Skip to content

FORD FIESTA 1.5 TDCi TITANIUM

DSC02197-001

Ben Martin, Aston Martin.

Kim?

Aston Martin.

İyi de birader kıçında Fiesta yazıyor, ne işin var Aston panjuruyla falan?

Ocak 2011

Cygnet vardı bildin? Hani İngilizlerin deriyle kapladığı Toyota. Kimse kusura bakmasın, Aston yapınca iyi de Ford yapınca kötü mü?

Çok iyi oldu, çok da güzel iyi oldu.

***

Panjurdan başka?

Bir önceki Fiesta ne söylediyse o.

Sadece tozu alınmış ev gibi, tanıdık fakat daha taze…

Stoplar kilo almış, farlara LED’ler döşenmiş o kadar. 

***

Sonunda, küçük jantlar…

Sürüş yumuşamış, yol gürültüsü azalmış.

Ağustos 2008

Hap kadar otomobilde lastik yarmak da neyin nesiydi öyle?

Geyşa gözlü Fiesta’nın ilk neslindeki jantları hatırlayan?

Ben unutmadım, bir gece lastik yarıp jant eğmiş; üzerine bir de elimi sakatlamıştım.

TR pazarı için o jantlar kimin fikriydi?

***

Metalik, bakır kahve renkli gövde…

Göz alıcı!

***

DSC02226-001

İç mekan B buçuktan C segmenti gibi.

Konsol çin kerhanesi… O kadar tuşa ne gerek var birader?

Karamel kıvamındaki konsol rengi müthiş.

***

Arka taraf?

“İnsan mıyım? Otobüs müyüm?” diye sor kendine.

İnsan gibiysen dizin de başın da selamette.

Ha,

Kız istemeye gitmiş gibi oturma durumu yok mu? Var!

S serisi mi bu birader? Az toplu otursun vatandaş.

***

Sesli komut sistemi,

Karı tam bir yelloz!

Focus’taki nazenin hanımefendiyi çok özledik.

***

Bagaj?

1.55’lik sivilceli, ergen, kezban ölüsünden üç alır!

Keşke, daha çok alsa.

***

Cam açma düğmeleri kalite kokuyor.

Güzel detay.

Fakat,

Allahını seven sinyal kolunun sesini adam eder!

***

Sürüş?

Keyifli.

Polo’yu bu hususta firiştek gibi çevirebilir.

Eğlence pek mümkün.

Yol tutuş akıcı.

Hayvan gibi sürersen 5.5, insan olursan 4-4.5 litre yakarsın.

Ben dağdayken 5.6 yakmış, ne yapayım eğlenceli alet.

1.5 dizel çok iyi, ecoboost da yabana atılacak gibi değil.

***

Titanyum, o paket, bu paket…

Derken 50 kağıda dayanıyor mevzu. O paraya öküz alınır!

Opsiyonsuz olsun, bizim olsun.

***

Sınıfının en keyiflisi…

On üzerinden sekiz.

Helalin var Fiesta.

Reklamlar

6 replies »

  1. İsmail hocam selamlar,
    fiesta 1.4 titanium almayi dusunuyorum. merak ettigim sey; konsolun ust kismindaki o harika rengi ben ford web sitesinde neden bulamiyorum? bu bir opsiyon mu, yoksa sadece test aracinda mi var?

  2. İsmail beyin çalışmalarını keyifle takip ediyorum.Hele motosiklete de başladıktan sonra daha da ısındım kendisine.

    Ama fiestayla ilgili genel görüşümü sorarsanız 1.4 68 hp ve 70 hp olanlar sinir bozucu derecede güçsüz yerinden kalkmayan ve hızlanmayan arabalar .Yeni 1.5 75 hp olanlar da eglenceli veya dinamik araçlar değil sadece hantal olmayan ve yürüyen aralar.Şehir içinde 3 kişi veya klimayla dur kalk yapmak deveye hendek atlatmaktan zor.

    Arabanın süspansiyonu aşırı sert.Aşırı sert süspansiyon yüzünden 300 km üzeri yola fiestayla gitmek sırt ve bel ağrısı olarak geri dönüyor. Aynı yolu motosikletle gittiğimde honda tarsnalp motorum fiestanın yarısı kadar yormuyor.

    Frenler de berbat.Fiesta kadar abs devreye giren ve frenleri kötü olan başka bir arabaya binmedim.Sene olmuş 2014 hala arkalar kampana.

    Yorumlarımı 71.000 km 1.4 tdci 70 hp , 1500 km 1.5 tdci 75 hp fiesta kullandıktan sonra yapıyorum.
    yazıların devamını bekler iki teker konusunda hastalığınızın artmasını dilerim.

  3. Yeni çıkan Red&Black edition hakkında ne düşünüyorsunuz?
    1.0lt den 140hp ama biraz sütçü beygiri!?

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

INSTAGRAM

Çalışmaktan keyif alanlarda bugün... #boyatakıntısıolanaramasın Detaylara takılmak büyük resmi görmenizi engellemez. Büyük resim dediğimiz, detayların tamamı değil mi ki? Klasik müziği anlamak, sindirmek ve bundan keyif almak pek de kolay bir iş değil. Bestekarın yaşadığı dönemi, yarattığı ya da takip ettiği akımı, hocalarını falan bilmek gerekir en azından. Durum otomobillerde de aynı... Döneme, tasarım diline, bestekara yani tasarımcıya, markaya, rakiplere ve ilgili sınıfın tarihine hakim olmadan; üç beş beygirlik ezberle otomobil yorumlayınca Another Brick in the Wall 'icra eden' Serdar Ortaç'tan farkınız kalmıyor. Münih'te dolaşırken karşılaştığım bu turuncu metal heykeli uzun uzun incelemiş, filmli kamerama birkaç kare kaydetmiş ve üç beş kelime not almıştım. Paylaşmak bu güzel Cuma gününe kısmetmiş. "Uyandığımda odanın içinde uçuşan binlerce kristal kelebek bulmayı umuyordum. Perdelerin açıklığından içeri sızan tazecik gün ışığı bazı kelebeklerin kanatlarında kırılacak, yedi renge ayrılacak ve penceremden görünen zirveye değin uzanacaktı. Bense Abarth 124’üme atlayacak ve tanrının küçük çocuğu tarafından karalanmış bir resim defterinin ilk yaprağındaki çizgiler boyunca, gözümün gördüğüne doğru sürüş yapacaktım..." Rahmetli Barkın Bayoğlu başlangıç için yüksek hacimli motosiklet soranların kulağını çekerdi. Aynı şey otomobiller için de geçerli. Hatırlatmak isterim ki sürüş, ellerinizde ve poponuzda hissettiğiniz titreşimlerle ilgilidir. Bu yüzden dört silindirli klasik bir BMW'ye burun kıvırmayın lütfen. En son ne zaman, erkenden uyanıp sadece sürüş yapmak için dışarı çıktınız? / When was the last time you got up early and went for a drive? Önümüzdeki on yıl içerisinde, ilk gövde Ford Ka'nın orijinal Mini Cooper ile benzer bir çekicilik kazanacağını düşünüyorum. Fırsat varken bir tanesini saklayın derim. / I believe the first gen Ford Ka is going to earn some original Mini Cooper like appeal in the next decade. Get one while you can. Bir zamanlar otomobiller daha küçük, insanlık daha büyüktü. İlk otomobilime her bakışımda bunu hatırlar, doksanları özlerim 🚙 Humanity was larger when the car was smaller. Every single stare at my first car brings this thought and leaves me yearning of the nineties Denizden 1896 metre yukarıda kalan bir Alp geçidinde frenleriniz şişerse, dünya tam olarak böyle görünüyor / This is how you see the world when you are at an elevation of 1896 metres on a Austrian Alpine pass with totally faded brakes
%d blogcu bunu beğendi: