÇATKAPI YAKALANMIŞ GİBİ HİSSETTİM ÇÜNKÜ BURADA TOZU ALINMIŞ VE DÜZENLENMİŞ BİR EV YOK, OLDUĞU GİBİ YAŞAMA ALANIM VAR 🙂 

ŞU SIRALAR BLOGUMU AKSATTIĞIMI BİLİYORUM VE ÖZELLİKLE KENDİ OTOMOBİLİMLE İLGİLİ ANLATILACAK ÇOK FAZLA HİKAYEM VAR. BU YÜZDEN BENİ BEKLEYİN ANACIM 🙂 

DSC_5812 SONY DSC SONY DSC

 

3 replies »

  1. Tamam da oto parkin begendigini Ismai Bey begenmeyebilir, Ismail Beyin begendigini de And ve Sinan begenmeyebilir, gayet olagan seyler bunlar. Aractan ne beklendigine bagli bence. Yakin arkadas olmak ayni arabalari sevmek anlamina gelmez ki 🙂

    • Yakın arkadaş olduklarını bildiğim için sordum zaten. SEn neden beğenmedin demedim zaten sadece onlar beğenmemiş dedim 🙂

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

INSTAGRAM

Otelde sabahın ilk yumurtası kırılmamışken, Münih’ten yola çıkıyor ve güneye, Enzo Ferrari’nin evi Modena’ya doğru sürüşe başlıyorum. Avusturya sınırını geçtiğimde, navigasyon ekranında tanıdık köylerin isimleri beliriyor. Geçen Mayıs ayında çığ yüzünden kapalı olduğu için bana ve M2 Competition otomobilime yol vermeyen Hahntennjoch Geçidi’nin Kasım’da açık olacağına hiç ihtimal vermiyorum. Yine de üçüncü kez denemeye değmez mi? O akşam autostrada üzerinde 110km/s sabit hızla yol alırken gün içinde olanları zihnimde tekrar tekrar oynatıyorum: Hahntennjoch açıktı, bomboştu, karla kaplıydı… Gran Turismo teaser’ı gibi görünen bu sürüş cennetinde 340bg’lik arkadan tahrikli bir ateşli hatchback ile tek başımaydım. Yaklaşık üç saat boyunca sadece sürüş yapmış ve yoruldukça fotoğraflar çekmek için mola vermiştim. İlk iki denememde beni yoldan çeviren Hahntennjoch, bu kez eli açık davranarak büyük bir hediye sunmuştu. Yoğun sürüş deneyimi, soğuk hava ve 2000 metrede kardan yansıyan sert güneş ışığı bir araya gelince enerjim beklediğimden çok daha çabuk tükeniyor ve otoyolda birkaç kez başım öne düşüyor. Yakıt tankları eşek idrarıyla doldurulmuş gibi görünen bir istasyonda mecburen duruyor ve bir kahve daha alıyorum. Neyse ki İtalya’da kötü kahve içmek söz konusu değil… İçeriden Coşkun Aral kadar yelekli bir pompacı çıkıyor ve yakıt almayacağımı anlayınca bozuk bir yüz ifadesi takınıyor. Ona bir sigara veriyorum derken elimdeki Leica ilgisini çekiyor, biraz sohbet ediyoruz ve makaramdaki son birkaç kareyi onun için kullanmaya karar veriyorum. 36 kare tükendiğinde, yorgunluktan makarayı geri sarmayı unutuyor ve kameranın kapağını açtıktan birkaç saniye sonra hatamı fark ediyorum. O anda pompacının tüm aile bireylerine küfür ederek kapağı tekrar kapatmama rağmen film hasar görüyor. Keyfim kaçsa da Enzo Ferrari’nin köyünde buna üzülecek değilim, yarın görmem gereken bir hiper otomobil sergisi var, şimdi tekrar yola koyulmalıyım. #35mm #leica #leicaM6 #kodak #portra800 #filmphotography #filmisnotdead #bmw #m140i #roadtrip
16 yaşındaki oğlu McLaren’da mühendislik stajına başlayan arkadaşım Marc dün şöyle bir şey söyledi: Otomobil hayatımızı şekillendiriyor. Oğluma yıllar önce bir proje otomobili hediye etmeseydim, bugün Senna motoruyla uğraşıyor olmayacaktı. Geçen hafta, yeni otomobilimle ilk sürüşümü Ankara’dan İstanbul’a yaptım. Eve vardığımda, Emre ve Ümit onu incelerken, son enerjimle o anları kaydettim. Film banyodan bugün çıktı ve fotoğraflara bakarken Marc’ı hatırladım, ona hak verdim. Evet, otomobil hayatımızı şekillendiriyor. Öyle olmasaydı, 35 yıllık bir klasiğin içinde üç yaşına dönen Emre ve Ümit hayatımda olmayacaktı. Otomobiller, güzel şeyler, iyi ki varlar.
“Bahçeköy-Kemerburgaz orman yolu geceyarısından sonra esrarengiz bir yere dönüşür. Işıkları olmayan bu yol, gecenin sessizliğinde diğer otomobilleri aydınlatır ve sürate rüzgar sesiyle alkış tutar. Burada günaşırı sürüşe çıktığım gecelerin bazılarında, ancak Comfortably Numb solosuyla erişebildiğim yükseklikleri gördüğümü hatırlıyorum. Farlar sarımtırak bir perde oluşturur ve yaprakların, trafik tabelalarının ve parlayan asfaltın rolleri paylaştığı bir kısa film başlar. Üç beş dakikalık bu performasın sonunda ise hararetin ve nefesin normale dönüşü beklenir,” diye yazmışım üç yıl önce. Bu sonbaharda bir değişiklik yaptım ve İstanbul’daki gece sürüşlerimin vazgeçilmezlerinden olan yolu elimde kameram, gündüz vakti, yürüyerek geçtim. Hızla yaklaşmaya ve hızla geride bırakmaya alıştığım tanıdık virajları adım adım deneyimlerken çektiğim analog fotoğraflar, yeni bir alışkanlığın hatırası olarak böylece kalsın. #35mm #leica #leicaM6 #kodakportra #filmphoto #filmisnotdead #istanbul
Gün boyu ‘Friends Will Be Friends’ şarkısını mırıldanmış ve gelişigüzel, özensiz analog fotoğraflar çekmiştim. Tam da Kodak Gold’un sevdiği gibi...
Güzel bir haber: Benim de yazarlarından biri olduğum Borusan Turuncu, Uluslararası Stevie İş Ödülleri 2019’un blog kategorisinde altın ödüle layık görüldü. Hafta sonu Viyana’da düzenlenen törende Borusan Holding’i ve Turuncu’nun 150’den fazla yazarını temsil etmek gurur vericiydi. Blogu kuran ve yaşatan sevgili arkadaşım Merlin’le birlikte, tüm dünyadan yüzlerce iş insanına hikayenin profesyonel yaşamdaki kıymetini hatırlattık. #borusanturuncu #stevies2019
Bu hafta Yeni BMW 3 Serisi için hazırlanan bir filmin sunuculuğunu yaptım. Yaklaşık yirmi kişilik kalabalık bir ekip olarak, çekimde otuz saatten fazla zaman geçirdik. Yorucu fakat çok keyifli bir deneyimdi. Set ekibinin bir arada çalışma uyumundan ve kısa bir film için sarf edilen çabadan o kadar etkilendim ki aralarda birkaç kare otomobil fotoğrafı kaydederim düşüncesiyle kamerama sürdüğüm filmi bu insanlara adamak istedim. Gördüğünüz fotoğraf seti Leica M6 ile Cinestill 800T filme kaydedildi. Herhangi bir dijital müdahale içermeyen fotoğrafların anormal renklerini ise deprem yarattı. Evet. Filmin banyosu sürerken başlayan deprem elektrik akımını sertçe dalgalandırınca, renkler bu hale geldi. Hatta bazı karelerde kimyasal damlacıklarının izlerini görebilirsiniz. Analog fotoğrafçılığın hem cilvesi hem öğretisi: İyi düşün fakat her şeye hazırlıklı ol. Hayat gibi. Bu arada söz konusu film yakında BMW Türkiye’nin dijital mecralarında yayına girecek. Bu fotoğraf seti ise hissetmediğim depremin, senfoni orkestrası gibi çalışan bir ekibin ve keyifli bir sunuculuk deneyiminin hatırası olarak kalacak. #35mm #leica #leicaM6 #cinestill800t #filmphoto #filmisnotdead #filmphotomag #minimalcar #bmw #3series
Önümüzde yol almakta olan gri renkli ticari aracın gövdesi en az yirmi yıllık yayların üzerinde bir o yana, bir bu yana esniyor. Aramızdaki toz bulutu ve daha da önemlisi, sol alt köşesi macunla onarılmış bagaj kapağı, yükleme alanındaki mangalı görmeme engel olamıyor. Toprak zemindeki çeşit çeşit kusurun titrettiği is bağlamış kirli telin mangala her vuruşu beynimde yankı buluyor. Üstüne üstlük, bir çift karpuz her virajda düzensizce yer değiştirerek mangala çarpıyor ki yeşil meyvelerin bu göçebe halleri burnumuzun dibinde dünyanın en kaotik piknik yolculuğunun yapılmakta olduğunu hissettiriyor. Yayla Yolunda isimli son yazıma profildeki linkten ulaşabilirsiniz. #35mm #leica #leicacamera #filmphoto #minimalcar #subaru #impreza #leicaM6 #acros100 #filmisnotdead #analogue #bw
Tanıdığım en dağınık karakterlerden bir tanesi: Lotus Esprit S4S. Temel mimari ögeleri birbirinden habersiz mühendislik takımları tarafından, Lego’ya savaş açmak niyetiyle birleştirilmiş gibi hissettiren bu otomobil özellikle İstanbul trafiğinde eşsiz bir deneyim yaratıyor. Her şeyden önce çevrenizdeki meraklı gözlere bunun bir İtalyan egzotiği olmadığını ve sarhoş İngilizlerin elinden çıktığını izah etmeniz gerek. Çiçekçi ablalar, gençler, yandaki otomobilin arka camından sarkan çocuk… Herkes bir açıklama bekliyor. Dahası, kama formlu ve sarı renkli bir spor otomobilin içindeyken, varlığını kimsenin tahmin etmediği sefaletinizi açık etme lüksünü bulamıyorsunuz. Her trafik ışığını hararet yapma eğilimine dönüştüren dört silindirli turbo beslemeli motora, dirseğinizden fazlasını soğutmayan klimaya ve ortalama bir otomobilin kapı kolu hizasında kalan görüşe karşın gülümsemeniz ve çevrenizdekileri dört başı mamur bir sürüş deneyimi yaşamakta olduğunuza ikna etmeniz gerekiyor. Tam da James Bond’un su altına harareti engellemek için indiğini düşünmeye başlamışken trafik açılıyor ve yetmişlerin debriyaj pişiren süperspor deneyimi bir anda yirmi yıl ilerliyor. Turbo doluyor, yarış otomobili egzozu tiz ve yırtıcı frekanslarla titriyor ve sürat sadece sürücüyü değil otomobili de uyandırıyor. İşte o anda klimasız dakikaların, hararet korkusunun ve yaptığınız açıklamaların karşılığını alıyor ve doksanlarda çekilmiş bir otomobil programına düşüyorsunuz. Bu saniyelerde kabinin Turbo sakız koktuğuna yemin edebilirim. Sürüş sona erdiğinde, otomobilden inip sırtıma yapışan üstümü havalandırırken giysilerime sinen şeyin Turbo sakız değil, benzin kokusu olduğunu anlıyor ve gülümsüyorum. Modern otomobil her şeyin daha fazlasını sunan ve nezaket kurallarını aksatmayan ikiyüzlülüğüyle Lotus’u küçümsüyor. Lotus ise İngilizceden İngilizceye altyazı gerektiren aksanıyla bir küfür savurup, açılıp kapanan farlarını gövdesine gömüyor ve huzurlu bir akşam uykusuna dalıyor. Ne makine ama! #35mm #leica #filmphoto #minimalcar #lotusesprit #leicam6 #kodakgold200 #istanbul #filmisnotdead
Something about James Bond. #35mm #leica #filmphoto #minimalcar #lotusesprit #leicam6 #kodakgold200 #istanbul #filmisnotdead
%d blogcu bunu beğendi: