İçeriğe geç

MINI COOPER S PACEMAN ALL4: ORTADA KALMAMIŞ ORTANCA

IMG_3918Aslında bu yazının başlığını “Cooper In The Middle” koymak istedim ama ecnebi post’u sanılır da okunmaz diye vazgeçtim. “Malcolm In The Middle” dizisini izleyenler bilir. Ateş gibi bir çocuk olan Malcolm’un, alıştığımız ortanca çocuk tiplemesinden fersah fersah uzak oluşuyla gelişen komik olayları anlatırdı bahsettiğim dizi. Paceman’le geçirdiğim ilk birkaç saatte çokça andım Malcolm’u…

Peki neden?

Hatchback Cooper’a bayılırım. Gerçek bir eğlence makinesidir. Gel gelelim, günlük kullanım kolaylığı ve dört kişiyi ferah ferah taşıma zorunluluğu ön plana çıkınca hatchback dostumuzun yüzü doğal olarak asılır.

Sonra Countryman çıktı. Beş kapılı, beş kişilik, istenirse dört tekerlekten çekişli olan bu araç, crossover standartlarını düşününce aynı şekilde çok eğlencelidir. Mesela çok leziz bir direksiyonu vardır. Falan…

Peki hatchback Cooper’ı küçük, crossover Cooper’ı büyük bulanlar ne olacaktı? Ara sıra üç arkadaşıyla birlikte rahat rahat gezmek isteyen, beş kapılı otomobil alacak kadar içi geçmemiş, dört tekerlekten çekiş nimetini (özellikle bayanlar için mühim bir detay) MINI keyfiyle birlikte arayan müşterilerden söz ediyorum.IMG_3942

Paceman, yukarıda bahsettiğim insanlar için tasarlandı. Kağıt üzerinde bakınca hatch Cooper’la xover Cooper’ı harmanlayan bir otomobil tablosu ortaya çıkıyor. Fakat o iş öyle kolay değil. İçeride dört kişi varken, dört tekerlekten çekişli bir otomobille lift-off yapınca (viraj girişinde gazı aniden bırakınca) arkadan kaymak ve bu olayın keyfini güvenli sınırlar dahilinde çıkarmak büyük mesele… Bu yüzden, Paceman’i incelerken beyin kalibrasyonumun bir ucuna hatchback Cooper’ı, diğer ucuna ise Countryman‘i yerleştirdim ki kağıt üzerindeki olay gerçeğe ne kadar yansımış anlayalım.

Sizi daha fazla bekletmeden madde madde paylaşayım ortanca Cooper’ın notlarını;IMG_3948

– En çarpıcı detaylardan birisi, arka tarafın inanılmaz ferah olması. Bakmayın tavanın arkaya doğru alçalan formuna, Paceman’in arkasında 190’lık fotoğrafçım gayet rahat etti. İşin hacim kısmı tamam mı? Kesinlikle tamam!

– Sportiflik ve konfor dengesi koltuklarda müthiş yakalanmış. Virajlarda bedeninizi saracak kadar sıkı, uzun yolda rahat ettirecek kadar geniş. Koltukları çok tuttuk.

– Paceman’in orta konsolundan arkaya değin uzanan korniş kılıklı bir ray var. Gözlük kabı, telefon tutucu, bardak tutucu vs. gibi parçaları istediğiniz formda dizerek kişisel bir ortam yaratmanız amacıyla yapılan bu ray, pratikte pek işe yaramıyor doğrusu. Zira temizliği zulüm olduğu gibi, üzerindeki parçalar da kırılgan ve ses yapıyor.

– Ön taraftan arkaya dek uzayan bir başka detay ise kapı içi oval tasarım. Ben çok beğendim. Neden bahsettiğimi aşağıdaki fotoğraftan görebilirsiniz;IMG_3949

– Paceman’de kemer yükseklik ayarı olmaması şaşırtıcı bir detaydı. Nedenini ben de anlamadım.

– Kabinin diğer detaylarında alıştığımız MINI tasarımı ve kalitesi mevcut. Yani problem yok.

Paceman’in iç mekan konusundaki misyonunu tamamladığına inanıyorum zira içeride dört kişi çok rahat ve ferah şekilde yolculuk edebiliyor. Gelelim işin zor kısmına;IMG_3937

– Yazmaya gerek var mı bilmiyorum ama motor şanzıman uyumu nefis. Daha önce pek çok MINI modelinde kullandığım bu ikili oldukça iyi iş çıkarıyor.

– ALL4 isimli dört tekerlekten çekiş sistemi fark edilebilir bir güven duygusu yaratıyor. Şimdi kıymetli teknik bilgi geliyor iyi dinleyin: ALL4, laylon bir dört tekerlekten çekiş sistemi değil. Yani aracı ilk çalıştırdığınızda FWD olarak aktive olup, işler fenalaşınca arkaya güç gönderen cinsten bir sistemden söz etmiyoruz. Default modu 50/50 oranında AWD olan bu sistem ihtiyaç halinde torkun %100’ünü öne, yahut %50’sini arkaya gönderebiliyor. Küçük ama önemli bir detay…

– Paceman’in sürüşü sert. “Cooper’dan yumuşak, Countryman‘den sert” olacak kadar sert.

– Öte yandan kabinin rafinelik düzeyi hiç fena değil ki sessizlik ve titreşim seviyeleri bu şeyi üreten firmanın BMW olduğunu hatırlatıyor. IMG_3938

– Paceman tam bir lift-off meraklısı ki bu yönünü hatchback Cooper’dan aldığı aşikar. Viraja girmeden önce ön tarafı yükleyip gazı aniden bıraktığınızda veya tatlı bir sol ayak freni yaptığınızda (tabii DSC kapalıyken) arka taraf yanınıza gelmek için can atıyor. Sonrasında kontra verdiğinizde direksiyonun normal şartlar altındaki lezzeti ve tutarlılığı azalsa da, spor modu seçtiğinizde ortaya çıkan ekstra sertlikle bu durumun önüne bir miktar geçebiliyorsunuz. Bu cüssede bir aracın bu denli enerjik olması gerçekten nefis.

– Şehir içinde 10 litreden az yakmayı unutun.

– Basit ve çok tatlı bir detay daha: Egzoz patırtıları. Vites düşürdüğünüzde arkadan patlamalar gelmese de, hafif hafif patırdayan egzoz keyif katsayısını inanılmaz artırıyor.

Yine çenem düştü. Toparlayayım. Paceman, yazının başında bahsettiğim “harmanlama” olayını çok iyi kıvırıyor. Sahiden de hatchback Cooper’ın eğlencesiyle, Countryman‘in pratikliğini aynı pakette bulabiliyorsunuz. Dört tekerlekten çekiş seçeneği ise birçok bayan için tercih sebebi olacaktır. Ortancalar pek tutulmaz ama burada Malcolm gibi bir otomobil var.

Aracın fiyatlarına buradan, yaptığım diğer testlere ise şuradan ulaşabilirsiniz.

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

INSTAGRAM

Bahçeköy Orman Yolu rüyalarımdan bir parça.
20 Mart 1984’te, henüz 1164 kilometredeyken, Frankfurt’ta ilk servisi yapıldı.
Trakya kırlarında akşamüstü gezintisi.
Üç yıl önce bugün.
Burası Bolu ile Yedigöller Milli Parkı arasında uzanan dağ yolu. Görüşün ve zeminin sürekli olarak değiştiği parkurda, tutunma ruleti oynayarak geçirdiğim doyurucu sürüş dakikalarının ardından, çok önemli bir teslimatı tamamlamanın mutluluğunu yaşıyorum. #familytime
BMW i4’le 2000 kilometrelik yol arkadaşlığımızdan bazı notlar.
Bahçeköy Orman Yolu’nda bir Isetta’nın direksiyonuna geçmeyi ve Gran Turismo coşkusuyla sürüş yapmayı gerçekten çok istiyorum. Bu fantastik sürüşe, bas efsanesi Charles Mingus’un Isetta döneminde kaydettiği Haitian Fight Song’u bence çok yakışır ve otomobil, yol, sanat üçlüsü eşsiz biçimde tamamlanırdı.
1955 yılının Paris Otomobil Fuarı’nı ziyaret edenler, geçen yüzyılın dört tekerlekli rock yıldızlarından birisinin doğuşuna tanıklık ettiler. İsmi bizdeki karşılığıyla ‘tanrıça’ ya da ‘ilahe’ anlamına gelen bu otomobilin ziyaretçiler üzerinde nasıl bir etki bıraktığı, fuar süresince imzalanan 79.000 sipariş formundan tahmin edilebilir.
Amsterdam sakinlerinin bisikletle ilişkisini gözlemleyen bir gezgin, bu şehrin tekerleğin icadına dair kutlamaları neden bu kadar uzatıp abarttığını düşünse yeridir. Tarihi kanallar boyunca tez canlı pedal çeviren kadın ve erkek yüzlerinden bir coşku, bir gurur, bir iştiyak okunuyor ki Avrupa’nın başka şehirlerinde benzerini görmedim. Hollanda başkentine özgü olduğunu düşündüğüm bir diğer konuysa bisikletlinin yayalar da dahil olmak üzere çevresine son derece kayıtsız, bazen saygısız ve çoğu zaman kurumlu olması. Bizim memlekette, sıfır kilometre B sınıfı sedan aldıktan sonra, kendisini tanrı ilan etmiş gibi süren başıbozuklardan hatırlayabileceğiniz bir tutum.
Bir teknoloji kampüsünde değil, Bavyera’da üretildiğini açıkça hissettiren ve Uçmakdere gibi zorlayıcı rotalarda elektrikli oluşuna sığınıp kolaya kaçmak, çam devirmek yerine sürüş keyfinin geleceğine dair umutlarımı tazeleyen bir otomobil.
2016 yılının Eylül’ünden bir akşamüstü.
Yeni BMW i4 ve Yeni BMW 2 Serisi Active Tourer Ürün Lansmanı Satış Eğitimi için, iki hafta boyunca, BMW ailesinin yaklaşık 450 üyesini Antalya’da ağırladık.

Bu blogu takip etmek ve yeni gönderilerle ilgili bildirimleri e-postayla almak için e-posta adresinizi girin.

%d blogcu bunu beğendi: