İçeriğe geç

KAYIŞI KOPARMAK

fiesta3

Beden eğitimi dersinden daracık eşofmanlarıyla çıkan kuzu kuşbaşı çok seksi görünüyordu. Üzerindeki pul biber tanelerini cesurca sergilemekte en ufak bir kararsızlık göstermiyor ve yumuşacık bedeninde yanan ateşi dışa vuruyordu…

İçinde Antep kebabı geçen ve devamını duymak istemeyeceğiniz bu ucuz erotik hikayeden bile feci halde tahrik olan arkadaşlarımla birlikte Gaziantep’te çılgın bir hafta sonu geçirmiş; lahmacunlarla, kebaplarla ve kavurmalarla yaşanan uzun sevişmelerin ve mide fesatlarının ardından dönüş için yeniden yollara düşmüştük.

Ekibin otomobil s.keni olarak, her zamanki gibi, direksiyonu kimselere kaptırmamıştım ve aux girişine bağlı olan aypedimden çaldığım Pink Floyd klasikleriyle üç aşağı beş yukarı üç yüz kilometre yol yapmıştım.

İçi yavaş yavaş uzun yol ve at kokmaya başlayan dizel Fiesta, Pozantı’ya bağlanan virajlar boyunca süzülüyordu. Arkadaki vatandaşlar “Öne bakmaktan sıkıldım, biraz da arkaya bakmasak mı?” gibi pis bir geyiği ciddi ciddi tartışırken, yanımdaki ihtiyar feysbukumdaki güzel kızların profillerinde geziniyordu. Bense sürüşümün tadını çıkarıyordum.

“Küt” sesini duyana kadar…

İhtiyarla bakıştığımızda arka camdan dışarı bakan arkadakiler tam olarak şu muhabbetle meşgullerdi;

Trevor: Boşalma rampasının adı ne zamandır kaçış rampası olmuş la?

Michael: Boşalma rampası mı?

Trevor: Boşa alma rampası öküz!

Direksiyon sertleşti ve şarj uyarı ışığı kadranı şenlendirdi. Dakar’da takla atıp yarış dışı kalana dek direksiyonla boğuşan El Matador’u andım ve usulca sağa çektim.

İhtiyar tecrübeli adamdır. Alternatör kayışı dedi, kayışı koparmış… Kayışı koparmış demesiyle birlikte Trevor ve Michael bir kahkaha patlattılar. İhtiyar kaputu açtı, elini aşağı daldırdı ve tel tel olmuş kayışı saçlarından tutup arkadakilere fırlattı.

fiesta1

Birkaç dakika sonra sessizliği bozan Trevor oldu: Yoldan geçen Fiesta’lardan birini durdurup kayışlarını çalsak?

Michael atıldı: Kayışı almışken döve döve tecavüz de edelim!

İhtiyar, devirdaim pompasının trigere bağlı olmasını ve akünün farları üç saat boyunca yakmasını umarak direksiyona geçti ve kaslı kollarıyla direksiyonu okşamaya başladı.

Ben mi? Son yirmi dakikadır sağ koltukta bu kelimeleri yazıyorum. Hararet yok, hidrolik yok, müzik yok, gırla pis muhabbet var:

Trevor: Müjde 57 veya Öğretmen 83 olsa kayış yapardık hıağağa…

Michael: Aydınlatmalı yollarda farları kapat ihtiyar! Ya da karanlık yollarda kapatıp ters yönden ilerle!

İhtiyar sessiz… Arada bir bacağımı okşuyor o kadar.

Şu an Ereğli’de moladayız. İsim verip rencide etmek istemiyorum ama “Sen gelmez oldun” çalan dinlenme tesisi mi olur allasen? Hoş, “Kara tren gecikir, belki hiç gelmez…” tınılarının yankılandığı garlar var bu memlekette…

***

Trevor: Biz Fiesta’yla dört sap gezeriz, elin dik kol jantlı, basık Şahin’ine binen apaçisi iki kızla gezer hıağağa…

Michael: Bir ağaçtan bin kibrit çıkar, bir kibrit bin ağaç yakar hacım.

Otoparktan henüz çıktık, şov is goin on…

***

İhtiyar, kız arkadaşını da bozmuş. Kız, bunun attığı tiviti görünce mesaj yollamış: Canım direksiyon ağırlaşır, klimayı bilmem neyi açma, trigerde sıkıntı yok demi? O kadar söyledim benim Ranger’la git diye!

Adam mesajı okur okumaz herkes soğuk kaplamadan sıcak asfalta çıkmış gibi bir anda susuverdi… Hep diyorum abicim, otomobilden anlayan hatun çekiciliği diye bişi var!

***

Millet hararetli bi şekilde hararet tehlikesini tartışırken ortaya atılan Trevor’ın, “Çay harareti alır, bence arabayı çayla yıkayalım!” önerisinden sonra ihtiyar daha fazla dayanamadı ve Antep’in Bakırcılar Çarşısı’ndan aldığı Gramofon’un huni kılıklı ses şeysiyle Trevor’a daldı. Bu arada direksiyon Michael’a emanet. Bense aynı yerde, az önceki kargaşadan faydalanıp içimdeki kötülükleri usulca bıraktım ama yemediler. Bir gramofon darbesi de bana düştü.

***

Akü ruhunu teslim etti. Opet’in birinde, bize akü yetiştirecek olan Franklin’i bekliyoruz. Bu arada akünün son anlarında araba resmen çipetpet diyerek durdu. Fakat oldukça lezzetsiz bir çipetpetti…

Bizimkiler “Boşa demiyoruz araba s.ken iss diye…” konulu klasik geyikten sonra, şu an “Kaputu açtınız bari aküyü sökmeyeydiniz…” mevzuundalar.

Geyikler bittikten sonra, Trevor üç adım ötesinde fullmarket olduğu halde, acıktım bahanesiyle bagajdaki baklavalara dalmaya yeltendi ama karşısında yine eli gramofonlu ihtiyarı buldu. O şeyin işe yaradığını görmek güzel tabi.

***

Franklin gelmeden M3 görünümlü 328i’sinin sesi geldi.

Arabasından inen Frank dev bir trip savurdu: Siz çağırmayın beni Antep’e!

Michael yanıtladı: E çağırdık, geldin işte!

Sessizlik epey uzun sürdü…

Fiesta’ya yaklaşan Franklin “308′den inip buna binersin sen ha!” dedi ve ekledi: “Adam sandık eşşeği, alnımıza değdi kayışı!”

“Başka marka yok muydu?” diye sordu ihtiyar, akü için.

“İnci s.ker!” dedi Franklin, sustuk.

Nihayet akü yenilendi de tekrar yollardayız.

fiesta2

***

Senede üç beş defa da uğrasam, lisedeki odamın aradan geçen yıllara rağmen hep ‘benim odam’ olarak kalmasına bayılıyorum. F355 posterim hala orada, model otomobillerim de öyle… Bu kokuyu seviyorum 🙂

Kayış olayına gelirsek, takla attığı arabadan kahkahalarla inen biri olarak gayet keyifli bir yolculuk yaptığımı söyleyebilirim. Sıradan bir yolculuğun, kopan bir kayışla cici bir hatıraya dönüşmesi…

Şimdi yatmam gerek, ama önce şu fıstıkları yemeliyim.

Mutlu bayramlar!

***

Reklamlar

7 replies »

  1. abi sen ne güzel adammışın.
    blogu bugün keşfettim gerek makinelere bakışın gerek üslubun on numara.

  2. SAYIN İSMAİL terzi 2 sorum olacak
    1) ilk rall, araban neydi?
    2)ralli icin otomatik manuel fark eder mi ?

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

INSTAGRAM

Önümüzde yol almakta olan gri renkli ticari aracın gövdesi en az yirmi yıllık yayların üzerinde bir o yana, bir bu yana esniyor. Aramızdaki toz bulutu ve daha da önemlisi, sol alt köşesi macunla onarılmış bagaj kapağı, yükleme alanındaki mangalı görmeme engel olamıyor. Toprak zemindeki çeşit çeşit kusurun titrettiği is bağlamış kirli telin mangala her vuruşu beynimde yankı buluyor. Üstüne üstlük, bir çift karpuz her virajda düzensizce yer değiştirerek mangala çarpıyor ki yeşil meyvelerin bu göçebe halleri burnumuzun dibinde dünyanın en kaotik piknik yolculuğunun yapılmakta olduğunu hissettiriyor. Yayla Yolunda isimli son yazıma profildeki linkten ulaşabilirsiniz. #35mm #leica #leicacamera #filmphoto #minimalcar #subaru #impreza #leicaM6 #acros100 #filmisnotdead #analogue #bw
Tanıdığım en dağınık karakterlerden bir tanesi: Lotus Esprit S4S. Temel mimari ögeleri birbirinden habersiz mühendislik takımları tarafından, Lego’ya savaş açmak niyetiyle birleştirilmiş gibi hissettiren bu otomobil özellikle İstanbul trafiğinde eşsiz bir deneyim yaratıyor. Her şeyden önce çevrenizdeki meraklı gözlere bunun bir İtalyan egzotiği olmadığını ve sarhoş İngilizlerin elinden çıktığını izah etmeniz gerek. Çiçekçi ablalar, gençler, yandaki otomobilin arka camından sarkan çocuk… Herkes bir açıklama bekliyor. Dahası, kama formlu ve sarı renkli bir spor otomobilin içindeyken, varlığını kimsenin tahmin etmediği sefaletinizi açık etme lüksünü bulamıyorsunuz. Her trafik ışığını hararet yapma eğilimine dönüştüren dört silindirli turbo beslemeli motora, dirseğinizden fazlasını soğutmayan klimaya ve ortalama bir otomobilin kapı kolu hizasında kalan görüşe karşın gülümsemeniz ve çevrenizdekileri dört başı mamur bir sürüş deneyimi yaşamakta olduğunuza ikna etmeniz gerekiyor. Tam da James Bond’un su altına harareti engellemek için indiğini düşünmeye başlamışken trafik açılıyor ve yetmişlerin debriyaj pişiren süperspor deneyimi bir anda yirmi yıl ilerliyor. Turbo doluyor, yarış otomobili egzozu tiz ve yırtıcı frekanslarla titriyor ve sürat sadece sürücüyü değil otomobili de uyandırıyor. İşte o anda klimasız dakikaların, hararet korkusunun ve yaptığınız açıklamaların karşılığını alıyor ve doksanlarda çekilmiş bir otomobil programına düşüyorsunuz. Bu saniyelerde kabinin Turbo sakız koktuğuna yemin edebilirim. Sürüş sona erdiğinde, otomobilden inip sırtıma yapışan üstümü havalandırırken giysilerime sinen şeyin Turbo sakız değil, benzin kokusu olduğunu anlıyor ve gülümsüyorum. Modern otomobil her şeyin daha fazlasını sunan ve nezaket kurallarını aksatmayan ikiyüzlülüğüyle Lotus’u küçümsüyor. Lotus ise İngilizceden İngilizceye altyazı gerektiren aksanıyla bir küfür savurup, açılıp kapanan farlarını gövdesine gömüyor ve huzurlu bir akşam uykusuna dalıyor. Ne makine ama! #35mm #leica #filmphoto #minimalcar #lotusesprit #leicam6 #kodakgold200 #istanbul #filmisnotdead
Something about James Bond. #35mm #leica #filmphoto #minimalcar #lotusesprit #leicam6 #kodakgold200 #istanbul #filmisnotdead
BMW’nin uçak motorundan sonra ürettiği en iyi şey: BMW 3 Serisi. Bugün tarihi bir hava meydanında, otomobilin altmışlardan bu yana süren evriminin yedinci durağını anlatıyorum. Doğrusu, otomobil anlatmak nadiren bu kadar keyifli olur... #bmw #3serisi #beklenen3
Yaşlı bir çam ormanının içinden geçerek tırmanmaya koyulmadan önce otomobildeki tüm eşyalarımı sıkıca sabitliyor ve kalkıştan önce son kontrolleri yapan pilotlar gibi sürüş programlarını, gösterge panelini ve diğer kontrolleri gözden geçiriyorum. Hazırım. BMW M2 Competition ve Bir Geçidin İnadı isimli son yazıma profildeki linkten ulaşabilirsiniz. #bmw #m2competition #hahntennjoch #35mm #filmphoto
Günün asosyal saatleri sürüş keyfi için en ideal dakikalardan oluşur. Kimileri bunun için gecenin geç vakitlerini tercih eder ki karanlıkta sürüşün büyüsü farklıdır. Öte yandan, hangi endurans yarışçısına sorarsanız sorun, gün doğumunda direksiyonunda olmanın başka hiçbir şeye benzemediğini söyleyecektir. Gün doğumunda sürüş yapmanın keyfi bir kısa filme konu olmuştur. 1976 yapımı C’etait un Rendez-vous filmi, sevgilisiyle buluşmaya giden bir adamın Paris sokaklarındaki sekiz dakikalık sürüşünü konu alır. Filmde duyduğunuz sesler bir Ferrari 275 GTB’ye ait olsa da kameranın sabitlendiği otomobil bir Mercedes-Benz 450SEL 6.9’dur. Yer yer hatalar yakalayabileceğiniz dublaja rağmen bu film özel bir şehrin gün doğumunda sürüş yapmanın hazzını sanatsal ve kurallara aykırı biçimde ortaya koyar. Öyle ki yönetmen Claude Lelouch filmden sonra tutuklanmıştır. Bu sabah İstanbul için değil günün, yılın en asosyal saatlerinde sürüşe çıktım. BMW Z3 Coupe otomobilimin kaputunda bir kamera yoktu. Ayrıca gördüğünüz analog fotoğraf geçmiş zamandan... Fotoğraf yok, video yok ancak tarifsiz bir hazdan söz edebilirim. Hoş, bu hazzın Claude Lelouch sinematografisi ile 1976’da hakkıyla anlatıldığını bildiğimden, fazla uzatmıyor, sizi filme baş başa bırakıyorum. İzlemek için profilimdeki linki kullanabilirsiniz. #bmw #z3coupe #istanbul #35mm #filmphoto
Avusturya’da bulunan Hahntennjoch şu ana kadar sürüş yaptığım (yapamadığım) en iyi Alp geçidi. Bu geçitteki ilk deneyimimde Abarth 124 Spider kullanmış ancak çabucak pes eden Brembo frenler yüzünden diğer uca ulaşamamıştım. Bu hikaye üç bölüm halinde blogumda yer alıyor. Geçitteki ikinci denemem için tastamam bir spor otomobil olan BMW M2 Competition ile elimi güçlendirmiş ve iki hafta önce Münih’ten yola çıkmıştım. Otomobil her haliyle amaca uygundu ve geçitte kimseler yoktu… Ne var ki, ciddi süratlerle tırmanarak başladığım sürüşün onuncu kilometresinde fotoğrafta gördüğünüz devasa çığ ile karşılaştım. Böylece Oğuz Haksever kadar çaresiz, arkama baka baka geri dönecektim. Dönüş yolunda, bölgedeki alternatif rotalarda M2 ile yağmur altında doya doya sürüş yaptıysam da Hahntennjoch Geçidi tarafından ikinci kez mağlup edilmiştim. Dahası, İstanbul’a dönüp analog fotoğraflarımı banyodan aldığımda, kameramın arızalandığını ve hemen her fotoğrafımın bozulduğunu anlayacaktım. Gördüğünüz gibi geçitle ile çok iyi anlaşıyoruz! Hahntennjoch Geçidi tarafından alt edilmiş bir sürücünün hikayesi, bozulmuş film fotoğrafları eşliğinde yakında blogumda olacak. #bmw #m2 #roadtrip #hahntennjoch
Istanbul. #35mm #filmphoto
#bmw #x1 for @bmwturkiye #35mm #filmphotography
%d blogcu bunu beğendi: