İçeriğe geç

328 KAMM COUPE & Z3 COUPE

Profesör Wunibald Kamm, 1940 yılına bağlanan kış aylarında kendisini ve küçük ekibini o dönem sadece motosiklet ve uçak motoru üretilen BMW Münih fabrikasına (BMW otomobilleri 1945 yılına kadar Eisenach fabrikasından çıkmıştır) kapatmış. Aerodinami delisi olan Bay Kamm, zaten inanılmaz bir potansiyele sahip olan BMW 328’in gövdesini daha hafif ve daha aerodinamik hale getirecek çözümler peşindeymiş. 328 öyle tek cümleyle geçilecek bir otomobil değil ama konumuz Kamm Coupe olduğu için, 328’i kısaca şöyle özetleyeyim: BMW i8 nasıl ki günümüzde hafifliğe dönük materyalleri ve küçük hacimli motor teknolojileri ile spor otomobillere öncülük ediyorsa, aynı şey 1940’larda 328 tarafından yapılıyordu. Alüminyum ve magnezyum gibi özel materyallerden oluşan gövdesi, 2.0 litre hacmindeki sıralı altı silindirli motoru ve 160 km/s’yi aşan maksimum sürati 328 için yeterli bir özet…

O dönem 328 için farklı gövde tipleri mevcutmuş. Touring Coupe gibi, Wendler Coupe gibi… Otomobil aynı fakat gövde tasarımında yarış kurallarına dönük olarak bazı değişiklikler söz konusu. Yarış demişken, 328 Touring Coupe, 1940 Mille Miglia yarışını kazanan otomobildir. Ki aynı yarışta fotoğrafta gördüğünüz Kamm Coupe de yer almıştır. Kamm Coupe, Touring Coupe’den 20 cm daha uzun ve fark edilir derecede daha iri olsa da, kardeşinden 30 kg daha hafiftir. Neden? Çünkü Profesör Kamm!

Karışımında yaklaşık 100 farklı metal barındıran Elektron isimli alaşım hem hafif, hem dayanıklı, hem de işlenmesi kolay olduğu için Kamm Coupe’de kullanılmış. Bakın böyle sakin sakin yazıyorum ama, inovasyonun farkında mısınız acaba? Bugün Kamm abinin heykelini dikelim desek, heykelin ismini vermek istemediğim bazı kısımları için çimento yeter mi sanıyorsunuz? Bu nasıl bir mühendislik, nasıl bir kafadır! Düşünün, aradan 75 yıl geçiyor ama neredeyse aynı tasarım hatları, aynı teknik mimari ve hepsinden önemlisi, aynı yaklaşım yaşamaya devam ediyor. Kanıtı aşağıda…

İsmail Terzi - 328 Kamm Coupe

İsmail Terzi - Z3 Coupe

328 Kamm Coupe ve Z3 Coupe… Benzerlikleri tek tek yazmayacağım çünkü bunu yorum kısmında sizlerle birlikte tartışalım istiyorum. O halde buyurunuz, yukarıdaki iki otomobil arasında ne tür benzerlikler yakaladınız?

6 replies »

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

INSTAGRAM

Bahçeköy Orman Yolu rüyalarımdan bir parça.
20 Mart 1984’te, henüz 1164 kilometredeyken, Frankfurt’ta ilk servisi yapıldı.
Trakya kırlarında akşamüstü gezintisi.
Üç yıl önce bugün.
Burası Bolu ile Yedigöller Milli Parkı arasında uzanan dağ yolu. Görüşün ve zeminin sürekli olarak değiştiği parkurda, tutunma ruleti oynayarak geçirdiğim doyurucu sürüş dakikalarının ardından, çok önemli bir teslimatı tamamlamanın mutluluğunu yaşıyorum. #familytime
BMW i4’le 2000 kilometrelik yol arkadaşlığımızdan bazı notlar.
Bahçeköy Orman Yolu’nda bir Isetta’nın direksiyonuna geçmeyi ve Gran Turismo coşkusuyla sürüş yapmayı gerçekten çok istiyorum. Bu fantastik sürüşe, bas efsanesi Charles Mingus’un Isetta döneminde kaydettiği Haitian Fight Song’u bence çok yakışır ve otomobil, yol, sanat üçlüsü eşsiz biçimde tamamlanırdı.
1955 yılının Paris Otomobil Fuarı’nı ziyaret edenler, geçen yüzyılın dört tekerlekli rock yıldızlarından birisinin doğuşuna tanıklık ettiler. İsmi bizdeki karşılığıyla ‘tanrıça’ ya da ‘ilahe’ anlamına gelen bu otomobilin ziyaretçiler üzerinde nasıl bir etki bıraktığı, fuar süresince imzalanan 79.000 sipariş formundan tahmin edilebilir.
Amsterdam sakinlerinin bisikletle ilişkisini gözlemleyen bir gezgin, bu şehrin tekerleğin icadına dair kutlamaları neden bu kadar uzatıp abarttığını düşünse yeridir. Tarihi kanallar boyunca tez canlı pedal çeviren kadın ve erkek yüzlerinden bir coşku, bir gurur, bir iştiyak okunuyor ki Avrupa’nın başka şehirlerinde benzerini görmedim. Hollanda başkentine özgü olduğunu düşündüğüm bir diğer konuysa bisikletlinin yayalar da dahil olmak üzere çevresine son derece kayıtsız, bazen saygısız ve çoğu zaman kurumlu olması. Bizim memlekette, sıfır kilometre B sınıfı sedan aldıktan sonra, kendisini tanrı ilan etmiş gibi süren başıbozuklardan hatırlayabileceğiniz bir tutum.
Bir teknoloji kampüsünde değil, Bavyera’da üretildiğini açıkça hissettiren ve Uçmakdere gibi zorlayıcı rotalarda elektrikli oluşuna sığınıp kolaya kaçmak, çam devirmek yerine sürüş keyfinin geleceğine dair umutlarımı tazeleyen bir otomobil.
2016 yılının Eylül’ünden bir akşamüstü.
Yeni BMW i4 ve Yeni BMW 2 Serisi Active Tourer Ürün Lansmanı Satış Eğitimi için, iki hafta boyunca, BMW ailesinin yaklaşık 450 üyesini Antalya’da ağırladık.

Bu blogu takip etmek ve yeni gönderilerle ilgili bildirimleri e-postayla almak için e-posta adresinizi girin.

%d blogcu bunu beğendi: