İçeriğe geç

PEUGEOT 308 1.6 e-HDi

DSC02665Peugeot’nun, üzerinde uzun zamandır çalıştığı Golf avcısı sonunda bizim memleketin yollarına ayak bastı. Tuhaftır, Golf‘ü de aynen böyle kapalı ve yağmurlu bir günde test etmiştim. Ayrıca Golf testindeki aracın rengi, yukarıdaki yavruyla bire bir aynı idi.

Kardeşlerim! Olayın zamanlamasına dikkatinizi çekmek istiyorum. İşte bunlar hep C segmenti lobisinin işleri…

308’in detaylarını teker teker irdeleyelim;

Dizel otomatik meraklılarından biriyseniz üzgünüm. Yeni 308 şimdilik yalnızca manuel şanzımanla satılıyor. Beklediğiniz şey, 2015 yılında burada olacak.

Test aracım 1.6 litrelik dizel motorla yürüyen 308 modellerinin en dolusu, yani Allure versiyonu. 115 bg gücündeki bu motoru anlatma ihtiyacı bile hissetmiyorum zira şu an satın alabileceğiniz en iyi dizel ünitelerden biri. Çok hassas bir tüketim ölçümü yapma şansım olmadı fakat şehir içinde -kullanım tarzına da bağlı olarak- 5 lt/100 km civarında tüketeceğini söyleyebilirim.

Modüler şasi modasına PSA grubu da uydu. EMP2 (Efficient Modular Platform) isimli bu şasi, yeni 308’in, bir önceki 308’e kıyasla, 140 kg daha hafif olmasında önemli bir pay sahibi. Bu platformun sürüşe etkilerini az sonra konuşacağız.

DSC02666

Dış tasarımla ilgili yorumlar yapmayı sevmediğimi bilirsiniz. Sinirli 308’in tasarımı genel olarak çok hoşuma gitse de, bazı açılardan tuhaf göründüğünü hissediyorum. Örneğin C sütunları nedense gözümü tırmalıyor. Ayrıca otomobilin eskisinden daha basık tasarlandığını da söylemekte yarar var. Fakat ben ne söylersem söyleyeyim, tasarımla ilgili notu kullanıcının zevkleri belirler.

Geldik 308’in en kuvvetli silahına: İç Mekan…

DSC02684308’in içi, sınıf liderliğine oynayacak kadar iddialı. Kabin tasarımı çok sade, çok şık. Malzeme kalitesi ise bu sınıf için gayet iyi. Konsolun üzerindeki yumuşacık plastikleri epey elledim doğrusu.

Otomobilin konsolunda toplam beş tane tuş (yazının sonundaki galerinden görebilirsiniz) var. Evet, sadece beş tane! Diğer bütün fonksiyonları konsolun üzerindeki dokunmatik ekrandan idare ediyorsunuz. Bu ekranın altıgen formlu tasarımı ve gözle görülür biçimde sürücü tarafına dönük olması çok hoş detaylar fakat kullanımının alışkanlık istediği de bir gerçek.

DSC02677

Minik direksiyon simidi yine sahnede. Neyse ki bu kez, kadranla aranıza 208’de olduğu kadar girmiyor. Daha doğrusu kadranı okuyabilmek için 208’deki gibi koltuk ayarıyla boğuşmak zorunda kalmıyorsunuz. Bu arada koltuklar oldukça şık ve yanal destek konusunda problemsiz fakat minder kısmı iki yönlü ayarlanabilse popom daha mutlu olurdu.

Cam kontrol düğmelerini kullanırken kalite hissi epey coşuyor. Gösterge tasarımı çok şık ve saat yönünün tersine hareket eden devir saati hoş bir detay. İşte kabinin neresine baksanız bunun gibi kalite kokan minik detaylarla (çalıştırma butonu, 208 GTi‘dan aşina olduğumuz vites topuzu gibi…) karşılaşıyorsunuz. Kabinin ambiyansına sahiden bayıldım. Peugeot’dakiler birçok yerde ‘Bu da böyle oluversin canım…’ dememiş, en iyisini yapmaya çalışmış. Bravo!

Tamam kabin tasarımı ve genel kalite hissi çok iyi. Peki kullanışlılıktan ne haber? Önce arka koltuklardan başlayalım. Aracın basık tasarımına bir de devasa cam tavan eklenince, saçlarınızın tavanı süpürdüğünü hissediyorsunuz. Çok uzun boylu yolcular arkada baş mesafesi sorunu yaşayabilir. Diz mesafesi ise sınıf ortalamasının çok gerisinde kalmıyor; durumu idare edebilir.

Bagajda işler Peugeot adına epey yolunda. Belki de bu, diz mesafesinden çalınan birkaç cm’nin nimetleridir. 308’in bagajı bütün rakiplerinden daha geniş ve bu haliyle ortalama ölçülerdeki dört insan cesedi taşıyabilir.

DSC02670

Evet, cesetlerimizi de yüklediğimize göre, artık yola çıkabiliriz. Sürüşün ilk birkaç yüz metresindeki izlenimler inanılmaz önemlidir. Buyurun benim ilk izlenimlerime;

-Ses izolasyonu sınıf liderliğine oynar. Kabindeki motor sesi dizel bir araç için çok çok başarılı seviyelerde. Ayrıca yol ve rüzgar gürültüsü konularında da sıkıntı yok.

-Debriyaj ve vites geçişleri tanıdık bir Peugeot mottosunu yeniden hatırlatıyor: Günlük kullanıma uygun ol. Hem debriyaj, hem de vites geçişleri sportifliğin kıyısından köşesinden geçmiyor. Tamamen yumuşaklığa ve kullanım kolaylığına adanmış gibiler…

-Geri görüş çok başarılı değil çünkü arka cam epey minik.

-Elektrik destekli direksiyon his anlamında ölü ama en azından yön değiştirme konusunda en ufak bir uyuşukluk göstermiyor.

-Modüler platformun direnci sürüş yaparken gayet rahat hissediliyor. Yanal tutunma limitleri ve gövde burulmaları sınıf ortalamasının gerisinde kalmıyor.

Kısaca 308’in işine bakan ve rafineliğiyle öne çıkan bir sürüş karakteri var.

Bugün her zamankinden daha uzun yazdım, farkındayım. 308’in notunu verelim;

Fransız Öpücükleri; 

İç mekandaki genel kalite hissi ve sadelik

Çok başarılı dizel motor

Rafine sürüş özellikleri

Alman Öpücükleri;

Şimdilik otomatik şanzıman seçeneği  yok

Bazı açılardan tuhaf görünüyor

Sürüş karakterine biraz daha heyecanlı dokunuşlar gerek

Aracın fiyatlarına buradan; yaptığım diğer testlere ise şuradan ulaşabilirsiniz.

22 replies »

  1. iyi geceler abi, biz yerli yersiz tutarlı tutarsız PSA grubu arabalarına sövenleri dövme derneğinden geliyoruz ve size teşekkür plaketi yaptırdık.

    bence aşırı derecede güzel bir araba olmuş. içindeki sadelik umarım herkese örnek olur.

    ama websitesinde tanıtılan tüm teknolojiyle beraber almak istersek 77.000 istiyorlar.
    gerçi adaptif cruise control, şerit uyarı sistemi falan ne kadar işe yarar bilinmez….

    • günaydın

      ben de ‘o paraya ikinci el, temiz bir vw alınır’ derneğini molotoflama derneğindenim.

      iç mekanı sahiden çok iyi fakat uzun vadede ne kadar dayanıklı olacağını merak ediyorum. 100.000’de deformasyon belirtileri çok açık olmazsa, 308’in içi sınıfının en iyisidir demekten çekinmem doğrusu.

      O minik teknolojik zımbırtılar çok güzel çalışıyor ama ne kadar ihtiyacımız var bilinmez tabi 🙂

    • Yeni 308 gayet dinamik ve istediğim gibi olmuş PSA motoru çok seviyorum, sadece motor tek başına lider diyrm.

  2. İsmail Bey biraz sıradan bir soru olabilir ama cevap bulması bence güç olduğu için ve sizin hem golf hem 308 kullanmanızdan yola çıkarak golf7 mi yoksa yeni 308 mi? Teşekkürler…

    • Sıradan değil ama sahiden zor bir soru 🙂

      Kullandığım otomobil farklı görünsün, en iddialı olduğu konu ses yalıtımı ve iç mekan ambiyansı olsun diyorsanız 308’in şansı çok yüksek. Yollarda yeni olması VW tasarımına alışan gözler için bence önemli bir artıdır.

      Yok ben mantık insanıyım derseniz de, Golf orada duruyor olacak 🙂

      • Öncelikle hızlı cevap için çok Teşekkürler…
        Tasarım anlamında bence her iki araçda sıradan ama 308 golf e kıyasla bir adım önde. iç mekan konusunda ise pejonun i-cocpit uygulaması çok hoş sanırım benim tercihim yeni308

  3. İsmail Bey ben 10 yıllık bir pug kullanıcısıyım şu anki aracım 2011 207 kim ne derse desin ondan önce de 206 kullandım bakımlar hariç araba beni servise götürmedi. Benim tek sıkıntım kapı kapanmasındaki tok sesin araçlarımda olmayışı. Şu an içim gıdıklanıyor ve yorumlarınızı önemsiyorum aracın bence en önemli noktalarından biri kapı sesleri tok muydu yoksa bilindik pug sesi miydi?

  4. Ismail Bey cok alakasiz bir soru olacak, eger fiyatini, bakim ucretini, yakiti goz onunde bulundurmasaydiniz su araclardan hangisi one cikardi?
    -VW Golf 1.2 105hp DSG
    -Ford Focus 1.0 Ecoboost 125hp Manuel
    -Toyota Auris Hybrid
    -Peugeot 308 1.2 82hp

    Tesekkurler

    • Focus’u alırdım çünkü çok iyi yol tutar,
      Golf’ü alırdım çünkü bütün olarak en iyisi o,
      308’i iç mekanı ve rafineliği için tercih edebilirdim,
      Toyota mı? Hm…

  5. İsmail Bey mrb,
    Bende showroomda inceledim C sınıfında hemen hemen tum araclari kullanmisimdir.
    Fransız aracları icin bende su yargı vardı: “showrooma git ve ammaaan yinemi” deyip 5 dk icinde geri donerdim.
    Bu sefer bi baktım yarım saat incelemisim bu araci. Abartmıyorum C sınıfında suan bence rakipsiz gorunuyor. Pug da devrimdir bu.
    Yalniz arac emsallerine nazaran cok hafif bu bir dezavantaj olabilir mi? Her nekadar bekleyip gorecegiz desenizde ic gudulerinize ve malzeme kalite hissiyatınıza gore uzun vadede sizce uzun sure dayanır mı?
    Bir de kullanımı cok yumusak demissiniz ,sizce İstanbul sehirici dur-kalk trafikte manuel vitesi cok yorucu olurmu?
    simdiden tesekkur ederim.

    • Kullanımı değil de, kontrolleri yumuşak dedim. Yani debriyajı, direksiyonu, vites geçişleri… Sürüş karakteri o kadar da yumuşak değil ki bu da dinamizmi artırıyor.

      İnanın ne kadar dayanır hiçbir fikrim yok. Ne desem havada kalır. Manuel şanzımanı, herhangi bir manuelden daha yorucu olmayacaktır, orası kesin.

  6. Yorumlar da dahil tek bir solukta okudum. Türkçe müthiş bir içerik hazırlamışsınız, devamını dilerim. Ben de 8 senedir Peugeot 206 kullanıcısıyım ve artık üst segmentlere geçme vakti geldi diye düşünüyorum. Yeni 308’i showroomun önünden geçerken “hadi bi deneyeyim” diyerek kullandım. Önden Golf, arkadan Audi A3 izlenimi aldım. Sürüş de keyifliydi. Peugeotta oturgaçlı götürgeç modundan evinizin salonu konforuna doğru bir geçiş hissediyorum. Rahat bir ortam ve fazlasıyla multimedya… Yeni 308 fikrimde keskin bir viraj oluşturdu. Şu an otomatik vitesi bekliyorum sanırım 🙂

  7. nasıl geldim lan ben bu siteye, her neyse baktım araçları test etmişsin ve genel olarak araçlar hakkında dikkate alınacak tavsiyelerin var..E benim bu kadar param yok o işi nasıl halledicez. o yüzden 2. el eski dizel 308lere bakıyorum onlar hakkında bi bilgin varmı şöyle 2011 model falan, tabi alternatif olarak aynı model dizel focus titanium, yada astra falan filan inter milan..bütçem 40 bin dahasıda yok amk. c segmentine binemicekmiyiz

    • Focus derim çünkü dayanıklı oluyor. 308 kullanan bir arkadaşım var ve aracından çok memnun fakat arabasına çok iyi bakar. Demek istediğim jilet gibi temiz olacaksa neden olmasın. Ama başta da dediğim gibi Focus’ların bileği sağlam oluyor.

      Bütçeniz az daha cüsseli olsa seçenekleri çoğaltmak mümkündü fakat B segmentinin dizel otomatiklerin olmuş 60 bin lira… Ne desek boş.

  8. iyi akşamlar ismail bey benim hyundai i30 gdi elite otomatik var tavsiyeniz i30 mu peugeot 308 thp allure mi teşekkürler

  9. İsmail Bey gönderdiğim maile cevap yazdığınız için buradan teşekkür ederim. Test yazınızı okudum elinize sağlık. Sanırım şuan dizel 308 lerde 35bine 20 ay sıfır faiz kampanyası var. Bu da aklımı çelmiyor değil. Ama sanırım hepimizin aklında ki soru şu: uzun dönemde bu araba dökülür mü? Peugeot için genel olarak böyle bir marka algısı var siz ne dersiniz?

  10. merhaba İsmail Bey,

    2014 Ekim kampanyası başlatmış 35bin tl 20 ay 0 faiz. Aracın dizel fiyatı 65 bin tl civarı. Ancak 2013 model 10-20 bin km deki ikinci el fiyatları malum ilan sitesinde (fiyatları şu sıra yüksek olmasına rağmen) 45 bin tl civarı. 1 yaş için 20 bin tl çok geldi bana. Bu aracın 2. eli neden çok düşük olabilir. Ben de 2013 Accent Blue Prime 1.6 dizel var. Sıfırı 59 bin tl civarı. Bayiden 56-57 bin tl ye sıfır alınabiliyor. Ancak 48-50 bin tl civarı gidiyor. Şuan aracımı 50 bin tl civarına satmak üzereyim. Benim aracım çok değer kaybetmiyor da peugeot 308 neden bu kadar değer kaybediyor anlamış değilim. Düşüncenizi merakla bekliyorum.tşk

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

INSTAGRAM

Pink Floyd klipleriyle benzer duygular uyandıran kısa, sade bir sürüş. Otomobilden çayırlara taşan High Hopes solosu eşliğinde Kodak Gold filme kaydettiğim fotoğrafları yine aynı şarkı çalarken paylaşıyorum. #35mm #leica #leicaM6 #kodakgold200 #filmphotography #filmisnotdead #filmcommunity #mini #cooper #roadtrip
Otelde sabahın ilk yumurtası kırılmamışken, Münih’ten yola çıkıyor ve güneye, Enzo Ferrari’nin evi Modena’ya doğru sürüşe başlıyorum. Avusturya sınırını geçtiğimde, navigasyon ekranında tanıdık köylerin isimleri beliriyor. Geçen Mayıs ayında çığ yüzünden kapalı olduğu için bana ve M2 Competition otomobilime yol vermeyen Hahntennjoch Geçidi’nin Kasım’da açık olacağına hiç ihtimal vermiyorum. Yine de üçüncü kez denemeye değmez mi? O akşam autostrada üzerinde 110km/s sabit hızla yol alırken gün içinde olanları zihnimde tekrar tekrar oynatıyorum: Hahntennjoch açıktı, bomboştu, karla kaplıydı… Gran Turismo teaser’ı gibi görünen bu sürüş cennetinde 340bg’lik arkadan tahrikli bir ateşli hatchback ile tek başımaydım. Yaklaşık üç saat boyunca sadece sürüş yapmış ve yoruldukça fotoğraflar çekmek için mola vermiştim. İlk iki denememde beni yoldan çeviren Hahntennjoch, bu kez eli açık davranarak büyük bir hediye sunmuştu. Yoğun sürüş deneyimi, soğuk hava ve 2000 metrede kardan yansıyan sert güneş ışığı bir araya gelince enerjim beklediğimden çok daha çabuk tükeniyor ve otoyolda birkaç kez başım öne düşüyor. Yakıt tankları eşek idrarıyla doldurulmuş gibi görünen bir istasyonda mecburen duruyor ve bir kahve daha alıyorum. Neyse ki İtalya’da kötü kahve içmek söz konusu değil… İçeriden Coşkun Aral kadar yelekli bir pompacı çıkıyor ve yakıt almayacağımı anlayınca bozuk bir yüz ifadesi takınıyor. Ona bir sigara veriyorum derken elimdeki Leica ilgisini çekiyor, biraz sohbet ediyoruz ve makaramdaki son birkaç kareyi onun için kullanmaya karar veriyorum. 36 kare tükendiğinde, yorgunluktan makarayı geri sarmayı unutuyor ve kameranın kapağını açtıktan birkaç saniye sonra hatamı fark ediyorum. O anda pompacının tüm aile bireylerine küfür ederek kapağı tekrar kapatmama rağmen film hasar görüyor. Keyfim kaçsa da Enzo Ferrari’nin köyünde buna üzülecek değilim, yarın görmem gereken bir hiper otomobil sergisi var, şimdi tekrar yola koyulmalıyım. #35mm #leica #leicaM6 #kodak #portra800 #filmphotography #filmisnotdead #bmw #m140i #roadtrip
16 yaşındaki oğlu McLaren’da mühendislik stajına başlayan arkadaşım Marc dün şöyle bir şey söyledi: Otomobil hayatımızı şekillendiriyor. Oğluma yıllar önce bir proje otomobili hediye etmeseydim, bugün Senna motoruyla uğraşıyor olmayacaktı. Geçen hafta, yeni otomobilimle ilk sürüşümü Ankara’dan İstanbul’a yaptım. Eve vardığımda, Emre ve Ümit onu incelerken, son enerjimle o anları kaydettim. Film banyodan bugün çıktı ve fotoğraflara bakarken Marc’ı hatırladım, ona hak verdim. Evet, otomobil hayatımızı şekillendiriyor. Öyle olmasaydı, 35 yıllık bir klasiğin içinde üç yaşına dönen Emre ve Ümit hayatımda olmayacaktı. Otomobiller, güzel şeyler, iyi ki varlar.
“Bahçeköy-Kemerburgaz orman yolu geceyarısından sonra esrarengiz bir yere dönüşür. Işıkları olmayan bu yol, gecenin sessizliğinde diğer otomobilleri aydınlatır ve sürate rüzgar sesiyle alkış tutar. Burada günaşırı sürüşe çıktığım gecelerin bazılarında, ancak Comfortably Numb solosuyla erişebildiğim yükseklikleri gördüğümü hatırlıyorum. Farlar sarımtırak bir perde oluşturur ve yaprakların, trafik tabelalarının ve parlayan asfaltın rolleri paylaştığı bir kısa film başlar. Üç beş dakikalık bu performasın sonunda ise hararetin ve nefesin normale dönüşü beklenir,” diye yazmışım üç yıl önce. Bu sonbaharda bir değişiklik yaptım ve İstanbul’daki gece sürüşlerimin vazgeçilmezlerinden olan yolu elimde kameram, gündüz vakti, yürüyerek geçtim. Hızla yaklaşmaya ve hızla geride bırakmaya alıştığım tanıdık virajları adım adım deneyimlerken çektiğim analog fotoğraflar, yeni bir alışkanlığın hatırası olarak böylece kalsın. #35mm #leica #leicaM6 #kodakportra #filmphoto #filmisnotdead #istanbul
Gün boyu ‘Friends Will Be Friends’ şarkısını mırıldanmış ve gelişigüzel, özensiz analog fotoğraflar çekmiştim. Tam da Kodak Gold’un sevdiği gibi...
Güzel bir haber: Benim de yazarlarından biri olduğum Borusan Turuncu, Uluslararası Stevie İş Ödülleri 2019’un blog kategorisinde altın ödüle layık görüldü. Hafta sonu Viyana’da düzenlenen törende Borusan Holding’i ve Turuncu’nun 150’den fazla yazarını temsil etmek gurur vericiydi. Blogu kuran ve yaşatan sevgili arkadaşım Merlin’le birlikte, tüm dünyadan yüzlerce iş insanına hikayenin profesyonel yaşamdaki kıymetini hatırlattık. #borusanturuncu #stevies2019
Bu hafta Yeni BMW 3 Serisi için hazırlanan bir filmin sunuculuğunu yaptım. Yaklaşık yirmi kişilik kalabalık bir ekip olarak, çekimde otuz saatten fazla zaman geçirdik. Yorucu fakat çok keyifli bir deneyimdi. Set ekibinin bir arada çalışma uyumundan ve kısa bir film için sarf edilen çabadan o kadar etkilendim ki aralarda birkaç kare otomobil fotoğrafı kaydederim düşüncesiyle kamerama sürdüğüm filmi bu insanlara adamak istedim. Gördüğünüz fotoğraf seti Leica M6 ile Cinestill 800T filme kaydedildi. Herhangi bir dijital müdahale içermeyen fotoğrafların anormal renklerini ise deprem yarattı. Evet. Filmin banyosu sürerken başlayan deprem elektrik akımını sertçe dalgalandırınca, renkler bu hale geldi. Hatta bazı karelerde kimyasal damlacıklarının izlerini görebilirsiniz. Analog fotoğrafçılığın hem cilvesi hem öğretisi: İyi düşün fakat her şeye hazırlıklı ol. Hayat gibi. Bu arada söz konusu film yakında BMW Türkiye’nin dijital mecralarında yayına girecek. Bu fotoğraf seti ise hissetmediğim depremin, senfoni orkestrası gibi çalışan bir ekibin ve keyifli bir sunuculuk deneyiminin hatırası olarak kalacak. #35mm #leica #leicaM6 #cinestill800t #filmphoto #filmisnotdead #filmphotomag #minimalcar #bmw #3series
Önümüzde yol almakta olan gri renkli ticari aracın gövdesi en az yirmi yıllık yayların üzerinde bir o yana, bir bu yana esniyor. Aramızdaki toz bulutu ve daha da önemlisi, sol alt köşesi macunla onarılmış bagaj kapağı, yükleme alanındaki mangalı görmeme engel olamıyor. Toprak zemindeki çeşit çeşit kusurun titrettiği is bağlamış kirli telin mangala her vuruşu beynimde yankı buluyor. Üstüne üstlük, bir çift karpuz her virajda düzensizce yer değiştirerek mangala çarpıyor ki yeşil meyvelerin bu göçebe halleri burnumuzun dibinde dünyanın en kaotik piknik yolculuğunun yapılmakta olduğunu hissettiriyor. Yayla Yolunda isimli son yazıma profildeki linkten ulaşabilirsiniz. #35mm #leica #leicacamera #filmphoto #minimalcar #subaru #impreza #leicaM6 #acros100 #filmisnotdead #analogue #bw
Tanıdığım en dağınık karakterlerden bir tanesi: Lotus Esprit S4S. Temel mimari ögeleri birbirinden habersiz mühendislik takımları tarafından, Lego’ya savaş açmak niyetiyle birleştirilmiş gibi hissettiren bu otomobil özellikle İstanbul trafiğinde eşsiz bir deneyim yaratıyor. Her şeyden önce çevrenizdeki meraklı gözlere bunun bir İtalyan egzotiği olmadığını ve sarhoş İngilizlerin elinden çıktığını izah etmeniz gerek. Çiçekçi ablalar, gençler, yandaki otomobilin arka camından sarkan çocuk… Herkes bir açıklama bekliyor. Dahası, kama formlu ve sarı renkli bir spor otomobilin içindeyken, varlığını kimsenin tahmin etmediği sefaletinizi açık etme lüksünü bulamıyorsunuz. Her trafik ışığını hararet yapma eğilimine dönüştüren dört silindirli turbo beslemeli motora, dirseğinizden fazlasını soğutmayan klimaya ve ortalama bir otomobilin kapı kolu hizasında kalan görüşe karşın gülümsemeniz ve çevrenizdekileri dört başı mamur bir sürüş deneyimi yaşamakta olduğunuza ikna etmeniz gerekiyor. Tam da James Bond’un su altına harareti engellemek için indiğini düşünmeye başlamışken trafik açılıyor ve yetmişlerin debriyaj pişiren süperspor deneyimi bir anda yirmi yıl ilerliyor. Turbo doluyor, yarış otomobili egzozu tiz ve yırtıcı frekanslarla titriyor ve sürat sadece sürücüyü değil otomobili de uyandırıyor. İşte o anda klimasız dakikaların, hararet korkusunun ve yaptığınız açıklamaların karşılığını alıyor ve doksanlarda çekilmiş bir otomobil programına düşüyorsunuz. Bu saniyelerde kabinin Turbo sakız koktuğuna yemin edebilirim. Sürüş sona erdiğinde, otomobilden inip sırtıma yapışan üstümü havalandırırken giysilerime sinen şeyin Turbo sakız değil, benzin kokusu olduğunu anlıyor ve gülümsüyorum. Modern otomobil her şeyin daha fazlasını sunan ve nezaket kurallarını aksatmayan ikiyüzlülüğüyle Lotus’u küçümsüyor. Lotus ise İngilizceden İngilizceye altyazı gerektiren aksanıyla bir küfür savurup, açılıp kapanan farlarını gövdesine gömüyor ve huzurlu bir akşam uykusuna dalıyor. Ne makine ama! #35mm #leica #filmphoto #minimalcar #lotusesprit #leicam6 #kodakgold200 #istanbul #filmisnotdead
%d blogcu bunu beğendi: