Skip to content

YÜKSELEN STANDARTLAR VE KAYBETTİĞİMİZ OTOMOBİL RUHU ÜZERİNE

Automaster dergisindeki “Düz Kontak” isimli köşemde yayınlanan ilk yazım aşağıda sizi bekliyor; 

Otomotiv teknolojisinin geçtiğimiz 20 yıl içerisinde kat ettiği mesafeyi görmek için sanırım otomobil delisi olmaya gerek yoktur. 20 yıl önce birer “lüks” olarak algılanan pek çok donanım (klima,abs,esp), artık ortalama bir günümüz otomobilinde standart olarak sunuluyor ve eskiye oranla daha az yakıp daha çok giden, daha konforlu, daha güvenli otomobiller kullanıyoruz; kabulümdür. Fakat bütün olarak incelendiğinde daha iyi bir otomobil gerçekten daha çok “otomobil” midir?

Bir Renault Broadway’i ele alalım. Otomatik ön camları ve merkezi kilit sistemi hariç aklıma herhangi bir konfor ögesi gelmiyor. Rahatlık, iç mekan hacmi gibi konularda çok iddialı olduğunu da söyleyemem. Peki bu otomobilin bir sürüş kahramanı olduğunu söylesem şaşırır mısınız? Hafif, basit ve minik gövdesi acayip bir sürüş deneyimi sunar ve direksiyon başındakine gerçek kahkahalar attırabilir. Bir arıza çıkardığında kendiniz rahatlıkla onarabilirsiniz. Uzun yolda çok üşürsünüz. Bir “İskandinav Fiskesi” atmak isterseniz asla hayır demez ve bundan memnuniyet duyar. Şirin ve asla hafife alınmayacak bir otomobildir Broadway. Ruhsuz bir otomobil değildir; sürücüsüne daima, iyi ya da kötü, hissettirdikleri vardır.

Gelelim günümüze… Bir Clio Symbol düşünelim. Dizel bir Symbol… ABS, sürücü hava yastığı, klima, hidrolik direksiyon gibi donanımları, onu Broadway’den ayıran ve akla ilk gelen ekstralar… Ve hakkını vermeliyim kullandığım en ekonomik otomobildir kendisi. Hayır yakıtını ben almasam inanmam o kadar az yakabileceğine fakat çalıyor mu ne yapıyor bilemiyorum, tüm çabalarıma rağmen bir türlü yolda bırakmadı. Gelgelelim, konu sürüş keyfi ve karakter ise “Bay Çok Ekonomik”, dedesinin eline su bile dökemiyor. Sizi dertsiz tasasız, güvenli bir şekilde, çok az yakarak istediğiniz yere götürebilir ama size direksiyon başında kahkalar attırabileceğini sanmıyorum. Günümüzün hemen hemen her otomobili gibi Symbol de işini profesyonelce yapıp sürücüsüyle ilişkisini minimum düzeyde tutan bir otomobil.

Broadway ve Symbol örneklerini seçmemin iki nedeni vardı: İki otomobili de tabiri caizse ciğerlerine kadar tanıyorum ve ikisiyle de geçmişim var. Özellikle Broadway’le… İtiraf etmeliyim ben o tadı günümüzde herhangi bir otomobilden alamıyorum. Leonard Cohen şarkıları kadar hisli direksiyonu, geniş yanaklı lastikleri ve minik motoruyla limitlere ulaşmak için üç haneli hız rakamlarını görmenize gerek yoktur. İşinize karışmayan, sizi dinleyen bir otomobille limitlerde dolaşmaksa, A+ sürüş eğlencesi demektir. Dahası var! Aracın limitlerini zorlamak, direksiyonda eğlenmek için mutlak yol değildir. Broadway, 3. vites, 2500 rpm ve sağ şerit kavramlarını birleştirerek de pekala kaliteli bir sürüş yapabilirsiniz. Özledim seni EM 197… İkinci neden ise daha kısa: “Sürüş keyfi yaşamak için zengin olmanıza gerek yoktur” tezini bir kez daha kanıtlamak istedim.

Modern zamanların otomobillerine geri dönüyoruz: Start&Stop sistemli hardcore sporcular, koltuk ısıtmalı GTI’lar, babaannemin bile kullanabileceği Ferrari’ler, kahvaltı masası büyüklüğünde jantların üzerinde yol alan MPV’ler, böbreklerinizi acıtacak kadar sert süspansiyonlu aile sedanları, ne idüğü belirsiz Crossover’lar, arazide ancak bir Lotus kadar başarılı SUV’lar… Afedersiniz ama bunlara gerçekten ihtiyacımız var mı? Atom fiziğine de, profesörlüğe de lanet olsun!

Tüm bu kargaşa, ortaya “sentetik” sürüşlü mutant otomobiller çıkarıyor. “Bre adam sürüşle kafayı bozdunsa, git karting kullan!” derseniz haksız sayılmazsınız fakat sürüş kavramını es geçtiğimizde bile, ortaya başka başka durumlar çıkıyor. Örneğin, yaya güvenliği modası yüzünden tüm otomobiller birbirlerine benziyorlar ve hepsi şey gibi görünüyorlar: cırcır olmuş gibi… Ortak parça kullanımı gün geçtikçe artıyor; “Karakterli otomobil” kavramının sözlükteki karşılıklarından biri olan Alfa bile, iç mekanda Fiat parçaları kullanabiliyor. Jantlar büyüdü, süspansiyonlar sertleşti vs. vs.

Bir Pazar ikindisi, evinin önünde otomobilini yıkayan adam figürünü en son ne zaman gördünüz? Peki ya babasının duruladığı camları, içeride zevkle izleyen çocuğu? İşte o yıllarda kaldı Renault 11 Turbo’lar, Alfa Romeo 75’ler, 205 GTI’lar…  Ruhu olan otomobillerden bizlere ise kala kala otobotlar ve deseptikonlar kaldı.

Reklamlar

3 replies »

  1. Otomobil hastası olarak başladığım yaşamımı yeni otomobillerin topundan tiksinen ve bütün ilgisini yitirmiş biri olarak sürdürüyorum. Taka denebilecek nitelikte eski ve pek çok şeyi “eksik” bir otomobili değiştirmemekte ısrar etmemi anlayabilen çıkmıyor. Benim “taka”mda çukurlardan zıplamadan geçebildiklerini fark edemiyor hissizleşmiş g*tleri. Aynı hissizlikle artık arabanın kontrolünü neredeyse bütünüyle kendi üzerine alan küstah arabalar üreten fabrikaları ödüllendiriyorlar. Gelecekte iyi araba kullananlar yalnızca yarış sürücüleri olacak. Kaymaya başlayan arabayı nasıl düzelteceğini bilen kimse kalmayacak. Endüstriniz batsın.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

INSTAGRAM

Yaklaşık bir asırlık bir el dokuması… Konya ve ilçelerinde yaygın olarak dokunmuş bu modelin ismine genellikle ‘Çıbıklı Kilim’ veya ‘Yaygı’ deniyor. Enine şeritler oluşturan kırmızı, beyaz ve mavi tonların sıklıkla hakim olduğu çıbıklı kilimler odanın zeminini tamamen kapatmak maksadıyla kullanılırmış. Bu yüzden birçok çıbıklı kilim 1.8 metre x 4 metre ölçülerine yakın dokunmuş…
Dedemin hediye etmekle kalmayıp bir de dersini verdiği kilimin üzerinde filme fotoğrafladığım kahve kutusu ise, İtalyan sanatçı Gillo Dorfles tarafından, sanatçının otuzlu yıllarda kullandığı bazı figürleri yeniden ele almasıyla tasarlanmış. Bu çalışma Illy Sanat Koleksiyonu’nun en güncel parçası.
Aynı dönemde tasarlanmış bu iki eserin analog fotoğrafı, günlük ‘güzel şeyler’ ihtiyacınızı bir nebze olsun giderir diye umut ediyorum. Amerika'da üretilmiş bir otomobil okyanusu aşarak vatanına döner ve dünya bir sokaklığına güzel bir yere dönüşür. Münih | 2017. Amerika'da üretilmiş bir otomobil okyanusu aşarak vatanına döner ve dünya bir sokaklığına güzel bir yere dönüşür. Münih | 2017. İlk darbeyi alan tampon durur. Gövde hareketine devam eder. Gövde durur. Sürücü hareketine devam eder. Ön cama çarpan kafatası durur. Beyin hareketine devam eder. Sonra her şey durur. Güzellik hariç. Güzellik durmaz. İlk darbeyi alan tampon durur. Gövde hareketine devam eder. Gövde durur. Sürücü hareketine devam eder. Ön cama çarpan kafatası durur. Beyin hareketine devam eder. Sonra her şey durur. Güzellik hariç. Güzellik durmaz. İngiliz modasıyla kuşanmış İtalyan asıllı bir sanat otomobilini Almanya'da filme almış ve karşısına geçip en az yarım saat boyunca 'güzel bakmıştım'. Ne de olsa sevaptır... Bu arada fotoğrafı filtrelemeden, filmden çıktığı gibi paylaşıyorum, tadını çıkarın. İnce zevklere (ve av tüfeğine) sahip olmanın en zarif ifade biçimi: Shooting Brake. Sürüş Keyfi Vergisi (SKV) yakışmaz mı sayın bakanım? Geldim. Gördüm. Filme kaydettim. Biraz bulanık çıkmış. Olsun. Silinmeye mahkum bir ana dönüş biletidir bu. Münih'i özlemenin resmi bir de.
%d blogcu bunu beğendi: